Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesine olanak veren kararından sonra herkesin kafası karıştı. Merak edilen soru: “Şimdi ne olacak?”
Rutin olarak yürümesi gereken şu:
Önce 22 Temmuz’da seçim yapılacak.
Bu Meclis yeni Cumhurbaşkanı’nı seçecek.
Yine bu Meclis isterse şimdiki Meclis’in yaptığı anayasa değişikliğini geri alacak ya da aynen devam edecek.
Bu durumda 21 Ekim’de referandum yapılacak.
Referandum sonucunda “evet” çıkarsa 7 yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için halka gidilecek.
Bazı AKP’liler “Referandumda evet çıkarsa seçilen Cumhurbaşkanı’nın düşmesi ve seçimin halk tarafından yapılması gerek” diyor.
Ancak bunların hepsi 22 Temmuz seçimlerinden çıkacak aritmetik sonuca göre yeniden şekillenecek.
Bu nedenle 22 Temmuz seçimleri demokrasi tarihimizin en önemli ve kritik seçimi haline geldi.
Şimdi bu seçimden çıkabilecek olası aritmetik sonuçlara göre neler olabileceğine göz atalım.
AKP 367’den fazla
Eğer AKP bu seçimden zaferle çıkar ve 367’nin üzerinde milletvekili kazanırsa Cumhurbaşkanı’nı hemen seçer. Hatta anayasa değişikliğini bile geri alarak referandumdan vazgeçer. Çünkü AKP’nin “Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin” talebinin ardında ne pahasına olursa olsun Cumhurbaşkanlığı’nı ele geçirme düşüncesi var. AKP Meclis’ten istediği kişiyi seçtirebilirse amacına ulaşmış olur, diğer talep rafa kalkar.
AKP 367’den az
Eğer AKP 300’ün üzerinde ama 367’den az milletvekili çıkarırsa, bu kez önce uzlaşma yolu arayabilir. Tayyip Erdoğan bu kez dayatma yapmadan Meclis’e giren diğer partilerle, kendi önereceği bir ismi müzakere eder. 300’ün üzerinde milletvekili olan AKP’ye karşı bu kez diğer partiler fazla direnç gösteremeyebilir. En azından ilk iki turda 367 üye oylamaya katılır, 3. turda AKP istediği kişiyi seçer. Böyle olursa da amaca ulaşılmış olacağı için büyük ihtimalle referandumdan ve Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesinden vazgeçilir. Tabii Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi 7 yıl sonraya da bırakılabilir.
AKP kıl payı iktidar
Eğer AKP beklediği sonucu alamaz ve 276’yı kıl payı geçerse ilk olarak uzlaşma arayışına gidecektir. Muhalefetin bu uzlaşmaya olumlu bakabileceği söylenebilir. Bu durumda da AKP amacına ulaşmış olacağı için referandumdan vazgeçebilir ya da Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini 7 yıl sonraya bırakabilir. Uzlaşma olmazsa AKP ikilem içine düşer. Çünkü uzlaşma olmazsa tekrar seçim yolu açılır. AKP bunu göze alırsa Cumhurbaşkanlığı seçimini kilitler ve seçime gidilir. Bu genel seçimle referandum çakışır ve iki sandık ihtimali belirir.
AKP 276’nın altı
Eğer AKP seçimlerde umduğunu bulamaz ve tek başına iktidar olma şansını yakalayamazsa, o zaman Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kilitler. Tayyip Bey zaten bunun sinyalini miting meydanlarında vererek “Seçimden sonra kriz olabilir” diyor. AKP 276’nın altında kalırsa Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayarak 367’nin bulunmasını önleyebilir. Bunun doğal sonucu yeniden genel seçimdir. Ancak buna eş zamanlı olarak referandum da geleceği için çifte sandık ihtimali belirebilir.
AKP 183 altı
Eğer AKP 183’ten daha az milletvekili çıkarırsa her şey tekrar normal haline döner. Çünkü bu durumda AKP Cumhurbaşkanlığı seçimi için Meclis’e girmese bile 367 sayısı sağlanır. AKP dışından bir isim Cumhurbaşkanı seçilir. Bu yapıdaki Meclis büyük ihtimalle anayasa değişikliğini geri alır, referandum yapılmaz. Zaten 183’ün altına düşen AKP hükümet dışında da kalacağı için hızlı bir erime- dağılma sürecine girer.
Oğluna sorsun
Cumartesi günü bir CHP milletvekili ile sohbet ediyordum. Söz mazotun 1 lira olmasına geldi. Biraz takılarak “Mazot fiyatını kopya çekmiş duruma düştünüz” dedim. CHP’li milletvekili itiraz ederek “Bizim iki yıl önceki ekonomik planımızda mazottaki ÖTV’nin kaldırılması vardı zaten” dedi. Gülüştük.
Ancak daha sonra ilginç bir şey söyledi. “Tayyip Erdoğan mazot konusuna girmekle büyük hata yaptı” ve sürdürdü “Güya mazotun 1 lira olmasının mümkün olmadığını söylemek için (petrol kuyumuz yok, bunlar petrol mü buldu) diye alay etti. Milleti kızdırdı.”
CHP’li milletvekili ardından şu öneriyi yaptı. “Aslında mazotun 1 lira olup olmayacağını akşam eve gittiğinde oğluna sorsa öğrenir. Çünkü oğlu gemi aldı biliyorsun. Bakalım oğlu gemisi için mazotu kaç liradan alıyormuş.”
Gemilere mazot 1 liradan veriliyor, deniz otobüsleri ise 80 kuruştan dolduruyor depolarını. Yani istendiğinde mazot 1 liraya hatta altına bile inebiliyor. Bunu da en iyi bilen bizzat Başbakan’ın oğlu.
Ambulansa nasıl yol verilir?
Hep yaşarız da bir anda ne yapacağımız bilemeyiz.
Yolda gidiyorsunuz, arkanızdan bir siren sesi geliyor. Aynaya bakıyorsunuz bir ambulans sıkışık trafikte kendine yol açmaya çalışıyor. İçinde belli ki hemen hastaneye yetiştirilmesi gereken bir hasta belki bir yaralı var.
Ona yol açmanız lazım ama trafik öyle sıkışık ki mümkün değil.
Ne yapacaksınız?
Genellikle trafikte herkesin derdi budur? Herkes bir şey yapmak ister ama çaresiz kalır, sonra da herkes birbirini eleştirir, bazen konu gazetelere bile haber olur.
Oysa çok sıkışık da olsa trafikte ambulansa yol vermek hiç de zor değil.
Bir trafik görevlisine sordum, anlattı.
İki ya da üç şeritli yoldasınız. Ambulansın sirenini duydunuz. İki şeritli yolun sağındaysanız veya üç şeritli yolun ortasındaysanız hemen duracaksınız. Sağa doğru yanaşmayacaksınız, duracaksınız.
Böylelikle sizin önünüzde boşluk doğacak. Solunuzdan gelen araçlar sizin açtığınız bu boşluğa girecek. Ambulansın önü açılacak.
Bu kadar basit. Ama herkesin uyması şartıyla. Yoksa sizin yarattığınız boşluğu doldurmayı akıllılık sananlar olursa hiçbir işe yaramaz.
Ekrandan neden kaçılır?
Gelişmiş demokratik ülkelerde seçim öncesinde liderler genellikle birlikte açık oturumlara çıkarak görüşlerini anlatırlar. Böylelikle kamuoyu kendilerinden oy isteyen tüm liderleri aynı anda görerek daha sağlıklı karar verme şansını yakalar.
Ancak bizde bu demokratik anlayış bir türlü oturmuyor. 1995 seçimlerinden önce bir kere liderler bir araya gelip tartışmışlardı.
Bu seçim için de bir televizyon kanalının böyle bir girişimde bulunduğunu öğrendim. Baykal, Bahçeli, Ağar ve Uzan böyle bir açık oturuma katılmayı kabul etmiş. Sadece Tayyip Erdoğan buna yanaşmamış.
Erdoğan sık sık kendisi dışındaki partileri seçimden kaçmakla suçluyor. Oysa zaten seçime 14 gün kaldı, kim neden kaçsın ki? Ama Tayyip Bey her nedense ekranda diğer liderlerle birlikte görünmekten kaçıyor.
Bu bile demokratik anlayıştan ne kadar uzak olduğunun bir kanıtı değil mi? Kendine güvenen bir lider, tüm liderlerin katılacağı bir toplantıdan neden kaçsın ki yoksa.
Yeni dönem için aritmetik senaryolar
Haberin Devamı

