Yeni Türk sözleri

Haberin Devamı

Okurlardan İbrahim Ormancı bu pazar için yeni Türkiye’nin ürettiği yeni Türk esprilerinden göndermiş:

- İşsizlik çığ gibi büyümekte; yiğidim aslanım artık yan gelip yatıyor!..

- Hoş geldin bebek; işsiz kalma sırası sende!..

- Alışverişi gençler ve çocuklar tetikliyormuş; peki çekilen tetiklerin vurduğu kim?

- “Kriz varsa çare de var” kampanyası yerine; “kriz varsa kredi kartları da var” olmalıydı.

- Tiridine tirdine bandım; bedava mı sandın? Kredi kartıyla aldım!..

- Alem buysa; kraldan çok kralcı benim!..

- Allah bana yürü ya kulum dedi; sürekli yayan gidip geliyorum!..

- Ağır ol molla desinler; hasta ol, nanemolla desinler!..

- Yine falda sen çıktın; falcıya rüşvet mi verdin yoksa?

- Bülbülüme dut yedireceğim; bakalım gerçekten susuyor mu, susmuyor mu?

- Cep telefonuyla çok konuşup da; kontörün topuzunu kaçırma...

- Hep aklınızı seveceğinize; biraz da halkınızı sevsenize be!..

- Her Türk mağdur doğar!..

- Sürekli pot kırdığı için; artık ona “gafını balla kestim” diyorlar...

- Hiç unutmam bir gün okulu kırmıştım; babam da benim bacaklarımı...

- Susma, sustukça sana da sus-payı verecekler.

- Sana gitme demeyeceğim; hafif kalır, defol demem lazım!..


***



Absürd yolcu uçağı anonsları

Sevgili Yıldırım Tuna geçen hafta bir Güney Amerika seyahatine gitti. Saatler süren uçuşlar sırasında duyduğu anonslardan ilham alan Tuna “Hep aynı anonsları duymaktan çok sıkıldım, sonra düşündüm ve aklıma komik anonslar geldi. Tabii bunlar gerçek değil ama uçarken gerçekten duysak ne düşünürüz” diyor. İşte Yıldırım Tuna’dan absürd uçak anonsları:

- Uçağımızdan ayrılırken el bagajlarınızı yanınıza almayı unutmayın, şayet bir şey bırakacaksanız işimize yarayabilecek bir şeyler olması konusunda dikkatli olmanızı rica ederiz.

- Pistte zıplaya zıplaya inen uçaktaki anons: Sayın yolcularımız, Kaptan Kanguru seke seke ana terminal binasının çatısına konana kadar kemerlerinizi bağlı tutmanızı rica ederiz.

- Çok kötü iniş yapan bir uçaktaki anons: Bayanlar ve baylar Amarillo havaalanına hoş geldiniz... Uçağımızın motorları tamamıyla duruncaya ve kaptan pilotumuz taksiye binip terminalden uzaklaşıncaya kadar kemerlerinizi bağlı tutmanızı önemle rica ediyoruz...

- Oturduğunuz minderler zaruri bir suya inişte yüzmenize yardımcı olacaktır... Onlarla kumsala kadar yüzüp daha sonra bizim hatıramız olarak saklayabilirsiniz...

- Çok sert bir iniş ve zıplayıştan sonra: Sayın yolcularımız... Ne düşündüğünüzü biliyorum, ama bu benim hatam değil... Ekibimizin de bir ilgisi yok... Pist bu pist... Böyle asfalt dökülür mü kardeşim.

- Çok sert bir iniş, sağa sola savrulan uçakta anons: Bayanlar ve baylar, lütfen birazdan Kaptan Çakılan’ın acil frenlemesiyle uçağımız ana terminal binasına girdikten sonra lastiklerden çıkacak duman yok olup ikaz düdükleri susunca emniyet kemerlerinizi açın kapıları açmamıza gerek kalmadan enkazı sakince terk ederek terminalin ‘gelen yolcu’ bölümüne doğru yürüyün.

- Uçağımızda sigara içilmemektedir, ancak içmeden duramayan yolcularımız için uçak havalandıktan sonra pencerelerinizden gördüğünüz kanatların ucunda yer ayrılmıştır... Şayet sigaralarınızı yakabilirseniz orada içebilirsiniz...

Bizimle uçtuğunuz için teşekkür ederiz... Bir dahaki sefere içinde basınçlı havayla gökyüzünde nasıl durduğu akıllara seza metal bir tüpün içinde seyahat etmek isterseniz bizi, yani Güneybatı havayollarını tercih edeceğinizden eminiz.


***



Bir de havayolu fıkrası...

Uçak havalanıp uçuş yüksekliğine ulaşınca kaptan anonsa başlamış: “Bayanlar ve baylar, kaptanınız konuşuyor, Güneybatı havayollarının 293 sefer sayılı uçağına hoş geldiniz... Yolculuğumuz 55 dakika sürecek. İneceğimiz havaalanında sıcaklık 30 derece civarında, rüzgâr uygun, şimdi sizler rahatça koltuğunuzda uzanıp yolculuğunuzun zevkini çıkarırken, aman Tanrımmm...” Hayli uzun bir sessizlik olmuş, tekrar kaptanın sesi duyulmuş: “Bayanlar ve baylar, eğer sizi korkuttuysam kusura bakmayın, hostes arkadaşımız bana sıcak kahve ikram ederken üzerime döktü... Çok özür dilerim. Pantolonumun önünü bir görseniz...”

Yolculardan biri “Yahu o da bir şey mi?” demiş, “Sen asıl gel de benim pantolonumun arkasını gör!”


***



Erkeklere çok pratik ve ucuz kurslar

Okurlarımdan Işık Dikicigil “2002’den beri çok gerildik biraz da gülelim” diyerek erkekler üzerine bir çeşitleme göndermiş. Hemen her kadının erkeklerde görüp de hiç hoşlanmadığı konular ve bunların giderilmesi için yapılması gerekenleri ben pek keyifle okudum. Şimdi sıra sizde:

1- Buz kalıbına nasıl su doldurulur? (Adım adım slaytla açıklama)

2- Tuvalet kağıdı rulosu, takıldığı yerde kendisini yeniler mi? (Yuvarlak masa tartışması)

3- Klozet kapağını kaldırıp duvara ve su borusuna sıçratmadan işemek mümkün mü? (Grup çalışması)

4- Kirli sepetiyle yerdeki halı/döşeme arasındaki temel farklar. (Resimler ve grafiklerle açıklama)

5- Tabak-çanak yemekten sonra kendi kendine lavaboya veya bulaşık makinesine uçarak gidebilir mi? (Videoyla açıklama)

6- Uzaktan kumandayı bir parçanız olmaktan kurtarmak. (Destek hattı ve yardımlaşma grupları)

7- Aranan şeyleri bulmayı öğrenmek, höykürerek evin altını üstüne getirmek yerine doğru yere bakarak başlamayı öğrenmek. (Açık forum)

8- Eşinize çiçek getirmek sağlığınıza zararlı değildir. (Grafikler ve ses kaydıyla açıklama)

9- Normal insanlar kaybolunca yolu sorar. (Gerçek yaşam itirafları)

10- Kadın park etmeye çalışırken sessizce oturmak genetik açıdan imkansız mı? (Araba kullanma simülasyonu)

11- Anne ve eş arasındaki temel farklar. (Sınıfta canlandırma)

12- Nasıl ideal bir alışveriş arkadaşı olunur? (Gevşeme egzersizleri, meditasyon ve nefes alma teknikleri)

13- Doğum günleri, yıl dönümleri, diğer önemli günler unutunca nasıl özür dilenir? (Beyin şoku ve gerekirse operasyon)

DİĞER YENİ YAZILAR