Hani bir Özay Gönlüm vardı, yitirdiğimiz Denizlili Halk Türküleri sanatçısı. O’nun Denizli şivesiyle söylediği “Ninemden Mektuplar”ı ne kadar sevilirdi. İşte Doktor Noyan Umruk Ege şivesini kullanarak Özay Gönlüm tadında bir mektup yazmış. Kime mi? Okuyunca siz de anlayacaksınız. Hem içerik hem de mizah olarak müthiş bir yazı olmuş. Haydi okuyalım;
7-8 yıl evvelisi, hani bi garambol olduydu ya, gavırlar gıriz mi ney deyyolaa. Ortalık toz duman, gavır gaymaları 2’ye, 3’e gatlandıydı, ameleler işsiz galdıydı ya, hökümet de sizlere ömür... Baktık, sen çıktıydın ortaya. Biz de, ehali, hebimiz, boyludur, bosludur, guvvatlı, yeğit adamdır, eğri yörür düz gonuşur, bizi, bundan kelli, Allah gurtarır, he bu da Allah’ın ipine sarılır deyi oyları sene verdiydik.
Sen de, Allah için, koşuvedin Amarıgaya, Avropaya. Yavı uzun etmeyin gari, siz isteyin ben yapim deyivedin, gaymaları alıvedin, he bebecanı da, bu işlere takip memırı gılıvedin. Gıbrısı verivedin, hakaratları görüvedin, he şuracıkta, Irak’ta milyonlarca insancık ölüvedi, gözlerini yumuvedin, he bi de bop mu, cop mu neyin, reisi oluvedin. Ehali de parala geliyo, ortalık düzeliyo sanıvedi, her şeyi satıvedin, paraların hebisini zengine, yandaşına, kardaşına, üçkaatçıya verivedin. Vekillerin, nazırların, gözlerimizin içine baga baga göşeleri dönü dönüvedi. Emme velakin, ehaliyi fakir fukara edivedin.
Derken,seçimler gelivedi. Zengine ihale, gredi, ev, toprak neyim, he, geriye ne galmışsa verivedin; fakire ekmek, pirinç, şeker, çay, yeşil kaadı, sadagaları dağıtıvedin. Ehali de, adam yokluğunda, gayrı, heç olmazsa aç bırakmeyyo deye oyları sene atıvedi. Sen de herkişin başvegili olcem deyivedin. Emme velakin, kankanı, cumhurun başı kılıvedin, güzelim yemeni neyim oracıkta duruğken, türban da türban deye dudduruvedin, hökümetin memırı, hakımı, hocası, zabıtıynan, herkişlen zıtlaşıvedin; memıra, ameleye meaşı, hastanayı he de ehtiyarlığı çok görüvedin, sizi gari, mezar paklar demeye getirivedin, emme cenaze paralarını indirivedin, üç çocuk peydahlayın deyivedin, emme, emzirik gaymasını kesivedin; pirinç ataş pahası olunce, siz bulgur yeyiverin, biz pirinç yeriz deyivedin. Ektirtmedin, biçtirtmedin, sonunda mazot zammiynen çitçinin köküne kirpit suyu ekivedin. Bunca fukaralık dururken, Katar mı, matar mı neyim derken, çalığın, malığın işini bağlayıvedin.
Emme velakin takımınnan mahgemeye düşüverince gari, sinirlenivedin; ha bre gavırlara goşturup yardım edin deyivedin. Ehaliyi seçimlerde baş tacı ederken, şincik ayaklarının altına alıvedin.
Eeeeee! Yetti gari!
Ula oğlum Abbas, deyiver hele, yolculuk nereye???
Üzülme son gülen sen olacaksın. Çünkü hep geç anlıyorsun
Fırtınada uyuyan adam
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almış. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak olmuş. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyormuş. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, “Burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur” diyorlarmış. Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etmiş. Adamın haline bakıp “Çiftlik işlerinden anlar mısın?” diye sormadan edememiş çiflik sahibi. “Sayılır” demiş adam ve devam etmiş: “Fırtına çıktığında uyuyabilirim.”
Çiftlik sahibi, bu ilgisiz sözü biraz düşünmüş, sonra boşverip çaresiz adamı işe almış. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatlamış. Ta ki o fırtınaya kadar... Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyanmış. Öyle ki, bina çatırdıyormuş. Yatağından fırlamış, adamın odasına koşmuş: “Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.” Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldanmış: “Boşverin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.” Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmış. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacağını, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerektiğini düşünmüş. Dışarı çıkmış, saman balyalarına koşmuş. A-aa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmış. Ahıra koşmuş. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmiş. Tekrar evine yönelmiş; evin kepenklerinin tamamı kapatılmış. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına dönmüş ve yatağına yatmış. Fırtına uğuldamaya devam ediyormuş.
Gülümsemiş ve gözlerini kapatırken mırıldanmış: “Fırtına çıktığında uyuyabilirim.”
Kıssadan hisse: Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen (dua), maddeten (tedbir) hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hayatınız boyunca.
Evlilik üzerine fıkralar
Bir duble martini daha
Bir işadamı tavernaya gitmiş, bara oturmuş ve bir duble martini sipariş etmiş. İçkisini bitirdikten sonra, gömleğin cebine bir göz atmış, ardından barmane bir duble martini daha hazırlamasını söylemiş. Bunu da bitirince, gömleğinin cebine tekrar bir göz atmış, sonra barmane dönüp tekrar bir duble daha martini siparişi vermiş. Barmen: “Bakın bayım, size bütün gece boyunca martini getirebilirim. Fakat, bardağı her doldurmamı istemenizden önce niçin gömleğinizin cebine baktığınızı söylemek zorundasınız’’ deyince adam cevap vermiş: “Karımın fotoğrafına bakıyorum. Ne zaman gözüme güzel gözükecek, işte o zaman eve gitme zamanı gelmiş olacak.”
Neden telefonu geç açtın?
Doktor ve karısı kahvaltı masasında tartışıyorlarmış. Adam hiddetle masadan kalkmış ve “Sen yatakta daha iyi değilsin” demiş ve hışımla evden çıkmış. Bir müddet sonra kötü bir hareket yaptığını düşünmüş, durumu telafi etmek üzere telefon açmaya karar vermiş. Kadın telefonu defalarca çaldıktan sonra açmış ve adam sinirli bir şekilde sormuş: “Telefonda cevap vermekte niye bu kadar geciktin?” Kadın, “Yataktaydım” demiş. “Bu saatte yatakta ne yapıyorsun?” diye sorunca adam kadın cevaplamış: “İkinci bir görüş alıyorum.”
6 çocuğumun annesi
Bir adamın 6 çocuğu varmış ve bu başarısından fazlasıyla gurur duyuyormuş. O denli gurur duyuyormuş ki, karısını, onun tepkisine rağmen, “6 çocuğumun annesi” diye çağırmaya başlamış. Bir gece bir partiye gitmişler. Adam eve dönme vaktinin geldiğine karar verdiğinde karısının da gitmeye hazır olup olmadığını öğrenmek istiyormuş ve olanca sesiyle bağırmış: “Eve gidelim mi, 6 çocuğumun annesi?” Kadın, kocasının bu dangalaklığından son derece rahatsız olmuş ve o da aynı ses tonuyla bağırarak cevaplamış: “Ne zaman istersen, 4 çocuğumun babası!”

