Sevgili okurlar; tam bir haftayı özellikle Mısır’da yaşanan olaylarla geçirdik. Lübnan’dan başlayıp, Tunus’a sıçrayan “rejim karşıtı ” olayların Mısır’da doruğa çıkması ve Orta Doğu’nun en önemli ülkesinin karışması doğal olarak dünya gündemine de oturdu.
Türkiye’nin ilgisi
Türkiye doğal olarak bu gelişmelerin dışında kalamazdı. Açıkçası olayların patladığı sırada medya durumun pek farkına varamadı. Bunda iktidarın ilk günlerdeki sessizliğinin de rolü var tabii. İktidar konuşmayınca medya da gereken duyarlılığı gösteremedi.
Erdoğan inisiyatifi
Tüm dünya özellikle Mısır’da yaşanan olayları kaygıyla izlerken ve henüz bir yorum yapma cesareti bulamazken, ilk kez Türkiye sessizliği bozdu ve Başbakan Erdoğan Mısır Devlet Başkanı Mübarek’e “Halkın sesini dinle, çekip gitmesini bil” mesajı gönderdi.
Acele mi edilmişti?
Bu kadar çaplı bir olayda Türkiye’nin diplomatik teamülleri de aşarak yaptığı çıkışın çok acele olduğu ileri sürüldü. Ancak Başbakan Erdoğan Mübarek’in kaçınılmaz sonunu gördüğü için “çekil” çağrısı yaparken daha cesaretli davrandı. Bu belli ki Arap kamuoyuna da mesajdı.
Hesap tutmadı
Ancak, Erdoğan’ın ilk anda prim toplayan siyasi hesabının tutmadığını görüyoruz. Herkes Mübarek’in gidişine kesin gözüyle bakarken, şaşırtıcı bir şey oldu ve Mısır Devlet Başkanı en azından seçimlerin yapılacağı eylül ayına kadar görevini bırakmayacağını bildirdi.
Türkiye’ye zararı
Tabii ki bazı diplomatlar Erdoğan’ın acele ettiğini ve bunun Türkiye’ye zarar vereceğini söyleyebilir. Ben aynı kanıda değilim. Mübarek’in kalabilme süresi uzun olmayacaktır. Bu süre içinde de Türkiye’ye yönelik yapabileceği bir şey yoktur. Erdoğan bu tutmayan çağrısıyla belki bazı batı ülkelerinde itibar kaybedebilir.
Yanlış değerlendirmeler
Mısır’dan Türkiye’ye gelmek istiyorum. Erdoğan’ın çağrısının ve bu sırada Mısır meydanlarında Erdoğan’a yönelik sevgi gösterilerinin etkisinde kalanlar bunu Başbakan’a övgüler düzmek için bir fırsat olarak gördüler. Kargaşa yaşayan Arap ülkelerinin Türkiye modelini tercih ettikleri iddiaları atıldı ortaya. Bu doğru bir değerlendirme değil.
Hangi Türkiye?
Kimi Arap ülkelerinin kamuoyları, İsrail’e karşı çıkışları nedeniyle Tayyip Erdoğan’a büyük sevgi gösterebilir. Resimlerini evlerinin duvarlarına asabilir. Ve hatta Türkiye gibi olmak istediklerini de belirtebilirler. Ancak burada sorulması gereken şudur; Arapların örnek almak istediği Türkiye hangi Türkiye’dir?
Yandaşların sevinci
Ekranlara çıkıp konuşan bazı yandaşlara bakıyorum, hepsi de Türkiye modelinin Arap dünyasında örnek olacağını söylüyorlar. Burada kastedilen sanıyorum Erdoğan’ın kimliğinde vücut bulan bir İslam devleti modeli. Demokrasiyi Erdoğan’la bütünleştirenler “Türkiye model ülke olacak” demekten çekinmiyor.
Diyelim ki öyle
Şunu unutmamak gerekir ki, Arap ülkelerinin halkları Türkiye’ye dışarıdan bakıyor. Eğer Türkiye’yi beğeniyorlarsa, bunu Tayyip Erdoğan’a bağlıyor. Oysa Tayyip Erdoğan ve partisi 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümeti olarak görev yapıyor.
İslam devleti değiliz
Arap halkları, büyük ihtimalle Türkiye’yi “demokrasisi olan bir İslam devleti” olarak algılıyor. Çünkü iktidarda İslami kimliğini öne çıkaran bir Başbakan var. Türkiye Müslüman bir ülke olduğuna göre bu algıyı yadırgamamak gerek. Demokrasiyi hiç yaşamayanlar Türkiye’ye böyle bakabilir.
Türkiye’dekilerin telaşı
Ama aynı yanlış algıyı Türkiye’deki AKP yandaşlarının da paylaşması ve gerçeği bildikleri halde iç politikaya yönelik biçimde bu görüşü pompalaması akıl alacak şey değil. Erdoğan ve partisi Türkiye’yi dönüştürmek istiyor olabilir, ama bunu henüz başarmış değil, bunu unutmayın.
Cumhuriyete borçlu
Eğer Erdoğan ve partisi bugün iktidardaysa, bunu Türkiye Cumhuriyeti’ne borçlu olduğunu bilmek zorunda. Seçimleri bu cumhuriyetin kurduğu hukuk ve demokrasi düzeni sayesinde kazandı, iktidarını da bu cumhuriyetin kurallarına göre sürdürebiliyor.
Araplara uyar mı?
Eğer başta Mısır olmak üzere Arap ülkeleri Türkiye olarak Erdoğan’ı algılar ve bu modeli uygulamaya kalkarlarsa herhalde büyük hayal kırıklığına uğrarlar. Çünkü bu Cumhuriyet laik temeller üzerine oturtulmuş demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Arapların bunu henüz anlaması mümkün değil.
Tamamen içe dönük
Bu nedenle Türk kamuoyuna pompalanmak istenen “Araplar Türkiye modeli istiyor” söylemi tamamen seçim amaçlı iç politika malzemesinden başka bir şey değildir. Erdoğan ve partisinin Türkiye’yi dönüştürme planı olabilir, ama bunu henüz başarmış değiller. Başarmaları da mümkün değildir
Türkiye’ye gelince
Yine geçen hafta özellikle TV ekranlarında Mısır’daki gelişmelerin Türkiye’yi nasıl etkileyeceği konuşuldu sürekli. Geçen haftaki pazartesi yazısında bu konudaki görüşlerimi dile getirmiştim, Yanılmadığım ortaya çıktı, iktidar bu konuda da çifte standart taşıdığını gösterdi.
O gösterici bu eşkıya
İktidar ve mensupları sadece günü kurtardıklarından ve her şeyi popülizm için yaptıklarından söyledikleri de birbirini tutmuyor. Mısır konusunda Türkiye’yi unutup gösteri yapanları desteklediler. Türkiye’de gösteri yapmak isteyenler ise eşkıya olarak nitelendirildi.
Yine sınıfı geçemedi
Geçen haftaki yazımda 3 Şubat’taki işçi eyleminin iktidar için de bir sınav olacağını belirtmiştim. Hepimiz gördük ki iktidar bu sınavı geçemedi. Mısır’daki göstericiye destek verenler, Türkiye’de işçinin üzerine tazyikli su sıktı, gaz bombaları attı. İleri demokrasinin gereği bu demek ki.
Sonsuz teşekkürler
Son olarak geçen hafta uğradığım hayasız saldırı nedeniyle sizlerden gelen mesajlara teşekkür etmek istiyorum. Beni de şaşırtan ölçüde o kadar çok destek mesajı aldım ki anlatamam. Bu mesajlar hiçbirimizin yalnız olmadığını ve Türkiye’nin bir uçuruma gitmesine engel olacak milyonların varlığını kanıtlıyor.
Hepinize iyi haftalar dilerim..
Unutmayın ki burası Türkiye Cumhuriyeti
Haberin Devamı

