“Yenilik” ve “değişim”in farkına varamıyorum

Haberin Devamı

Açık bir gerçek ki, Başbakan Erdoğan’ı izlemek bile baş döndürüyor. İnsanüstü bir gayretle oradan oraya koşturuyor, sürekli görüşmeler yapıyor, konuşuyor, anlatıyor.

Ancak söylediklerinin pek çoğunun doğru olmadığı ya sonradan ortaya çıkıyor ya da bizzat kendisi düzeltme gereği hissediyor.

Çok geriye gitmeden, Libya’ya Batı’nın müdahale etme kararı verdiği günlere gidelim. NATO müdahale edeceğini söylediğinde Başbakan “NATO’nun orada ne iş var ya, böyle saçmalık mı olur?” demişti. Birkaç gün sonra sözlerini düzeltti, operasyonu NATO’nun yapması gerektiğini söyledi, daha da ileri giderek “Harekâtın merkez üssünün Türkiye olması” konusunda çaba harcadı, sonunda başardı da, İzmir Libya operasyonunun merkezi oldu.

Füze Kalkanı olayı başlı başına incelenmesi gereken bir durum.

Başbakan önce bu kalkana pek sıcak bakmıyormuş gibi davrandı. Ardından “Bu NATO’nun kararıdır, uyacağız” dedi. Ama şartı vardı; “Füze Kalkanı İran’a karşı kullanılmayacak, bu kalkan İsrail’e korumalık yapmayacak.”

Bu kararla gitti Erdoğan NATO toplantısına ve yandaş medyadan Başbakan Erdoğan’ın NATO toplantısında büyük zafer kazandığını öğrendik. Erdoğan bastırmıştı ve NATO anlaşmaya füze kalkanının İran’a karşı kullanılacağını ve İsrail’i de koruyacağını koyamamıştı. Hepimiz sevindik. Başbakan masaya yumruğunu vurmuştu ve NATO ülkeleri korkup gerilemişti.

Ama bu da çok sürmedi. Amerika, Erdoğan’ın Obama ile (nedense) “tarihi ve kritik” görüşmesinden hemen iki gün önce bir açıklama yaptı. Üç noktayı kesin dille belirtti;

1- Türkiye’ye kurulacak füze kalkanı radarı Amerikan malıdır. Yani Amerika’nındır.

2- Bu radar sadece İran’dan kalkacak balistik füzeleri izleyecektir.

3- Bu sistemin asıl amacı İsrail’i korumaktır.

Amerikalılar İsrail konusunun üzerine basarak “Kimse Amerika’nın İsrail’i korumak konusundaki çabasına karşı çıkamaz” da dedi.

Ne olacak şimdi?

Başbakan ne söylediyse tam tersi uygulanacak. Nerede kaldı NATO’da kazandığımız zafer. Ya doğruların halktan gizlenmesi?

Buna karşı, kamuoyu araştırmalarına bakıyoruz AKP’nin oyu sürekli artıyor. Seçimden yüzde 49,5’la çıkan AKP bugün seçim olsa yüzde 55 oy alacak duruma gelmiş.

Evet, yandaş medya çok haklı. Sadece kendimi ortaya koyuyorum; ben gerçekten bu halkı okuyamıyorum, “yenilik” ve “değişimin” farkında değilim.

Demek ki Türkiye’nin yarıdan fazlası, söylenenlerin doğru olmamasını daha fazla tercih ediyor. Doğru söylenmedikçe lidere olan sevgi, bağlılık ve hatta sadakat artıyor.

Doğru, ben halkı anlamıyorum, sırça köşkte oturuyorum, değişim ve yeniliği algılayamıyorum. İtiraf etmeliyim...

***


Tatil notları

Akyaka’da göklere uçuş


Akyaka son 4-5 yıldır en az bir kere gittiğim, sessiz, sakin çok şirin bir belde. Gökova Körfezi’nin bittiği noktada. Muğla’dan aşağı iniyorsunuz, Marmaris Dalaman kavşağında.

Azmaklar’dan fışkıran buz gibi sular, Akyaka’yı baştan başa dolaşan küçük nehirler oluşturmuş, üzerinde gezen kazlar, ördekler, kenarındaki balık lokantaları, devasa boydaki sazlar Akyaka’yı cennetten bir köşe yapıyor.

“Ama” dedi Akyakalı bir dostum “Eğer buraları yazacaksan fazla övme, biz burada çok mutlu ve sakin bir yaşam sürüyoruz, doluşmasın her yer.”

Güldüm “Tamam, güzel ama sakın gitmeyin diye yazarım” dedim.

Akyaka’nın Kitesurf merkezi olduğunu bilmiyordum. Ayrıca Kitesurf’ün de ne olduğunu bilmiyordum. Spor dünyasında neler icat ediyorlar. Kitesurf bildiğimiz sörf gibi, ama paraşütlüsü. Belden bağlanan bir paraşüt var, ayağınızda da sörf tahtası. Paraşütü uçurtma gibi açıyorsunuz, ondan sonrası bir âlem.

Belden paraşüte giden o kadar çok ip var ki, inanamazsınız. Biraz zahmetli spor ama yapan için çok zevkli gibi görünüyor. Hele ipleri bir şekilde çekip ayaklarını sudan çekince bir havalanıyorlar ki görmeyin. Bana “Yapar mısın?” derseniz, yapamam, ama saatlerce seyrettim.

Akyaka’nın çevresinde müthiş koylar var. En güzellerinden biri Akbük. Muhteşem bir denizi var. Bir de Ertuğrul Özkök’ün eski bir yağhaneden bozma evi varmış.

Akbük deyince herkes “Ertuğrul Özkök’ün evini gördün mü?” diye soruyor.

Akyaka’da nehir boyunca çok güzel lokantalar var. “Hangisi” derseniz “Hepsi” derim. Buz gibi suyun ortasındaki masalarda balık yemek bir harika. Ördek ve kazlara attığınız ekmeklerin kapışılmasını izlemek de insana huzur veriyor.

Yarın size Sedir Adası ve Kleopatra Koyu’nu anlatacağım.

***


Gül bir gün Cumhurbaşkanı olursa

Doğan Yurdakul’a reva görülenler Cumhurbaşkanı’nın rahatsız etmiş. Öyle söyledi. Hiç içine sinmemiş. Bunun başka bir yolu olmalıymış.

Gül’ün açıklamasını okuyunca kendi kendime düşündüm; “İnşallah Abdullah Gül günün birinde Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olur da, bu tür sorunlara el atar.”

Öyle değil mi? Cumhurbaşkanı “üzüntü” belirtir mi? O makamın gereğini yerine getirir.

Sırası gelince “Başkomutan” olduğunu söylüyor. O halde öncelikle kendi adına görev yürüten Genelkurmay Başkanı’nı çağırır ve “Bu ne rezalettir” diye sorar.

Ya da, Anayasa’ya göre gerektiğinde hükümete başkanlık yapabiliyor Cumhurbaşkanı. Gider bakanlar kurula ve “Bu çağ dışı anlayışı taşıyan yasayı değiştirin” der. Sadece üzüntü belirtemez.

***


Özür dilerim, yanıldım ama çok sevindim

Futbol Federasyonu’nun “seyircisiz maçlara” kadın ve çocukların bedava alınması kararıyla dalga geçmiştim iki gün önce. “Kadınlar gece maçına nasıl gidecek?” diye sormuştum. Haddimi aşmışım, 40 binin üzerinde kadın ve çocuk maça koştu. Gerçekten çok şaşırdım, inanamadım ama çok sevindim. Ve tabii o yazı için herkesten özellikle kadınlardan ve federasyondan özür dilerim.

Demek ki kadınlar da maça çok meraklıymış. Ya da hafta sonlarını kendilerine “maç için zehir eden” kocalarının hangi duyguları tattığını görmek istemişler.

Fenerbahçe stadındaki manzarayı gördükten sonra insanın içinde “Ara sıra Federasyon kulüplere böyle cezalar verse” arzusu doğuyor.

Bir merakım da şu; Acaba Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon ve Bursa da eğer ceza alırlarsa statlarını bu kadar kadınla doldurabilir mi.

Ve bir not daha: Semih’in golü ofsayt değildi. Fener’in 2 puanı gitti. Tamam insan hatası. Ama şimdi biri çıkıp da “Hakemlere para yedirdiler, maçın görüntülerini izleyin” diye savcılığa başvursa, savcılar ne yapacak. Daha önceki maçları izleyip “Burada şike var” dediklerine göre...

***


Obama, “Türkiye ve ABD terörle mücadelede güçlü ortak olmaya devam edecektir” demiş. Mücadele ettiğimiz teröre kimi zaman örtülü kimi zaman açık destek verenlere, “Bomba patladı, ortaklık bozuldu!” demek çok mu zor? (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR