Sadece güzel görünmek için estetik yaptırmıyorlar! İşte gerçek sebebi….

6 Ağustos 2023

Doğru orantılı bir burun yapısı, sadece estetik değil, aynı zamanda sağlık açısından da büyük önem taşıyor. Pek çok kişi estetik kaygılarla ameliyat masasına yatsa da yeterince iyi nefes alamayan kişilerin hayat kalitesi düşüyor. Özellikle uyku sırasında yaşanan nefes alma problemleri kişinin iyi uyuyamaması nedeniyle gün içerisinde yorgun hissetmesine neden oluyor.Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Güncel Öztürk, burun ameliyatlarının yüzün genel görünümünün yanı sıra nefes alma işlevi için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekerek, “Burun koku alma ve nefes alma işlevinin yanı sıra yüzünüzün görünümü için önemli bir işleve sahiptir. Yüz şeklinizle orantılı bir burun, genel görünümünüzü daha orantılı göstermektedir. Orantılı bir burun şekline sahip olan kişi, daha özgüvenli hissedecektir.” İfadelerini kullandı.Genetik faktörler, yaralanmalar ya da kazalar nedeniyle herkesin burun şeklinin her zaman orantılı olmadığa vurgu yapan Öztürk, “Burnunuzun şeklinin orantısız olduğunu veya hoşunuza gitmediğini düşünüyorsanız, rinoplasti işlemini düşünebilirsiniz. Rinoplasti, burun şeklini iyileştirmeyi amaçlayan bir plastik cerrahi türüdür. Rinoplasti, kıkırdak kemikleri değiştirerek sadece burnun şeklini değil, aynı zamanda hem yüzün uyumunu güzelleştirecek hem de daha sağlıklı bir nefes almanızı düzeltecektir.” diye konuştu.Rinoplasti yaptırma sebepleri hem estetik hem sağlık sebeplerinden olarak ikiye ayrılıyor diyen Güncel Öztürk,"Rinoplasti yaptırma sebepleri estetik sebepler ve sağlık sebepleri olarak ikiye ayrılır. Estetik nedenlerle burun boyutunun yüzün boyutuyla orantısız olduğu durumlarda rinoplasti yapılabilir, bu nedenle burnun boyutunu azaltmak için burun küçültme veya burnu büyütmek veya keskinleştirmek için burun büyütme gerekir. Bu burun estetiği, burun ile üst dudak arasında tam olarak doğru olmayan açıyı ve burun tabanında veya ucunda iyi olmayan şekli değiştirmek için yapılabilir. Sağlık nedenleriyle, doğum kusurları veya yaralanmalar nedeniyle burnun şekil bozuklukları nedeniyle nefes alma problemlerini düzeltmek için rinoplasti yapılabilir. Bir rinoplasti ameliyatı geçirmeden önce, ister sağlık ister estetik nedenlerle olsun, rinoplasti yaptırma hedeflerinizi cerrahınızla görüşmeniz çok önemlidir. Tartışma aşamasında doktor, burun ameliyatı yaptıktan sonra oluşabilecek çeşitli fayda ve etkileri ayrıntılı olarak açıklayacaktır."Rinoplasti operasyonu öncesinde yapılması gereken birkaç şey bulunuyor. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Güncel Öztürk bununla ilgili şunları söyledi;'Önceki hastalıkların geçmişini, yapılan cerrahi prosedürleri ve tüketilen ilaç türlerini öğrenmek için bir tıbbi öykü incelemesi yapmak gerekiyor. Hangi değişikliklerin yapılması gerektiğini belirlemek için yapılacak fizik muayene çok önemlidir. Bu fizik muayenede derinin kalınlığı, burnun içinin ve dışının durumu, burnun tabanında veya tepesindeki kıkırdakların sağlamlığı gibi burnun yapısı üzerinde yapılacaktır. Fizik muayeneye ek olarak, hastanın sağlığını kontrol etmek için laboratuvar testlerine de ihtiyaç vardır. Yapılacak bir sonraki şey, ameliyattan sonra burnun sonuçlarının bir tahminini veya resmini göstermek için hastanın burnunun fotoğrafını çekmektir.Burun estetiğinin iyi geçmesi için hastanın ameliyattan önce ve sonra iki hafta süreyle kan sulandırıcı ilaçlar almaması gerekir. Sigara içiyorsanız, rinoplastiden 2-3 hafta önce ve sonra bırakmak en iyisidir çünkü sigara içmek iyileşme sürecini yavaşlatabilir. Hiç sigara içmiyorsanız, ameliyat sonrası iyileşme için etki daha da iyi olacaktır.'"İYİLEŞME NİSPETEN HIZLIDIR"Pek çok kişinin merak ettiği ise iyileşme sürecinin nasıl ilerlediği oluyor. Rinoplasti sonrası iyileşme nispeten hızlıdır, hastaların sadece 1-2 gün hastanede tedavi görmesi yeterlidir diyen Öztürk, "Emilebilir dikişler yoksa dikişler genellikle ameliyatın üzerinden yedi gün geçtikten sonra alınır. Ardından burun desteği genellikle 1-2 hafta sonra çıkarılır. Ameliyat sonrası bakımın uzunluğu, hastanın durumu ve ameliyatın karmaşıklık düzeyi ile yakından ilişkilidir. Rinoplasti sonrası iyileşme sadece hastanede yapılmaz, hastaların kanamayı ve şişmeyi azaltmak için yapmaları gereken, örneğin ameliyat edilen bölge üzerindeki baskıyı en aza indirmek için başları göğüs hizasından yukarıda uyumak gibi birçok şey vardır. Ayrıca, burun ile doğrudan temas etmemesi için başın üzerine giyilmesi gereken giysiler giymekten kaçınılması büyük önem taşımaktadır." diye konuştu.Kişilerin estetik kaygısı yoksa sağlık nedenleri ile ameliyat olması gerektiğini kendisi anlayabileceğini söyleyen Öztürk, 'Burnunda estetik kaygısı olmayan kişiler sağlık nedenleriyle ameliyat olmaları gerektiğini kendileri anlayabilir. Burnuyla ilgili sağlık sorunları yaşayan bir kişi, belirgin semptomlar veya sık tekrarlayan problemler yaşadığında ameliyat gerekliliğini anlayabilir. Örneğin, burun tıkanıklığı, solunum güçlüğü, tekrarlayan sinüzit veya burun septumu eğriliği gibi durumlar, kişinin burnuyla ilgili bir sağlık sorunu olduğunu fark etmesine neden olabilir. Bazı kişiler yaşamları boyunca bu tür sorunları normal kabul edebilir ve ameliyatın bunları düzeltebileceğini bilmeyebilirler. Bu nedenle, bu gibi sağlık sorunları yaşayan kişilerin, uzman bir hekime başvurarak durumlarını değerlendirmeleri ve gerekli tedavileri almak için danışmanlık almaları önemlidir.' dedi.

Devamını Oku

Saçkıran nedir? Sarımsak ile ilgili doğru bilinen gerçek ortaya çıktı

30 Temmuz 2023

Günümüzde hem kimyasal ürün kullanımının artması hem çevresel etkiler hem de stres, saç sağlığı için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Bunlardan biri de saç kırandır. Halk arasında yaygın olarak saçkıran adıyla bilinen rahatsızlığın tıp dilindeki adı Alopesi Areata'dır. Son olarak Işın Karaca sosyal medya hesabından son halini paylaşarak bu hastalığa yakalandığını açıkladı. Saçlarının dökülmesi nedeniyle kansere yakalandığı düşünülen 50 yaşındaki ünlü şarkıcı, şu ifadeleri kullandı:"Gördüğünüz üzere saçım yok. Kaşlarım yok. Kirpiklerim de… Hatta vücudumun hiçbir yerinde kıla dair bir şey yok.. Bugüne kadar verdiğim lazer epilasyon paralarına yazık. Siz bilmeden ben neler atlatmışım… Siz bilmeden en zor günümde bile peruk takıp şarkılarını bangır bangır söyledim. Çünkü hayat bunu gerektiriyordu… Saklamak artık daha zor gelmeye başladı hastalıktan. Paylaşma sebebim bu… Ben hep bir umutla saçlarım geri gelecek diye beklerken hastalık bu noktaya gelince benim uzun bir süre kel kalacağımı anlayınca yükü hafifletmem gerekiyordu. Hayır arkadaşlar kanser tedavisi görmüyorum!! Hastalığımın adı Alopeci Universal (AU). Kısaca saç kıranın son evresi. Hemen bunu söylemem gerekir ki ortalığı kimse karıştırmasın. Kemoterapi tedavisi gören herkese Allah acil şifa versin. Amacım asla hastalık kıyaslamak değil. Herkesin yaşadığı kendine zaten zor benimkisi ise iki yıldır süregelen bir yaşam. Hikayem çok uzun ama bir o kadar kısa. İyi okuyun… İlk aşıdan bu yana kafamda minik minik yaralar oluştu. Alerji mi dedik, 10 doktor gezdim… Değilmiş! Endokrinolojiye bağlı bir durum mu dedik, o da değilmiş. Sıra geldi ikinci aşıya. Aşıdan 2 hafta sonra o minik minik yaralar saçlarımlarla beraber döküldü. Biz o arada Emir’le saç modelleri üretmek için kuş tutuyoruz… Takma, yapıştırma, kelleyi boyama... Ne ararsan yaptık. Haydi ben bunun üstüne bir de Covid oldum mu! O minik minik dökülen saçlar bir anda para para döküldü. Baya Alopcia Areta olmuşum… İkinci kez covid geçirdiğimde dökülen para para bölgeler iyice açıldı. Örtmek artık imkansız olmuştu. Ve ben içime kapanıp kimseyle görüşemedim. Çünkü anlatamadım.En sevdiklerimin cenazesine bile gidemedim. Millet beni asosyal zannediyor, halbuki kendimle savaşıyorum o arada… Her şeyi konuşabilen kadın kendince sustu…Bu arada sürekli tedavi görüyorum. Kafama yediğim iğne sayısını, yuttuğum akıllı ilaçların miktarını unuttum. Hiç biri fayda göstermedi… 2 Ocak 2023’te hem Covid hem influenza geçirdim, inanılmaz bir kombo! Hiç tavsiye etmem…"Işın Karaca'nın bu açıklamasından sonra saçkıran hastalığıyla ilgili insanların kafasında soru işaretleri oluştu. Pek çok kişinin korktuğu 'bu hastalık nedir?', 'tedavisi var mı?', 'yayılıyor mu?' gibi birçok sorunun cevabını dermatologlar Uzman Duygu Gencer ve Doçent Dr. Sevil Erdoğan Gazetevatan.com'a yanıtladı.'SAÇ DÖKÜLMESİ ANİ OLUR'Doçent Dr. Sevil Savaş Erdoğan, "Halk arasında saçkıran olarak bilinen hastalık alopesi areatadır. Alopesi saç dökülmesi, alopesi areata (saçkıran) ise yuvarlak oval biçimli bir alanda saçın dökülmesine verilen isimdir. Alopesi areata; otoimmün yani kişinin kendi savunma hücrelerinin vücudundaki hücreleri yabancı görüp saldırması ile oluşan ve bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. " diyerek saçkırandan bahsetti.Uzman Dermatolog Duygu Gencer de Saçkıran hastalığının, Saç sakal gibi bölgelerde ani oluşan para gibi yuvarlak ya da oval şekilli dökülmeler ile kendini gösterdiğini söyledi.Doçent Dr. Sevil Savaş Erdoğan, Saçkıran'ın belirtileriyle ilgili "Bir ya da daha fazla sayıda, para şeklinde, yuvarlak, düzgün ve saçsız alanlar olarak başlar. Saç dökülmesi ani olur, sonradan çevresine doğru genişleyebilir. Kişi bunu duş sırasında ya da yastıkta dökülen saç yığınını görünce veya tesadüfen fark edilebilmektedir. Saçkıran sıklıkla saçlı deride görülmekle birlikte kaş, kirpik ve sakallarda veya kıl içeren herhangi bir vücut bölgesinde de olabilmektedir. Saçkıranda bazen tüm saçlar dökülebilir bu duruma alopesi totalis deriz. Bazen de tüm vücut kıllarının dökülmesine sebep olabilir ve bu da alopesi universalis olarak adlandırılır. Fakat bunlar oldukça nadir durumlardır." diye konuştu.Uzman Doktor Duygu Gencer tedaviyle ilgili şunları söyledi;Alıntı MetniKÜRATİF BİR TEDAVİSİ MEVCUT DEĞİL!Doçent Dr. Sevil Savaş Erdoğan da hastalığın otoimmün doğasından dolayı kronik ve tekrarlayıcı olduğunu söyledi. Erdoğan'a göre;"Ancak hafif saçkıran vakalarında herhangi bir tedavi olmadan da kıllar kendiliğinden bir yıl içinde gelebilir ve tedavi kılların daha hızlı geri gelmesine yardımcı olur. Ancak küratif tam bir tedavisi mevcut değildir. Tedavi planlamasında, genellikle hastalığın yaygınlığı ve hastanın yaşı, hastalığın süresi, tutulan bölgenin özellikleri, tedavilere uyum ve tedavi başarısı dikkate alınır. Tüm saç veya tüm vücudun tutulduğu yaygın klinik formlarda saç çıkma olasılığı hafif formlara göre daha azdır. Ergenlik öncesi başlayan, 5 yıldan uzun süren, ailesinde benzer hastalık olan kişilerde tedavi başarısı daha azdır."'SARIMSAK UYGULAMASINI ÖNERMİYORUM'Çoğu kişi 'Saçkıran hastalığına sarımsağın iyi geldiğini ve Saçkıran tedavisinde sarımsak kullanılabileceğini düşünüyor. Dermatolog Duygu Gencer sarımsak uygulamasını kesinlikle önermediğini söyledi ve ekledi;"Asit olduğu için o bölgeyi yakıp yara oluşturur, yaralar iyileşirken iyileşme dokusunda kıl folikülleri de kaybolarak o bölgede bir daha hiç saç çıkmamasına kadar gider. Ancak sarımsak özütünü belli oranda seyreltip hazırladığımız majistral formülleri hastalarımıza tedavi olarak verebilmekteyiz, bu noktada lütfen dermatoloğunuz ile iletişime geçiniz.""SAÇKIRAN TEKRARLAYABİLİR"Saçkıran'ın bulaşıcı olmadığını söyleyen Doçent Dr. Sevil Savaş Erdoğan, yayılıp yayılmamasıyla ilgili de önemli bilgiler verdi.Saçkıran tek bir yerde başlayıp olduğu yerde kalabileceği gibi, ataklar hâlinde tutulan bölgeler çoğalabilir, ayrı ayrı etkilenen alanlar uzun dönemde birleşip geniş saçsız alanlar ortaya çıkabilir. Kaş, kirpik ve sakal gibi kıl kökleri de etkilenebilir. Hastalık, ataklar hâlinde saçların kaybı ve saçların geri uzaması şeklinde devam edebilir. Hastalığın enfeksiyonlarla, mikroplarla ilişkisi yoktur. Bulaşıcı değildir.Saçkıran'ın tekrarlayıp tekrarlamamasıyla ilgili de Uzman Dermatolog Duygu Gencer, 'Herkeste değil bazı kişilerde tekrarlayabilir.Bunu öngöremeyiz. Stresi fazla ise ya da yeniden oluştuysa tekrarlayabilir' dedi.

Devamını Oku

Uzman isim uyardı! Klimalar pek çok hastalığa davetiye çıkartıyor

16 Temmuz 2023

Havaların ısınması ile birlikte klima kullanımı arttı. Evde, ofiste, arabada ,alışveriş merkezinde gittiğimiz kafelerde ve restoranlarda kısacası hemen her yerde hayatımızı konforlu hale getiren cihazlardan birisine dönüştü klima. Ortamı soğutma ve ısıtmayı sağlayan klimalar yaz-kış vazgeçilmezimiz oldu. Hayatımızı kolaylaştırdığını sandığımız klimaların bizlere olumsuz etkileri de söz konusu. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Karacan klimanın yol açtığı hastalıklar ve korunma yolları ile ilgili gazetevatan.com’a önemli açıklamalarda bulundu.Klima kullanımının sağlık açısından zararlarından bahseden Doç.Dr. Özgür Karacan şunları söyledi;"Yazın ortamların ısısını düşürmek amaçlı klima kullanımı çok yaygın. Ancak klimanın doğru kullanılmadığı taktirde solunum sistemi fizyolojisine yani normal solunum sistemi sağlığına olumsuz etkileri var. Solunum sistemi belirli bir atmosferik sıcaklıkta çalışan bir sistem. Klimayla kapalı ortamlarda ısı aşırı derecede düşürüldüğünde ( 20 derecenin altı) solunum sisteminin koruyucu örtüsü dediğimiz mukoza zarar görür. Mukozanın aşırı soğuğa maruz kalması bu örtüde çatlaklara ve koruyucu özelliğinin kaybına sebep olur. Buna bağlı olarak klima ile uzun süre temas da hastalıklara bir eğilim ortaya çıkıyor. Normal olarak o örtü koruyucu olması gerekirken çatlak oluşup kuruduğunda mikroorganizmalar buradan içeriye girebilir ve insanlar daha sık klimaya bağlı olarak üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimiz virüslerin oluşturduğu tabloyla karşılaşabilir."Uzun süre klima çalışan ortamlarda bulunmak pek çok hastalığa da davetiye çıkartabiliyor. Klima sebebiyle doktora başvuran kişilerin sayısı yaz aylarında artıyor. Klima kullanımı bakteriyel ve viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını arttırıcı bir özellik taşıdığını belirten Karacan, "Klimaların soğutma sistemi kullandıkları sıvı rezervuarlarda mikroorganizmalar olabilmektedir. Klimalar o sulu sistemlerin içerisine yerleşen, çoğalan mikroorganizmaların dışarıya dağılımına neden olur. Sadece klimayla ilişkili lejyoner hastalığı denilen hastalıklar oluşabilmektedir. Klimanın sulu sisteminde çoğalan ve klima özelliği dolayısıyla dışarıya çıkan organizmaları insanlar soluyarak Legionella denilen mikroorganizmanın oluşturduğu lejyoner hastalığı denilen hastalığa maruz kalabilirler." dedi. 'ARABADAKİ KLİMA BAKIMININ DÜZENLİ YAPILMASI ŞART!'Peki pek çok rahatsızlığı ortaya çıkartan klimaların zararlarından korunmak için ne yapmalıyız? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Karacan klimaların şartlara uygun olarak sık sık temizlenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Karacan'a göre;"Filtrelerinin mutlaka bakımı gerekir. Temizlenmemiş filtrelerde her türlü mikro düzeydeki alerjik olabilecek protein yapılar, alerjik polen yapıları ya da ev içerisinde kedi, köpek gibi hayvanların oluşturduğu yapılar klima tarafından çekilir. Filtreler temizlenmediği ve toplayıcı özelliğini tam tersi yayıcı özellik haline getirdiği için alerjik hastalıklar artabilmektedir. Temizliği ve bakımı zamanında yapılmayan klimalar enfeksiyon ve alerjik hastalık kaynakları olabilmektedirler. Biliyorsunuz araçlarda da uygulanan klima sistemleri var. Evlerin klimaları var. Ama bir de plaza gibi kapalı ve büyük ortamlarda, iş yerlerinde kullanılan genel klimalar var. Özellikle büyük iş yerlerinde kullanılan genel merkezi klimalar bakımları iyi yapılmazsa kalabalık iş ortamlarında bahsettiğimiz mikrooroganizmaların, alerjik yapıların yayılması hızlanır. Kişiler hem enfeksiyonlarla hem de alerjik etmenlerle karşılaşabilmektedir. Yine arabalardaki polen filtresinin, arabalardaki filtre bakımının yıllık düzenli yapılması şart. Araçlarda klima çalışırken arada bir pencereyi hafif aralamak doğal hava akışını sağlamak gerekir.'ORTAM DOĞAL HAVA ALMALI'Klimanın yanlış kullanımıyla pek çok sağlık sorunu ortaya çıkabiliyor. Sürekli klimanın çalıştırılması ev veya ofis her nerede olursak olalım zararlı. Ortamın tamamen kapalı olması ve hiçbir şekilde hava girmemesi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu sorundan nasıl kaçabileceğimizin yollarını açıklayan Doç. Dr. Özgür Karacan şunları söyledi;"Klimanın bakımlarını yapmak kadar ortamın doğal hava almasını sağlamak da çok önemli. Mutlaka normal havalandırmanın da bir yandan devam etmesi lazım. Yani oda olsun araç olsun ofis ev olsun ortamın tamamen kapalı olmasını önermiyoruz. Bir yerde aşırı ısıyı önlemek için klimatizasyon yapılabilir ama bir yandan da normal hava akımının sağlanması garanti edilmelidir. Kişilerin uzun süre düşük sıcaklıklara maruz kalmamaları gerekir. Soğutucu akımın direkt üst solunum yollarına doğru yönelmesinin önüne geçmek gerekir. Yani o akım sisteminin yüze, sinüslere ve buruna doğru değil de aşağıya doğru olması önemli. Klima akımını direkt yüzümüze doğru, solunum sistemine doğru almamalıyız."Klimaya bağlı çıkan hastalıklarla ilgili de konuşan Karacan, "Klima ile bağlı hastalıklar 1976 yılında Amerika Philadelphia savaş gazilerinin toplandığı bir otelde ilk kez tespit edilen bir durumla ortaya çıktı. O buluşmada 221 kişi hastalandı, 34’ü yaşamını yitirdi. Ağır bir hastalık olan Legionella pneumophila mikroorganizmanın yarattığı lejyonellozis adlı hastalık tanımlanmış oldu. Bu hastalık 1976 yılında beri tanımlanmış, bilinen klima ilişkili bir durum. Sadece klima da değil su rezervuarları yanı iç ortamlardaki su kaynakları, göller, dekoratif amaçlı kullanılan havuzlar bu tür sistemlerde biriken mikroorganizmalar. Hala hastalık yapıcı kuvveti fazla, akciğerde zatürre yapıcı bir mikroorganizma Legionella pneumophila ve buna bağlı olarak gelişen leyjoner hastalığı ilk defa klima sistemlerinde ortaya çıktı." diye konuştu. 

Devamını Oku

Havuza girmeden mutlaka bunu yapmalısınız! Uzman isim uyardı

12 Temmuz 2023

Yaz aylarında en çok yapılan etkinliklerden biri havuza girmek. Sıcak günlerin vazgeçilmezi havuzlar özellikle de çocuklar için tehlike saçıyor. Havuz suları dezenfekte edilmek için klorlanıyor. Havuzu zaten özellikle alerjik çocuklar açısından tehlikeli yapan da klordur. Peki havuz klorunun zararları nelerdir? Nelere dikkat etmeliyiz? Uzmanlar gazetevatan.com'a değerlendirdi.ÇOCUKLARDA SIK HASTALIK NEDENİUzman Dr. Kübra Cenkçi göre klorun alerjik bir madde olduğuna dikkat çekerek, "Klor astımı, alerjisi olan çocuklarda bu şikayetleri tetikleyebilme potansiyaline sahip olan bir madde. Özellikle alerjik olan bireylerin klorlu havuzlara dikkat edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda klor, mikrobiyotaya ciddi zarar veren maddelerden bir tanesi. Bağırsaklarımızda bizleri korumak için canlı mikroormanizmalar vardı. Buna mikrobiyota da diyoruz. Mikrobiyotada bağırsaklardaki bizim için yararlı olan bakterilerin çoğunun ölmesine neden oluyor klor ve bağırsak floramızın değişmesine neden oluyor. Bu da mikrobiyata değişince ve mikrobiyota zarar görünce çocuklarda çok sık enfeksiyon geçirme ve hastalanmalar görüyoruz. Bağırsaklardaki probiyotik dengesinin değişmesi, yararlı olanların ölüp, zararlı organizmaların çoğalması çocuklarda sık hastalanmaya neden olur. Klorda mikrobiyotayı bozduğu için buna neden oluyor." ifadelerini kullandı.MUTLAKA DUŞ ALINMALIKübra Cenkçi, "Klor astımı ciddi tetikleyen bir madde olduğu için alerjik bazı çocuklarda klor duyarlılığı diğer çocuklardan daha fazla olduğundan, böyle çocuklarda havuza girip çıktıktan sonra ciddi astım atakları ve hastalığın tetiklenmesi gibi durumlar görebiliyoruz. Aynı zamanda klor, vücudumuzda ter ve idrarla birleştiğinde daha zararlı bir hale geliyor. Bundan dolayı da ciltte de sıkıntılara neden olabilir. Havuza girmeden önce duş alınsın denir bu yüzden." diye konuştu.Çocukların çoğu havuza girip çıkarken duş almıyor. Bunun vücuda zararlı olduğunu belirten Cenkçi, astımı olan çocuklar hakkında aile bireylerine önemli uyarılarda bulunarak şunları söyledi;"Astımlı olan çocukların, havuzda çok uzun vakit geçirmesini istemiyoruz. Her çocuğun, insanın havuza girmeden önce, klorun terle birleşip daha zararlı etki göstermesi nedeniyle havuza girmeden önce mutlaka duş almasını istiyoruz. Havuzlarda bu yüzden duş konulur hep.'8-9 YAŞININ ALTINDAKİ ÇOCUKLAR YÜZME BİLSE DAHİ KOLLUK TAKMALI'Doktorların yaz aylarında en çok karşılaştığı kazalardan biri de havuz kenarında kayıp düşen çocuklar. Kayıp düştükten sonra kırık, çıkık ,zedelenme ve travma yaşayan çocukların arttığını söyleyen Cenkçi, bu sorunu yaşamamaları için ebeveynlerin çocuklarını gözünden ayırmamaları gerektiğini söyledi. Uzman isim, şunları söyledi;"Havuz kenarları kaygan zeminlerdir. Bizim yaz döneminde en çok gördüğümüz yaralanmalar havuz kenarında kayıp düşen, bir yerini kıran, zedeleyen çocuklar oluyor. Çocukların kaymaz tabanlı bir şeyler giymesini öneriyoruz. Travmalar çok fazla olabilir, kayıp düşmeler başını çarpmalar çok oluyor. Onun haricinde yüzme bilmeyen çocuklar mutlaka yanında bir ebeveynle hem denize hem havuza girmeli.GÜNEŞ KORUYUCUYU DÜZENLİ KULLANIN!Anne babaların havuz başında çocukların yanında olup, çocukları izlemeleri gerektiğini söyleyen Kübra Cenkçi, "1 saniye bile olsa çocuğa bakmadığımız anda çocuklarda boğulma görebiliyoruz. Buna dikkat edilmesi gerek. Çocuklar havuz başında yalnız kalmasınlar. Kaygan zeminlerde, kaydırmaz tabanlı bir şey giymeliler. Özellikle küçük yaşta, 5 yaşın altındaki çocuklarda daha önemli ama bütün çocuklarda da önemli olan güneş kremi. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda da uzun kollu havuza, denize uygun kıyafetler var onların tercih edilmesi gerekiyor, güneşe direk maruz kalmamak için. Havuz başında uzun vakit geçirebiliyor çocuklar, bu da ciltte yanma tehlikesi ve güneş yanığı tehlikeleri olabiliyor. Güneş koruyucularını düzenli kullanmaları ve sık sık tekrar etmeleri gerekiyor. Aileler buna dikkat etmeli. Havuz suyunun yutulmasını hiçbirimiz istemiyoruz ama bazen çocuklar bunu yutabiliyor, oyun olarak da yapabiliyor bunu. Havuzdaki suyun zararlı olabileceğini anlayan yaştaki çocuklara anlatıp, bu suyu içmemeleri gerektiğini söylemek lazım." diye konuştu.Ailelerin çoğu evlerine de çocuk havuzu almaya başladı. Peki 'çocuk havuzu alınırken nelere dikkat etmeliyiz?' sorusuna Cenkçi şu yanıtı verdi;"Evde kullanılan havuzun yapıldığı madde önemli. Alerjik bir şey içermeyen maddeden yapılması. Vücuda zararı olan herhangi bir madde içermemesi gerek. Bunlar yapıldığı plastik maddelerin çoğu çocuk havuzlarında özellikle çocuğa zarar vermeyecek cinsten olmalı buna dikkat edilmeli. Otellerde, tatil bölgelerindeki havuzlarda çocuklar için yapılan havuzların tek farkı boyut farkı. Yetişkin havuzlarından yükseklik olarak daha kısa mesafeli oluyor.'KLORU CİLTTEN TEMİZLEMEK ÖNEMLİ'Dermatoloji Uzmanı Dr. Sertaç Sever, havuz suyunun enfeksiyon riski bulunduğuna ve klorun ciltten temizlenmesi gerektiğine değindi. Sever, "Havuz suyunda mikroorganizmalar ve kirleticiler bulunabilir, bu nedenle düzenli dezenfeksiyon ve temizlik önlemleri alınmalıdır. Ayrıca, klor kullanımı cilt tahrişine neden olabilir, bu yüzden klor seviyeleri kontrol edilmeli ve duş alarak kloru ciltten temizlemek önemlidir." diye konuştu.Havuza girmeden önce temiz olup olmadığına mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor. Güneşten korunmak ve cilt sağlığımız için dikkat etmemiz gerekenlerle ilgili de Sertaç Sever, önemli uyarılarda bulundu;Havuz suyu çocukların cildini tahriş edebiliyor. Havuza girmeden önce mutlaka duş alınması gerekiyor. Havuz suyunda bulunan kimyasalların temizlenmesi gerekiyor. Dermatolojik onaylı güneş kremleri kullanmanın faydasından da söz eden Sever, "Havuz suyu, bazı çocuklarda cilt tahrişine veya hassasiyete neden olabilir. Havuzlarda kullanılan klor ve diğer kimyasallar, bazı çocuklarda ciltte kuruluk, kaşıntı, kızarıklık veya alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Korunma için, çocukların havuza girmeden önce duş alması ve havuz suyundan çıktıktan sonra duş alarak ciltlerini temizlemeleri önemlidir. Böylelikle, havuz suyunda bulunan kimyasalların ve kirleticilerin cilt üzerindeki etkileri azaltılabilir. Ayrıca, çocukların hassas ciltleri için uygun, dermatolojik olarak onaylı güneş koruyucu krem kullanmaları ve havuz çevresindeki kimyasallarla teması engellemek için kaymaz terlik veya ayakkabılar giymeleri önerilir. Terlik kullanılması siğillerin bulaşmasını da engeller. Eğer çocuğunuzda cilt reaksiyonları veya tahriş belirtileri görülüyorsa, bir dermatologdan destek almanız önemlidir." şeklinde konuştu.KLORUN CİLDİNİZE ZARAR VERMESİNİ ENGELLEYİNKlorun ciddi zararlarından korunmak için duş almak gerektiğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Dr. Sertaç Sever, "Klor, bazı insanlarda cilde zarar verebilir. Klor, ciltte kuruluk, tahriş, kızarıklık veya kaşıntı gibi reaksiyonlara yol açabilir. Bu etkiler, klor seviyeleriyle, kişinin cilt hassasiyetiyle ve uzun süreli maruziyetle ilişkilidir. Klorun cilde zarar vermesini önlemek için duş almak, kimyasallarla teması önlemek ve klor seviyelerini kontrol etmek önemlidir. Hassas cilt durumunda ise bir dermatologdan destek almak önerilir." diye konuştu. 

Devamını Oku

Kurban Bayramında et tüketimine dikkat! 24 saat uyarısı geldi

28 Haziran 2023

Kurban Bayramı, sevdiklerimizle bir araya gelip, keyifli sofralarda çeşit çeşit yemeklerin yendiği güzel günleri içinde barındırıyor. Ancak bayramda beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi sağlık için bazı sakıncaları da beraberinde getirebiliyor. Bayramda kesilen kurban etlerini doğru pişirerek tükettiğimiz etlerden en iyi şekilde faydalanabilir, sindirim sistemimizin güçlenmesi için önemli bir adım atabiliriz."Hem sağlık hem de lezzetli yemekler için taze kurban eti nasıl pişirilir?" sorusunun yanıtı bu süreçte merak ediliyor. Kurban Bayramın'da kesilip yenilen etlerle ilgili kafalarda çok soru işareti var. Kurban Bayramı'nda özellikle etin kesiminden, saklamasına ve tüketimine kadar pek çok noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir.Kurban eti sindirimi en zor besinlerden biridir. Peki kurbanımızı satın aldıktan sonra nasıl bir yol izlemeliyiz? Şef Ender Bozkurt Kurban etinin ne zaman tüketilmesi ve nasıl tüketilmesi gerektiği hakkında önemli bilgiler verdi.'24 SAAT GEÇMESİ GEREKİYOR'"Kurbanımızı satın aldıktan sonra ilk olarak işin ehli bir ustasına kestirmemiz gerekmektedir. Ustamız kurbanı kestikten hemen sonra uygun bir şekilde etin pirzolasını, kaburgasını, şişliğini, kıymalığını, kemikli etini, ciğerini, dalağını, ayağını ve kellesini uygun bir şekilde ayırması gerekiyor. Kurban kesildiği gün itibarı ile bizim kurbanın, anca ciğerlerini yiyebiliriz.Kurban kesildikten sonra bir ciğer kavurmayı afiyetle yiyebiliriz. Kurbanımızın diğer parçalarını yiyebilmemiz için en az 24 saat geçmesi gerekmektedir o kurban eti sıcak olduğu için çok sert olacaktır ve normal dolapta illaki dinlenmesi gerekecektir.KURBAN KESEN VATANDAŞLARA UYARI!Şef Ender Bozkurt'un kurban kesen vatandaşlara da bir uyarısı var. Bozkurt'a göre;"Kurban etlerinizi güzelce parçalara ayırıp derin dondurucuda saklamamız gerekmektedir ihtiyacımız olduğu zaman bir gün öncesinde derin dondurucudan çıkarıp, normal dolaba koyabilirsiniz. Bir de şöyle bir durum var; kurbanımızın etlerini eğer dağıtacaksak, geriye kalan parçaları küçük küçük yani sotelik doğrayıp büyük bir tencerede kısık ateşte 4-5 saat kavurduktan sonra dolaba girecek bir veya iki tencereye koyup her yemeğe 2 veya 3 kaşık koyup diğer kurban bayramına kadar kullanabilirsiniz sıkıntısız bir şekilde. Kurban etimizden kendimize ayırdığımız hakkımız olan etleri, ufak ufak yani sotelik doğradığımız etlerin kemikleriyle güzel bir haşlama yapabiliriz veya kemikleri kaynatıp suyunu derin dondurucuya atıp şifa ve sağlık niyetine kullanabiliriz."'SAKİN ATEŞTE PİŞİRİLEBİLİR'Kurban Bayramı sonrası yenilecek etlerin pişirme süresi ve şekli de büyük önem taşıyor. Etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemine de çok dikkat edilmelidir. Yumuşacık lokum gibi et pişirmek için doğru yöntemleri bilmeniz gerekir. Eti istediğiniz yumuşaklıkta pişirmek için pişirme tekniği oldukça önemlidir. Bununla birlikte pişirme süresini yapacağınız et yemeğine göre iyi ayarlamanızda yarar vardır. Peki, kurban eti nasıl pişirilir?Şef Ender Bozkurt bu konuyla ilgili de şunları söyledi ; Kurban etinin pişirme şekli genel olarak şöyledir; Kurbanı kesen usta kurban etinin etlerini düzgün bir şekilde parçaladıktan sonra her parçalanan etin pişirme şekli değişebilir. Örnek vermek gerekirse, pirzola kaburga etleri mangalda sakin bir ateşte pişirilebilir. Mangal yakamıyorsak evde, teflon tavada domates biber eşliğinde de pişirebilir.'Hayvanın parçalama esnasında kol boynundan ve ayaklarından güzelce haşlamalık etler çıkar. Etleri güzelce bir sudan geçirip varsa düdüklü tencere ya da normal bir tencereye yarısından fazlaca suyun içine patates,soğan, havuç ve bir tutam tuz ilave edip haşlama yapabiliriz.' 

Devamını Oku