Başbakan Erdoğan “Eteklerindeki taşları bir döksünler bakalım” dedi Wikileaks belgeleri için.
Bence yanılıyor. Eteklerdeki taşlar o kadar da önemsiz değil. O taşlar dökülürken hasar görebilir kendisi de.
O noktayı geçelim. Şu anda olay çok taze ve belirsiz, bu nedenle her yazılana inanmak da karşı çıkmak da yanlış olur.
Wikileaks belgeleri denilenler ilk bakışta “kriptolardan” oluşan “değerlendirmeler” manzumesi gibi.
Kripto, elçiliklerin bakanlıklarına ya da ilgili birimlere gönderdikleri her türlü gizli bilgi, belge ve değerlendirme.
Şu ana kadar medyaya yansıyan belgelerde genellikle büyükelçi ya da büyükelçilik görevlilerinin bulundukları ülke ile ilgili “subjektif” değerlendirmeler var.
Kanıt yok. Belki gerek de yok. Çünkü aslında bu tür bilgiler ve değerlendirmeler kanıtlardan bile daha önemli. Bu tür kriptolar ülkelerle ilgili kanatların oluşmasında çok önemlidir.
Çünkü bazı değerlendirmeleri yapabilmek için kanıt bulamayabilirsiniz. Kanıtlı belgeler genellikle resmi görüşler, imza atılan metinlerdir. Oysa herkes bilir ki, resmi söylem ile gerçek söylem arasında mutlaka fark vardır ve kriptolara yazılanlar daha önemsenir.
Wikileaks belgeleri tamamen doğru da olabilir. Çoğunun yanlış ya da kasıtlı olduğu düşünülebilir, bir kısmının düzmece olduğu da iddia edilebilir.
Ayrıca şu ana kadar (Türkiye ile ilgili) yayınlanan belgelerin kanıtlı olmadığı da açık. Bu durumda ilgili kişilerin her şeyi külliyen yalanlaması da mümkündür, ki zaten ilk yalanlama Mehmet Şimşek’den geldi bile. Şimşek hakkındaki iddia vahim ama kanıtı yok. Bu durumda bakanın “yok öyle bir şey” demesi çok normal. Peki bakan doğru mu söylemiş sayılır. Yüzde 50-50 derim ben.
Wikileaks belgelerini saatlerce okumaya çalıştım. Önümüzdeki günlerin hayli heyecanlı geçeceğini elbette tahmin ediyorum ama bu konuda iyimser bir başka yorumum var.
Bu belgeler “dünya çapında bir temizlik” harekâtının ilk adımı da olabilir. Çok açık bir gerçek ki, dünya siyaseti çok kirlendi. Global ekonomik ilişkiler de bu kirliği katmerleştiriyor.
Dünya ahlâki bir sorun da yaşıyor ve bu nedenle artık pek çok şey dikiş tutmuyor. Bu belgeler sayesinde her ülkede temizlik yapılması, normal yollardan gitmesi sağlanamayan birçok siyasetçinin tarihin çöplüğüne atılması gündeme gelebilir.
Biz siyasi çekişmeleri, kalitesizliği, demokrasi ve hukuk konusundaki eksiklikleri ve kasıtlı tutumları sadece kendimize özgü sanıyoruz. Oysa dünyanın yarıdan fazlası, üstelik öykündüğümüz batı ülkelerinde bile benzer tartışmalar yaşanıyor.
Sanki bizde iktidar için alternatif yok da İtalya’da var mı, Fransa, Almanya, Belçika bizden çok mu daha iyi?
Şu anda doğal olarak Wikileaks’in sadece Türkiye ile ilgili belgelerine bakıyoruz. Oysa Avrupa, Asya, Amerika ülkelerinin yüzünü kızartacak pek çok iddia ve değerlendirme var bu belgelerde.
Nitekim Amerika zaten bu yüzden bütün ülkeleri uyararak “Aman bunlar aramızı bozmasın” mesajı veriyor.
Sonuçta Amerika bir kenara çekilir eninde sonunda. Ama bu belgelerde adı geçen tüm ülkelerde “ahlâki” açıdan bir temizlik yapılması gündeme gelir. Umarım...
Wikileaks belgeleri ile ilgili bilmemiz gerekenler
Kendini ‘Saplantılı ve bilgi fukarası bir köşe yazarı’, iki uzman, bir amatör olarak tanıtan Tevfik İzmirli gecesini gündüzüne katarak Wikileaks ile ilgili dünyanın çeşitli ülkelerinde yayınlanan haberleri taramış ve bazı notlar çıkararak göndermiş.
Bu bilgileri sizler de paylaşmak istedim:
- Toplam belge sayısı 251.287.
- Amerika’nın Ankara Büyükelçiliği, 7.918 belgeyle Washington’dan sonra en fazla belge üreten merkez olmuş.
- Yunanistan, Ukrayna hakkında hiç belge yok.
- Wikileaks belgeleri kendi web sitesinde değil, önceden anlaştığı yayın organları kanalıyla açıklıyor.
- Bunlar; Amerika’da The New York Times, İngiltere’de The Guardian, Almanya’da Der Spiegel, Fransa’da Le Monde ve İspanya’da El Pais.
- Belgeler bu beş yayın organına birkaç hafta önceden teslim edilmiş.
- Bunların yayına aynı saatte başlamayı kabul etmeleri şart koşulmuş.
- Şu ana kadar okuduğumuz tüm belgeler bu beş gazete tarafından açıklanan belgeler.
- Belgeler beş değişik gizlilik seviyesinde. Gizli (Secret) olanlar 11.000 adet. Yabancılar Görmeyecek (Noforn) olanlar 9.000 adet. Gizli ve Yabancılar Görmeyecek olanlar 4.000 adet. Kalanı ise ya gizlinin bir alt sınıfı olan Mahrem (Confidential) ya da gizli olmayan belgeler.
Protesto adabı
Başbakan’dan başlıyor, iktidarla ilgili ne kadar yetkili varsa, ahaliye “protesto adabı” konusunda “ayar” vermeye kalkıyor. Erdoğan, İTÜ’nün açılışında pankart açtıkları için 1 yıl 3’er ay hapse mahkûm edilen öğrencilerle ilgili konuşurken “Benim haberim yok gazetelerden okudum” demiş. Sonra da eklemiş “Yumurta atarak ayakkabı fırlatarak protesto olmaz.”
İyi güzel de, o gençler ne yumurta attılar ne ayakkabı fırlattılar. Sadece pankart açtılar. Bir güzel dayak yediler önce, sonra saatlerce karakollarda tutuldular, mahkeme de onları ağır biçimde cezalandırdı.
Demokratik ülkelerde protestolara ayar vermeye kalkmaz hiçbir siyasetçi. “Protesto öyle olmaz böyle olur” da diyemez.
Genel gerçek bu olduğu için bizde protestonun kime yönelik olduğuna bakılıyor sadece. İktidara yönelikse ağır ceza. Muhalefete yönelikse demokrasinin gereği.
Yoğurdu üflemek
KPSS’nin lise mezunu ve lisans sonrası adaylarını kapsayan sınavlar pazar günü yapıldı. O gün Erdemit’teydim. Kente girdiğimde bir gariplik sezdim. Her zaman geçtiğim yollar polisin “olay yeri” bantlarıyla kapatılmıştı.
Trafik ise keşmekeş haldeydi. Çünkü örneğin bir kavşakta iki taraftan gelen yol kesilmiş, ama trafik ışıkları unutulmuş. Böylelikle ana yoldan giden araçlar, yan yollar kapalı olduğu halde sanki trafik akıyormuş gibi kırmızı ışıkta bekliyor.
O sırada görev yapan trafik polisleri de kıllarını bile kıpırdatmıyor.
Tam Türkiye’lik bir durum yani.
Meğer yollar KPSS sınavları için kapatılmış. Sınav neredeyse ona açılan tüm yollar kesilmiş ki araç girişi olmasın. Kopya çekilen sınav belli ki ilgilileri o kadar korkutmuş ki, akılalmaz önlemler almışlar. Sınav salonlarına bozuk para ile bile girilememesi de bunun küçük bir kanıtı.
İyi de bu tür önlemler, yine de kopyayı önlemiyor ki, sadece sınavla ilgisi olmayanlara biraz eziyet çektiriyor o kadar.
Paşalarımızı rahat bırakmıyoruz. Şimdi de Haydarpaşa’nın başını yaktık!
(Gani Yıldız)
Protestolarda yumurta kullanan öğrencilere bir öneri; yumurtanın sadece AK’ını fırlatın, belki cezasız kurtulursunuz! (Gani Yıldız)

