Ergenekon iddianamesi yarın açıklanacak. Nihayet bir suçlama üzerine konuşup yazma şansı bulacağız. Bugüne kadar doğruluğu kesin olmayan bilgi ve belgeler üzerinde debelenip durduk.
Bunun yarattığı bazı rahatsızlıklarım var. Bir tarafta iktidarın kapanma telaşı içinde Türkiye’yi bir yangın yerine çevirme niyeti varken diğer taraftan da sanki bir suç çetesine destek veriyor konumuna düşmek son derece kötü bir duygu yaratıyor.
Bu nedenle yarın, henüz iddianame açıklanmadan Ergenekon olayı ile ilgili kişisel düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunun yanı sıra son günlerde AKP medyasında çığlık çığlığa seslendirilen “derin devlet”, “devletin bağırsaklarının temizlenmesi”, “darbe” kavramlarına yönelik kendi düşüncelerimi yazmak istiyorum.
“Derin devlet nedir? Kimler derin devletin içindedir? Derin devlet darbe yapar mı?” sorularına meslek yaşamımdaki deneyimlerime ve gözlemlerime dayanarak cevaplar bulmaya çalışacağım.
Eyüp Karadayı’dan “Ayıptır Söylemesi”
Eyüp Karadayı’yı kaç yıldır tanıyorum? Mesleğe girdiğimden beri vardı. Zaten 50 yılını doldurdu. Bir yandan iş adamlığı ama ağırlıklı olarak spor yazarlığı ve yöneticiliği. Ama açıkçası hiç bilmiyordum Eyüp Karadayı’nın fıkralar derlediğini. Kitabını gönderince gördüm, üstelik de ilk değil ikinci kitapmış bu. İçinde sayısız fıkra var. Kimini biliyorum çoğunu bilmiyorum. Ama hepsi güzel, hepsi komik.
Elbette tüm fıkraların yazarı kendisi değil. Zaten kitabın başında Halit Kıvanç Usta da “fıkraların sahibi” olmadığını belirterek “Fıkra anlatandan çok dinleyenin olur” diyor.
Bugün size kitaptan birkaç fıkra seçtim:
Devekuşu
Bir gün bir tavşan ormanda neşeyle yürüyormuş. Derken karşısına tanımadığı bir mahlukat çıkmış.
- Nesin sen, diye sormuş.
- Ben katırım. Annem eşek, babam ise bir attır, demiş.
Tavşan, “Hmm. Hayli enteresan” diyerek yoluna devam etmiş. Derken yine tanımadığı bir hayvana rastlamış.
- Peki sen nesin?
- Ben bir kurt köpeğiyim. Annem köpek, babam ise kurttur.
Tavşan yine “Enteresan” diyerek ilerlemiş. Ancak bu sefer ne idüğü belirsiz bir hayvan daha çıkmış.
- Sen de kimsin?
- Ben bir devekuşuyum.
- Aman Allahım!..
İş yemeği
Kadın yataktan uzanıp telefona baktı ve yanındaki erkek sordu:
- Hayatım, telefondaki kimdi?
Kadın:
-Kocam... Seninle iş yemeğindeymiş!
İdrar tahlili
Temel ilk defa hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar: “Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?” Adam: “Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler” der. Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan Temel’e sorar:
“Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlıyorsun?” Temel: “Ben...” der, “İdrar tahlili yaptırmaya geldim!...”
Ne istiyor?
Temel İngiltere’de lüks bir otele yerleşmiş. Oda servisine telefon açıp, “Tu Ti, Tu Tu Tu” demiş.
Oteldekiler telaşa kapılmış bu mesajı çözmek için. Oraya buraya haber salmışlar... Sonunda konsolosluktan bir çevirmen bulmuşlar ve Temel’in ne dediği anlaşılmış: “2 çay, 222’ye!”
Soytarı
Canı çok sıkılan kral bir gün soytarısını çağırmış ve demiş ki: “Soytarı, bana öyle bir hata yap ki, özrün kabahatinden büyük olsun.”
Aradan birkaç gün geçmiş. Bir gün kral sarayda merdivenlerden çıkarken kalçalarını okşamaya başlamış. Kral hiddetlenip arkasına dönmüş ve “Ne yapıyorsun soytarı” demiş. Soytarıdan şöyle bir cevap gelmiş:
- Pardon kralım, sizi kraliçe zannettim!..
Estetik ameliyatlar
Kadın çok kötü bir trafik kazası geçirir. Yüzünün iki yanı fena halde tahrip olur. Hemen hastaneye götürülür. Doktorlar kocasına merak etmemesini bir seri estetik ameliyattan sonra eskisi gibi olacağını, ancak yüze uygun derinin bulunması gerektiğini söylerler. Yapılan incelemeler sonunda anlaşılır ki, kocasının kıç derisi en uygunudur. Gerçekten birkaç ay içinde adamın kıçından alınan derilerle yapılan ameliyat fevkalade başarılı olur. Kadın eskisinden daha güzel hale gelir. Her gün en az on yaş gençleştiğini söyler.
Bir gün kadın kocasına “Sana o kadar borçluyum ki, lütfen sen de benden bir şey iste” der. Kocası ona “Hiç gereği yok hayatım, annen her sabah iki yanağından öpüyor ya, bu kadarı bana yeter” der.
Kennedy suikastı ve Lady Di’nin ölümündeki
sır kalkıyor
Uluslararası haber ajansları tüm dünyayı derinden etkileyen Kennedy suikastı ile Prenses Diana’nın bir trafik kazasındaki ölümünün üzerindeki esrar perdesinin aralandığını ve yakında tüm gerçeklerin bütün çıplaklığı ile ortaya çıkacağını duyurdu.
Ajansların “üst düzey” bir FBI yetkilisine dayandırdığı haberinde “Türkiye’de ortaya çıkarılan bir darbe çetesi ile ilgili yapılan soruşturmada Kennedy suikastı ile ilgili önemli ipuçları ele geçti” deniliyor.
Üst düzey FBI yetkilisinin verdiği bilgiye göre Türkiye’de Ergenekon olarak bilinen darbeci çetenin Kennedy suikastında parmağının olduğu saptandı. FBI yetkilisi şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’de yürütülen darbe çetesi olayını uydularımız aracılığı ile izliyorduk. Türkiye’de F tipi olarak tanımlanan yetkilerle donanmış savcı sorguladığı bir emekli generale ‘Peki Kennedy’i neden vurdunuz’ diye sordu. Emekli generalin ‘Benim ilgim yok, ama galiba arkadaşlar kuruluş aşamasında ses getiren bir eylem düşünmüşlerdi’ dediğini kaydettik.”
FBI’ın üst düzey yetkilisi uydudan izleme ile Lady Diana’nın Paris’te geçirdiği kaza ile ilgili çok önemli bilgileri de elde ettiklerini söyledi. Buna göre bir emekli general F tipi yetkili savcının bir sorusuna cevap verirken “Ergenekon’un medya bölümünü kurarken bir sınav düzenlenmiş. Önemli bir kişiyi kaza süsü vererek öldürülmesi için plan yapılmış. Sanıyorum sınava giren gazetecilerden biri yüksek not almak için Paris’te kendine paparazzi süsü vererek Diana Hanım’ı takip etmiş. Olay bizi de çok üzmüştü” dedi.
FBI yetkilisi durumun İngiltere Kraliçesi’ne bildirildiğini kaydederek “Lady Diana bizim sorunumuz değil. Herhalde kraliçe Türk Cumhurbaşkanı’nı arayarak gerekenleri yapacaktır” dedi.
Tüm dünya televizyonları bu haberi dün “flaş-flaş-flaş” anonsu ile duyurdu.

