Eski Yargıtay Başsavcısı ve Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu dün Cumhuriyet Gazetesi’nde bir makale yazdı.
Kanadoğlu makalesinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı gün AKP herhangi bir şekilde Meclis’te yalnız kalırsa seçimin hukuki olarak geçerli olamayacağını savundu.
Konuyu Anayasa konusunda uzman bir CHP’li siyasetçiye danıştım.
Aramızda şu konuşma geçti
- Sayın Devlet büyüğüm! (gülüşme) Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu’nun yazısını okudun mu?
- Evet.
- Çok ilginç değil mi?
- İlginç değil, son derece doğru.
- Peki bu gerçekleşebilir mi?
- Hukuka uygun davranılacaksa elbette.
- Aksi olabilir mi?
- Neden olmasın, AKP bugüne kadar hukuku yok sayan pek çok şeye imza attı.
- Ama bu çok tartışma yaratacaktır.
- Yaratacak tabii, kafaları karıştırmak isteyecekler.
- Kanadoğlu ne diyor?
- O söylemiyor, Anayasa söylüyor,
- Ne diyor?
- 101’inci madde Cumhurbaşkanı’nın nasıl seçileceğini anlatıyor.
- Şu dört tur konusu.
- Evet
- Maddede diyor ki (en az üç gün arayla iki tur seçim yapılır. Bu iki turda üye tam sayısının üçte ikisinin oyunu alan Cumhurbaşkanı seçilir.)
- İşte o üçte iki çoğunluk kavramı işin anahtarı.
- Yani.
- Yanisi şu, bir kere Meclis seçime geçebilmek için üçte iki çoğunluğu sağlamak zorunda.
- Üçte iki 376 yapıyor.
- Evet
- Seçim günü bu sayı toplanamaz mı?
- Toplanır elbette ama AKP dışındaki milletvekilleri salona girmezse toplanamaz.
- Son duruma bakmamıştım, AKP kaç kişi.
- Şu anda 354 milletvekili var AKP’de.
- Bu durumda 22 eksik kalıyor.
- Evet
- Diğer partiler ne âlemde?
- CHP’nin 154 milletvekili var. Ondan sonra ANAP geliyor. Onun 21 milletvekili var.
- Bağımsız da 9 galiba.
- Evet, 5 koltuk da boş. Bunun dışında DYP’nin 4, HYP, SHP ve GP’nin de birer milletvekili var.
- AKP, ANAP ve bağımsızlarla sayıyı tamamlayabilir.
- Teknik olarak öyle ama seçim günü ne olacağı bilinmez.
- Buraya kadar tamam. Tartışma yaratacak olan nokta bu değil.
- Başka ne var?
- Anayasa (ilk iki turda üçte iki çoğunlukla seçilemezse üçüncü turda salt çoğunluk aranır) diyor.
- Eee, ne var bunda?
- Salt çoğunluk 276. Üçüncü tura geçince AKP’nin oyları yetiyor.
- Tamam da, ilk iki tur ne olacak?
- Onlarda sonuç alınamamış olacak.
- Öyle değil işte.
- Nasıl?
- Anlaşılmayacak bir şey yok ki, ilk iki turda 376 oy gerekli.
- Tamam bunu anladık zaten.
- Peki Meclis’te 376 kişi olmazsa ilk turun anlamı kalır mı?
- Kalmaz.
- O zaman seçim de yapılamaz.
- Yani?
- İlk iki turda 376 oy gerekiyorsa Meclis’te de o kadar insanın olması lazım ki oturum başlasın ve seçime geçilsin.
- Evet.
- Eğer 376 kişi yoksa 101’inci maddedeki koşul da yerine getirilmemiş olacak. Yani ilk iki tur hiç yapılmamış sayılacak. Bu Anayasa ihlalidir.
- Bunu kim sağlayabilir.
- Elbette Anayasa Mahkemesi.
- Anayasa Mahkemesi kendiliğinden harekete geçebilir mi?
- CHP’nin başvuru hakkı var.
- Bu durumda CHP’nin sine-i millete dönmesi daha önemli bir hale geliyor.
- Hayır. Sine-i millete gitmeden de yapılabilir.
- Nasıl?
- Anlamamış gibi sorma, CHP ve AKP dışındaki milletvekilleri seçim günü Genel Kurul Salonu’na girmez. Yani sadece o oturum için salt çoğunluğun toplanmasını engeller.
- O zaman sine-i millet tartışmaları da biter.
- Aslında sine-i milletin anlamı başka. Ama o yola gitmeden de AKP’nin kendi başına Cumhurbaşkanı seçmesi önlenir.
- CHP bu formüle yanaşır mı?
- Şu ana kadar bu konu parti yönetiminde konuşulmadı ya da ben duymadım ama bu formül akla yatkın.
- AKP karşı bir formül bulabilir mi?
- Bana göre hukuksal olarak bulamazlar. Yine de belli olmaz.
- Eğer bu formül konuşulmaya başlanırsa Cumhurbaşkanlığı seçimi yepyeni bir boyut kazanacak.
- Öyle olacak. Bakalım göreceğiz.
Böyle olacağı belliydi
CHP Genel Başkanı, türbanla ilgili sözleri yüzünden az daha linç ediliyordu. Öfkeli AKP milletvekilleri, eğer önceki gün Baykal’ın etrafını saran CHP’lileri aşabilseydi, parlamento tarihimizde ilk kez bir ana muhalefet lideri dövülmüş olacaktı.
Aslına bakarsanız Baykal’ın sözlerinde o kadar öfke yaratacak bir şey yok. AKP zihniyeti demokrasi konusunu ve siyasetini asla değer vermedikleri kadınların başlarının örtünmesinde düğümledikleri için bu konuda çok hassaslaşıyorlar.
Türban konusu AKP zihniyetinin aşağılık duygusu haline gelmiş. Bu nedenle daha “türban” sözünü duydukları anda karşı saldırıya geçiyorlar.
Çünkü ellerindeki tek materyal bu. Başka savunma silahları yok. Varsa yoksa türban.
AKP milletvekilleri Baykal’ın Emine Erdoğan’ı kastettiğini sanmışlar. Oysa Baykal sözleriyle AKP zihniyetinde değer verilmeyen ama kullanılan kadınları kastediyordu.
Peki Emine Hanım nereden çıktı? Onu da gündeme bizzat Tayyip bey “haremimiz” tartışması yaratarak getirmişti.
Başbakan haremden bahsedince, AKP’liler de türban diyen herkesin Emine Erdoğan’ı işaret ettiğini sanıyor doğal olarak.
Eğer Tayyip bey bu anlamsız tartışmayı açmasa, AKP’li milletvekilleri bu kadar hassas olmayacaklardı.
Kadının zaferi
Manken oyuncu Gamze Özçelik’in açtığı tecavüz davasında sosyetik delikanlı Gökhan Demirkol 5 yıl hapse mahkûm oldu.
Bence bu, kadın hakları konusunda önemli bir zafer oldu.
Çünkü olay ortaya çıktığında erkek egemen toplumun bilinçaltında yer etmiş değer yargıları nedeniyle genç kadın hayli suçlanmıştı. Bu genç kadının hergün gazetelerde fotoğrafının çıkmış olması, geçmişinde pek çok sevgilisinin bulunması ve en önemlisi tecavüzle suçladığı sosyetik delikanlı ile fırtınalı bir aşk yaşadığının bilinmesi hep aleyhine kullanılmıştı.
İyi niyetli birkaç çıkış dışında neredeyse Gamze Özçelik suçlu ilan edilecekti.
Ancak Türk adaleti hem hukuk hem de kadın hakları hatta daha doğrusu insan hakları konusunda çok önemli bir ders verdi.
Toplumun bilinçaltına kazınmış değer yargıları değil hukuk kazandı. İnsan olmanın değeri bir kere daha ortaya çıktı. Gamze Özçelik’e bundan sonraki yaşamında başarılar, yaptığı çok önemli hatayı ağır bir bedelle ödemek zorunda kalan Gökhan Demirkol’a da sabırlar dilerim.
Nalıncı keseri
Devlet İstatistik Enstitüsü geçim endekslerini açıkladı. Buna göre açlık sınırı 190 lira, yoksulluk sınırı ise 487 lira. Bunun yanı sıra gelir dağılımındaki uçurum da gittikçe açılıyor.
Gelin görün ki, siyasal İslamcı basın, bu korkunç gerçeği bile çarptırarak “artık adalet sağlanıyor” sevinciyle sunmaya çalışıyor.
Rakamları alt üst ederek, binde birlerle ifade edilebilecek sözde iyileşmeleri bu hükümetin başarısı olarak anlatıyor.
Tamam bunu yapabilirler de, başta kendi okuyucuları olmak üzere bu ülkenin insanları uzayda yaşamıyor ki. Herkes kendi gerçeğini görüyor, biliyor.
Bir iktidar için en büyük tehlikelerden biri, sağduyusunu kaybetmiş yandaşlarının pompalamalarıdır. Çünkü bunu doğru sanabilirler. Gördüğüm kadarıyla AKP iktidarı gerçekten başarılı olduğuna inanıyor. Yazık.

