Rüzgar
Bize satın almak istediğimiz evi gezdiren emlak komisyoncusu, “Bizde yalan, aldatmaca falan asla olmaz abi” diye söze başladı. “Bu gezdiğimiz evin iyi yönleri de var, kötü yönleri de.. Kötü yönü evin bir cephesinin şehir çöplüğüne, diğer cephesinin ise mezbahaya bakıyor olması.” Merakla “Tamam da..” dedim “O zaman bu evin ‘iyi yönü’ ne olabilir ki?” Komisyoncu: “Balkona çıktığınızda rüzgarın hangi yönden estiğini ‘şak’ diye anlarsınız.”
Dayak
Adam hayatında ilk defa trenle seyahat etmek için gara gitmiş ama prosedürü bilmediği için yanlışlıkla yük vagonlarına girip oturmuş. Yolculuk bitip tam vagondan inerken onu görüp kaçak yolcu zanneden güvenlik görevlileri adamı yakalayıp bir güzel dövmüş. Köyüne döndüğünde ona “Trenle yolculuk nasıldı?” diye sorulunca “Harika bir şey” demiş adam, “Bir de şu dayak olayını kaldırsalar keyfine doyum olmayacak.”
Kutup ayısı
Parasızlıktan alışveriş merkezinin birinde ‘Kutup Ayısı’ gibi giyinerek mağazaya gelen müşterilere soğuk içecekler sunmamı istedikleri bir iş buldum.. Adamın biri yanıma sokuldu. “Bu şeyi giyince kendini aptal gibi hissetmiyor musun?” diye sordu sırıtarak. “Kim? Ben mi? Neden aptal biri gibi hissedeyim ki?” dedim sinirlenerek, “Bir kere bir kutup ayısının yanına gidip konuşmaya çalışarak komik duruma düşen sensin salak? Gırrr!”
Ne bileyim?
Temel, karanlıkta yalnız başına yürürken soyguncunun biri üzerine atlamış. İkili kıyasıya yerde debelenerek bir güreşe başlamışlar. Dakikalar sonra daha önceden hazırlıklı olan soyguncu Temel’in sırtını yere yapıştırmış. Ceplerine bakıp birinde 25 kuruş bulmuş. “Aptal adam! Direnip hayatını bu 25 kuruş için mi tehlikeye attın?” demiş. “25 kuruşla yetineceğini ne bileyim?” diye cevaplamış Temel yattığı yerden doğrulmaya çalışarak, “Bir anda çorabımın içindeki 1000 doların peşinde olduğunu sandım.”
Rulet
Ruleti çok severim. Kıbrıs’a her gittiğimizde oynarım. En son gittiğimizde çok şanssız bir gecemdeydim. Karıma “Son yüz dolarım kaldı” dedim, “Nereye koymamı önerirsin?” Karım “Bence hemen cebine koy da gidelim buradan.”
Şeker
Kilisenin kimsesiz çocuklar yetiştirme yurdunda 18 yaşını bitirmiş 3 kızın yurttan ayrılma töreninde başrahibe kürsüye çıkmış: “Bu gün özenle korunduğunuz dünyadan günah dolu bir ortama adım atıyorsunuz. Uyarmalıyım ki erkekler sizi elde etmek için her şeyi deneyeceklerdir. Sizleri yemeğe davet edecekler, içki ikram edecekler, oradan evlerine veya motellere götürecekler, sizlere korkunç şeyler yapıp işleri bittikten sonra cebinize 40-50 dolar koyup başlarından defedeceklerdir.” Kızlardan biri “Bir dakika efendim” demiş, “Yani bizden istifade ettikten sonra bize para mı verecekler?” Rahibenin “Evet yavrum neden sordun?” demesi üzerine kız cevabı yapıştırmış: “Hiiç.. Rahip efendi bizi sadece şekerle savıyordu da..”
Türkçemi arıyorum
İstanbul Teknik Üniversitesi Dil ve İnkılap Tarihi Bölümü eski öğretim görevlilerinden Nadiye Sarıtosun, Türkçemizin giderek bozulmasına şiirsel bir dille tepki vermiş. Bence okurken hem gülümseyecek hem de içinizi çekerek “Nasıl oldu da gerçekten bu hale geldik” diye düşünmeden de edemeyeceksiniz.
Bu yazıyı çok beğeneceğinizi umuyorum. Haftaya da Nadiye Sarıtosun’un bir başka yazısını da paylaşacağım sizlerle..
Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Hani bir ferman yayımlamıştı,
Bu günden sonra divanda, dergahta, bergahta, mecliste, meydanda,
Türkçe’den başka dil konuşulmaya diye.
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının billboard, sayı tabelasının skorboard,
Bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde welcome,
Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plaza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, girişimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmaya sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlâyı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri oley oley, şaşırınca woov diyeniniz,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, neskaaaave içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı... hani
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?
Gani Yıldız’dan
* Öğrenciler, YGS ile aynı güne gelen ileri saat uygulamasının tarihinin değiştirilmesini istiyor. İleri demokrasi tartışması bitti,
ileri saat başladı. İlerlemek bize iyi gelmiyor.
* Alkollü sürücülere iyi haber: Yeni yasa taslağına göre alkollü araç kullanma limiti yükseliyor. Yasadan sonraki sarhoş sürücülerin halini üstat Levent Kırca bile canlandıramaz.
* Bakalım AKP, 12 Haziran seçimi öncesi kaç “Allah kuruşu” yardım dağıtacak.
* Başbakan, ABD Büyükelçisi için, “Yargı kararını beklemeden yapılan yorumlara ‘acemi elçilik’ denir” demiş. Demek ki medyamızın büyük
bölümü acemi, zira insanı dava devam ederken suçlu ilan ediyor.
* Bakalım “yaşam tarzlarının güvencesi” olmakla övünen iktidar, “Dekolte kadın
tacize uğrar” diyen profesöre karşı vatandaşlarını savunacak mı?

