Dediler ki “Cumhurbaşkanlığı sitesine gir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve değerli eşleri first hanımefendinin at binerken çekilmiş çok güzel videosu var.”
Hemen açtım interneti. Eeee 3G’ye girdik ya nasıl olsa şıp diye ulaşacağımı sandım. Ama ne mümkün, eskisi daha iyiydi, şimdi iyice yavaşladı.
Hemen “Kardeşim hattın ve cihazın 3G’ye uygun mu?” diye soracaksınız. Vallahi bilemem bağlı olduğum GSM operatörü (Reklam diye kızanlar var adını yazmıyorum, haksız rekabet de olmasın. Ama onlar kendilerini biliyor) içinde data hattı bulunan bir minik laptop sattı bana. Herhalde 3G uyumludur. Ayrıca 3G’ye geçince arayıp sordum “Benimki çok yavaş hâlâ, bir sorun mu var?” diye “Sorun yok. Ama herkes 3G’ye yüklenince sistem biraz sıkıntı çekiyor” dediler. Sonuç şudur ki bu 3G’den hiçbir şey anlamadım, benim içinde data hattı bulunan laptop çok yavaş. Hani 60 kat hızlanacaktı.
Neyse, uzun bekleyişten sonra Cumhurbaşkanlığı sitesi açıldı. İçindeki at binme videosunu görüyorum ama o hiç açılmıyor, bekle bekle olmadı bir türlü, sıkıldım.
Baktım ki Hürriyet Gazetesi birinci sayfasına fotoğraf koymuş. Gerçekten de Cumhurbaşkanımız at üstünde.
Tabii akla hemen Sayın Başbakanımızın at binmeye kalkması ama atın her nedense “Nereden çıktı bu adam” diyerek kendisini yere fırlatması ve terbiyesizce tekmelemesi geliveriyor.
Oysa Cumhurbaşkanımız atın üzerinde ve düşmemiş. Kim bilir belki at haplanmıştır.
Daha da güzeli Sayın First Hanımefendi de atın üzerinde. Üstelik o ne güzellik, o ne zarafet. Dapdaracık bir at pantolonu, yine dapdaracık bir ceket. Tabii zarif başlarındaki türbanı da eksik değil. Yalnız o türbanın üzerine takılan koruma kaskı havada gibi duruyor. Maazallah düşse o türbanlı başı nasıl koruyacak merak etim.
Sonuç olarak at binmede Cumhurbaşkanımız Başbakanımıza fark atmış durumda.
O halde önce tabii ki mutlaka second hanımefendinin bir at tedarik edip binmesi gerek. Yalnız koruma kaskı üç numara büyük olmalı ki türbanı da içine alsın.
Ardından, geniş güvenlik önlemleri alınarak ve tabii ki yine durgun bir ata Sayın Başbakanımızın da binmesi caiz olur. Aksi takdirde at binme yarışında Çankaya 1-0 öne geçer. Bu da istikrarımız açısından hayırlı olmaz.
Çocuğu olan bilir
Çocuklar, hayatımızın en büyük keyfi, neşesi ve mutluluğu. Ama çocuklar genellikle öyle şeyler de yaparlar ki, yaşadığınız sırada bu mutluluğu tatmadığınızı sanırsınız. Sonra yıllar geçer, zamanında sizi sıkıntıya sokan her şey tatlı bir anı olarak belirir gözlerinizin önünde. Okuyun bakalım aynı kanıya varacak mısınız:
1. Çocuklar, siz yeni bir okul kıyafeti aldıktan hemen sonra boy atar.
2. Çalar saatler, çocuğu olmayan insanları uyandırmaya yarayan bir alettir.
3. “Çocuğun elinden şekerini almak kadar kolay” deyişini kullananlar, bunu hiç denememiştir.
4. Çocuklar, onlara öğrettiğiniz güzel davranışları öğrenmekte çok kabiliyetsizdir. Ama sizi taklit etmek onlar için çocuk oyuncağıdır.
5. Çocuklar uyumaz, şarj olur.
6. Çocuklar bir teyptir. Ağızlarından çıkanlar kelimesi kelimesine işittikleri şeylerdir.
7. Çocuklar evdeyken evi temizlemek, kar fırtınası devam ederken yoldaki karı kürümeye benzer.
8. Torunlarınız, çocuklarınızı öldürmemek için kendinizi birçok kez tutmanızın bir karşılığı olarak, Allah’ın bir mükâfatıdır.
9. Çocuk yetiştirmek diye bir olay olmasaydı, hiçbir dilde “emek” diye bir kelime olmazdı.
10. Çocuklar yuvaların aydınlığıdır. Ne ki -Allah rızası için- bir dakika bile sönmezler.
11. Çocuklarınız sayesinde “sızdırmaz termosların” aslında su sızdırabildiğini görürsünüz.
12. Çocuğunuz varsa ve evde bir şey kaybettiyseniz; onu en ulaşılamayacak, en akla gelmeyecek yerlerde arayın. Yerinden oynamayan devasa dolapların duvara sıfır olduğu yüzleri, tuvaletin yıllardır açılmayan rezervuarı gibi...
(Devamı haftaya)
NOT: Bu yazının kaynağını bilmiyorum, başka bir yerde de yayınlanmış olabilir ama çok hoşuma gitti, defalarca okunabilir diye düşündüm.
Pazar fıkraları
Yıldırım Tuna’dan bu hafta çok fazla fıkra geldi. Ama hepsini koyamıyorum ne yazık ki. Mamafih Tuna hafta içinde de genellikle bizle birlikte biliyorsunuz:
Sigara
İki bebek süpermarketin sebze bölümünde pusetlerinde sohbet ediyorlarmış.. “Ayy!” demiş biraz büyük olan, “Annem kereviz aldı.. Pişince kokusu berbat!.. Sen ne güzel hâlâ meme emiyorsun.. Keşke ben de meme emseydim!..”
Öteki “Geç kardeşim!” demiş, “Günde iki paket sigara içen bir adamla aynı memeyi paylaşmak ne demek biliyor musun?”
Titanik
Londra’da tuvalette bir prezervatif makinesi gördüm. Makinenin altında “İlgili İngiliz resmi kurumlarınca gerekli emniyet ve güvenlik testleri yapılmıştır..” yazıyor..
Birisi de altına el yazısıyla eklemiş: “Titanik de öyleydi!..”
Çıldırtma
- Karınızı nasıl çıldırtırsınız?
- Onunla yapmayı hayal ettiğiniz erotik fantezilerinizi anlatıp karınızı yatağa bağlayın.. Sonra da maça gidin!
Trompet dersi
İki korkusuz kâşif Amazon’un geçit vermeyen ormanlarının tam ortasında karşılaşmışlar.. Biri “Ben buraya tabiat ile tanışmaya değişik oluşumları araştırmaya ve ufkumu genişletmeye geldim..” demiş ve sormuş, “Üstad, siz neden geldiniz?”
Diğeri “Karım..” demiş, “Karım trompet derslerine başladı da...”
Harika kadın
Jill- Tırnaklarıma oje sürüyorum diye eski kocam birden deli gibi bağırmaya başlamaz mı?..
Mary- Aa.. İyi ki ayrılmışsın kızım ondan.. Manyak mı ne?..
Jill- Vallahi.. Hem de o sırada seks de yapıyorduk!..
İleri saat
“Yahu ne söylenip duruyorsun..” demiş adam karısına, “Daha geçen hafta sevişmemiz 1 saat 5 dakika sürmedi mi?..”
Karısı “Aman.. Aman..” demiş sinir içinde, “O saatlerin ileri alındığı günden bahsediyorsun!..”

