Yasa ille de hukuk ve demokrasi değildir

Haberin Devamı

Sayın Başbakan;

Size yine aynı konudaki duygu ve düşüncelerimi anlatmak istiyorum. Seçim zaferinden bu yana söylediklerinizin, uygulama ve davranışlarınızın giderek “tek adam” olmaktan duyduğunuz güvenle sizi diktatörlüğe doğru götürdüğünü bir kere daha tekrarlayayım.

Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınması konusundaki sözleriniz de bunun etkili kanıtlarından biri. “Yasa çıkarırız, yine taşırız” diyorsunuz. Haklısınız, yasa çıkarırsınız Merkez Bankası’nı da İstanbul’a taşırsınız, Karayolları Genel Müdürlüğü’nü de hatta Danıştay’ı da.

Ancak Sayın Başbakan; yasa çıkarmakla “yasal” olarak haklı olursunuz sadece. Ama bunun hukukla, demokrasiyle, halkın iradesiyle ilgisi yoktur. Öyle karar vermişsinizdir ve bunu uygulamak için de yasa çıkarmışsınızdır. Hepsi budur.

Sayın Başbakan; lütfen şunu hep düşününüz. Evet, halkın oyuyla iktidara geldiniz. Çok iddialısınız ve belki de önümüzdeki yerel seçimlerden daha da büyük bir zaferle çıkacaksınız. Oylarınızı yüzde 50’nin üzerine çıkarma ihtimaliniz çok güçlü. Bunun yansıması olarak belediyelerin yüzde 90’ından fazlasını da alabilirsiniz.

Arkanızda halkın olması, aldığınız her kararın aynı zamanda halk iradesi olduğu anlamına gelmez. Lütfen bunu bir daha düşünün.

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınıp taşınmaması bir gazeteci olarak beni birinci derecede ilgilendirmiyor. Benim üzerinde durduğum, “kendinize aşırı güvenerek” istediğiniz her şeyi yaptırma gayretiniz, bunun için Meclis’teki büyük çoğunluğunuza dayanmanız, ki işte bu diktatörlüğe giden yoldur.

Sayın Başbakan; bugüne kadar pekçok olayda istediğinizi yerine getirmek için Meclis’i devreye sokup yasa çıkarttırdınız. Bu yasalarla rakiplerinin saf dışı edileceğini bilen pek çok kişi bile size hiç karşı çıkmadığı gibi bir de alkışladılar. Ama şunu da bilmenizi isterim ki, bugün sizin önünüzde iki büklüm duranların pek çoğu aslında sizden o kadar da hoşlanmıyor.

Pazartesi günü etkili bir iş adamının sizinle ilgili “özel sohbetlerde” dile getirdiği yorumları aktarmak istiyorum. Orada göreceksiniz ki, hiçbir şey göründüğü gibi değildir.



***




İstinyePark’ın Pazar’ı

İstinyePark gerçekten çok güzel oldu. Evimle işim arasında olduğu için diğer İstanbullulardan daha fazla uğrama şansım oluyor. O devasa alışveriş merkezinde en sevdiğim yer ise pazar.

Kapalı bir mekânda bu kadar ferah ve faydalı bir yeri yaratmayı düşünenleri de kutlamak gerek. Pazar’daki her köşe çok hoş. Bir kere ortada tıpkı semt pazarı gibi kurulmuş gerçek bir pazar var. Meyvenin, sebzenin her türlüsü üstelik yine gerçek pazar fiyatına satılıyor. Çevrede ise hem alışveriş yapabileceğiniz hem de oturup kesenize uygun yemek yiyebileceğiniz yerler var. Osmani’de harika ev yemekleri, balıkçıda en taze balıklar, Günaydın’da hiçbir yerde bulamayacağız biçimde kesilmiş lezzetli etler, Backhouse’da hamur işleri...

Şu ana kadar en çok Günaydın’a gittim. Şef’i Şehmuz gerçekten inanılmaz etler pişiriyor. Et satıştaki Nusret’in hazırladığı etleri ise seyretmek bile keyif.

Fazıl Bey’in kahvesinde nefeslenmek, Pelit’te ağzı tatlandırmak ise gerçekten mutluluk veriyor.



***




Baykal

Yıllar önce bir dost gurubuyla sohbette, Deniz Baykal’ın tutumunu eleştirerek; “Ercan Karakaş’ı görevden aldı. Örgüt yine İl Başkanı seçti. Baykal görevden aldı, örgüt yine seçti. Tam üç kez. Bursa’da Erhan Sevimli’yi görevden aldı. Örgüt yine il başkanlığına seçti. Baykal yine görevden aldı, örgüt yine seçti. Tam üç kez” dendi. Masada Baykal’ı savunan arkadaş aynen şöyle dedi: “Hoop bi dakka.. Bir kere Erhan Sevimli’yi üç kere değil iki kere görevden aldı. Böyle eksik, yanlış bilgilerle eleştirmeye kalkıp partiyi yıpratıyorsunuz.” Kahkaha patladı tabii.



***




Cumhuriyetçiler bir arada

Pazartesi günü Ankara’da Cumhuriyet değerlerini korumak ve fikir ayrılıklarını aşmak üzere büyük bir toplantı gerçekleştirilecek. Diyalog Grubu’nun önderliğindeki toplantıya çeşitli sivil toplum kuruluşlarının başkanları, bazı gazeteci ve yazarlar, sendikacılar ve bazı emekli askerler davetli. Kamran İnan’ın gönderdiği davet yazısında toplumun bizden olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrıldığı belirtilerek “Cumhuriyet değerlerini korumak uğruna görüş ayrılıklarını aşmak, bu oluşumda yer ve görev almak milli bir vazife olmaktadır” deniliyor. Toplantının bir siyasi partinin hazırlığı olmadığı, tamamen objektif değerlendirmeler yapılacağı da vurgulanıyor.



***




Kuryenet

Canımı bu kadar sıkmasalardı yazmazdım. Ama iyi niyetle söylediğim sözü bir de tehdit olarak algılayınca yazmam farz oldu artık.

Konumuz Kuryenet isimli bir dağıtım şirketiyle ilgili. Akbank’tan aldığım kredi kartı için banka yetkilisi kurye ile gönderileceğini belirterek “Belli bir saat verirseniz daha sağlıklı olur” dedi. Ben de çarşamba günü saat 14.00’ten itibaren gelebileceklerini söyledim.

Ancak kurye 3 saat erken gelmiş. Kuryenet’i aradım. Özür bile dilemeden “Tekrar randevu” istediler. Saati söyledim “Daha erken olmaz mı?” diye ısrar ettiler. Ben de “Siz de hiç yardımcı olmuyorsunuz, ben bu kartla dün yurtdışına gidecek olabilirdim” dedikten sonra “Üstelik gazeteciyim, bunu yazma ihtimalim olabilir” diye de takıldım.

Görevli “Olabilir” cevabını verince canım çok sıkıldı. “Bana kartı göndermeyin o zaman” dedim. Kuryelik çok önemli bir hizmet. Ama yerden biter gibi çok sayıda kurye şirketi ortaya çıkınca demek ki bu hale geliyor. Aklımın almadığı, ciddiyeti ile tanınan koca Akbank’ın bu kadar gayri ciddi bir şirkete güvenip de müşterilerinin kredi kartlarını teslim etmesi.



***




Geçmişin tehlikelerinden biri eşit olmaktı, geleceğin ise robot olmak.

E. Fromm

DİĞER YENİ YAZILAR