Gazetelerde televizyonlarda sağlıkla ilgili bir haber olmadığını göremezsiniz. Sohbetlerde de sağlık birinci sırayı tutuyor. Eskiden lafa girmek için “havadan” konuşulurdu, şimdi sağlıktan.
Aslına bakarsak hepimiz birer “sağlıklı yaşama manyağı” haline de gelmedik değil. Bir ay önce “zararlı” diye kaçtığımız yiyecekler bakıyorsunuz bir anda “olmazsa olmaz” hale gelmiş. Ne yapacağımızı şaşırıyoruz.
Şimdi size bütün bu kargaşa içinde “yüreklerinizi ferahlatacak” ve “Oh be nihayet sağlıklı yaşamın yolunu buldum” dedirtecek “son” sağlık haberlerini sunmak istiyorum.
Amerika’nın en ünlü sağlık merkezlerinden birinin en çok sorulan sorulara verdiği cevaplar bunlar. Çok seveceksiniz eminim. Çünkü işin gerçeği, onca sağlık uyarılarına, önerilerine rağmen galiba aslında şimdi okuyacaklarınıza göre yaşıyoruz.
Siz yine de bu önerilere fazla kulak asmayın ama yazı bitince mutlaka şunu düşünün: “Ben bu kurallara en iyi uyanlardan biri miyim yoksa?”
SORU: Kardiyovasküler egzersizlerin hayatı uzattığını duydum, doğru mu?
CEVAP: Kalbinin ömrün boyunca atacağı sayısı bellidir, hepsi bu işte... Egzersizle bu sayıyı yeme. Her şey zamanla eskir. Kalbini hızlandırmak hayatını uzatmıyor. Bu, arabayı hızlı kullanınca ömrü de uzar demek gibi bir şey. Uzun mu yaşamak istiyorsun? O zaman uyu...
SORU: Eti bırakıp daha fazla meyve ve sebze mi yemeliyim?
CEVAP: İşin özünü yakalamalısın. İnek ne yer? Saman ve mısır. Bunlar ne? Sebze... O zaman bonfile yemek sebzenin vücuda en uygun kazandırılma mekanizmasıdır. Hububat mı yemek istiyorsun, tavuk ye, yeşillik mi istiyorsun, biftek ye.
SORU: Alkolü azaltmam mı lazım?
CEVAP: Asla! Şarap üzümün suyudur, brandi damıtık şaraptır, daha özlüdür, bira tahıldır, kafana dikebilirsin.
SORU: Vücut yağ oranımı nasıl hesaplamalıyım?
CEVAP: Bir gövdeniz ve yağınız varsa oran bire birdir. İki gövdeniz bir yağınız varsa ikiye birdir, bunun gibi.
SORU: Düzenli jimnastiğe devam etmenin faydaları nedir?
CEVAP: Bir fayda bile düşünemiyorum. Burada mantık şu olmalı: Ağrı yoksa her şey yolunda!
SORU: Kızartmalar kötü müdür?
CEVAP: Uyarıları iyi okumuyorsunuz galiba. Yiyecekler nebati yağda kızartılıyor. Hatta yağa doyuyor. Daha fazla bitkisel gıdanın neresi kötü?
SORU: Çikolata benim için kötü müdür?
CEVAP: Deli misiniz? Kakao tanecikleri... Yani, başka bir cins bitkisel gıda. Çevredeki en mükemmel tat verici yiyecek.
SORU: Yüzmek formum açısından iyi midir?
CEVAP: Yüzmek formunuz açısından iyi olsaydı, balinayı bir düşünsenize.
Bu haftanın fıkraları da Yıldırım Tuna’dan;
Yem
Oltamın misinası fırlatma kamışının makara kısmında tamamen karışmıştı. Karımdan ve baldızımdan rica ettim, sokağa çıktık, misinanın ucundan tutarak kaldırım boyunca açıldılar, ben de misinayı düzgünce makara kısmına sarmaya başladım. Oradan geçen yaşlıca bir adam oltanın ucundaki iki güzel kadını görünce “Harika” dedi, “Gerçekten merak ettim. Beyefendi, acaba yem olarak ne kullanıyorsunuz?..”
Kanguru
Avustralya Turizm Bakanlığı’nın internet sayfasında turistler tarafından en fazla sorulan soru ve cevabı:
- Avustralya caddelerinde kanguru görebilir miyiz?..
- Tabii ki görebilirsiniz... Ama bu ne kadar içtiğinize bağlı...
İki kaynana
Adam barda arkadaşına dert yanıyormuş: “Dün evdeki kaynana terörüne bir çözüm bulduğumu zannedip onu görmeyeyim diye deliler gibi içtim”
Arkadaşı, “İşe yaradı mı bari?” diye sormuş.
“Nerdee, tam tersi” diye cevap vermiş adam, “Eve gittiğimde bu sefer aynısından iki tane olmuşlar ve beni bekliyorlardı.”
Ona ağlıyorum
Harika bir evlilik töreniydi. Kızın annesi çok zor anlar yaşadı, bir an kendini tutamayıp ağlamaya başladığında hemen yanına gidip “Üzülmeyin” dedim, “Genç kızlar kocalarını seçerlerken babalarını örnek alırlar.”
Kadın cevap verdi: “Biliyorum, onun için ağlıyorum ya..!”
Seni seviyorum
Bir tanecik kocam, canım erkeğim, senin kalbini kırdığım için dünden beri uyuyamıyorum. Çok haksızdım. Unutup beni affedebilir misin? Yokluğunu her an, her saniye içimde hissediyorum. Aptalın biriyim ben. Hiç kimse senin yerini dolduramaz. Seni seviyorum... Aşkım, karın..
Not: Milli piyango yılbaşı büyük ikramiyesini kazandığın için tebrikler...
Erkek “Güzin Abla” neden yok?
Son günlerde internette dolaşan bir espri çok konuşuluyor. Okumayanlar için sayfaya koymayı düşündüm.
Dikkat ettiniz mi gazetelerin dert köşelerinde okurlarına cevap yazanlar onların dertlerini paylaşarak yol gösterenler hep kadın. Peki “neden hiç erkek dert köşesi yazarı” yok?
Olsaydı ve adı da örneğin “Güzin Abla” yerine “Erkan Abi” olsaydı ve aldatıldığını anlatan bir kadına cevap yazmak zorunda kalsaydı ne yapardı?
Buyrun, önce soru:
Sevgili Erkan Abi;
Bana yardımcı olursunuz diye size yazıyorum. Geçen gece işe giderken kocamı her zamanki gibi evde TV seyrederken bıraktım. Arabamla daha 500 metre gitmiştim ki motoru stop etti. Hayli uğraşıp çalıştıramayınca kocamdan yardım almak için eve geri döndüm. Eve girince gözlerime inanamadım. Kocam komşunun kızı ile yatağımızda. Ben 32, kocam 34 yaşında, komşunun kızı ise 22. Biz 10 yıldır evliyiz. Yakalanınca resmen çöktü ve itiraf etmek zorunda kaldı. 6 aydır birliktelermiş. “Ya bu ilişki şimdi burada bitecek veya evliliğimiz” dedim bağırarak. O gün işi bıraktı, git gide artan bir depresyona girdi. Onu çok seviyorum ama o ultimatomu çekince yok oldu. Resmen eridi. Artık ona ulaşamıyorum. Lütfen bana yardım eder misiniz? Sevgilerimle.. Ayşe.
Ve işte cevap geliyor:
Sevgili Ayşe;
Hava soğuksa, hele bu tip kısa mesafelerde motor ısınmadan gaza bastıysan arabalar genelde bunu yapar. Bu durumda, kaputu aç yakıt borularına şöyle bir bak, ezilme, çöküntü gibi bir şey var mı? Manifolt bağlantılarını ve karbüratörü gözden geçir. Eğer bu yaptıkların sorunu çözemezse sorun yakıt pompasında olabilir. Bujilere yeterli benzin gelmiyordur. (Araban tüplü mü benzinli mi dizel mi yazmamışsın) Sanırım yardımcı oldum.
Erkan abin...
Ben adaletin işime gelen tarafını severim. Bir Türk Başbakanı

