Türkler değil Kürtler barışı aramalı

Ankara’da ilginç bir toplantı yapıldı. “Türkiye Barışını Arıyor” başlıklı bu toplantıda kamuoyunun yakından tanıdığı bazı isimler hayli tartışılacak sözler söylediler. AKP’nin görüşü ve desteği doğrultusunda yapıldığı izlenimi veren bu toplantılardan çıkan sonuç gerçekleri ne kadar yansıtıyor, o konuda şüpheliyim

Haberin Devamı

Ankara’da ilginç bir toplantı yapıldı. “Türkiye Barışını Arıyor” başlıklı bu toplantıda kamuoyunun yakından tanıdığı bazı isimler hayli tartışılacak sözler söylediler. AKP’nin görüşü ve desteği doğrultusunda yapıldığı izlenimi veren bu toplantılardan çıkan sonuç gerçekleri ne kadar yansıtıyor, o konuda şüpheliyim.

Özellikle Yaşar Kemal ve Celal Doğan’ın PKK’dan söz ederken terörist yerine “gerilla” tanımını kullanmaları hem şık olmadı, hem de doğru değil.

Nedense kimi Kürt vatandaşları ve onlara yandaş olan bazı kesimler, Güneydoğu’da yaşanan olayları irdelerken, sanıyorum biraz da aşağılık kompleksinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni eleştirmeyi tercih ediyorlar. Bu belki de kolaycılık, çünkü özellikle son yıllarda Kürt konusu ile ilgili Türkiye’yi suçlamak daha prim yapar hale geldi.

Kürt konusunda destek veren kimi çevreler bunu zaman zaman öyle abartıyorlar ki, insan bir anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Güneydoğu’da bir soykırıma gittiğini, masum insanları katlettiğini, kendi ülkesinde savaştığı hissine kapılıyor.

Bu kesimler terör olgusunu hiçe sayarak bu değerlendirmeleri yapınca da pek çok kişi bunun etkisi altında kalıyor.

Bunun sonuçları da farklı biçimde ortaya çıkıyor. Bir bölüm vatandaş tam Kürt düşmanı oluyor ve Kürt kelimesi geçtiği anda tüyleri diken haline geliyor. Bunu ne yazık ki çevrede çok sık görüyorum.

Bir bölümse duyarlılığını yitirerek umutsuzluğa düşüyor ve kendi ülkesine yabancılaşıyor.

Ama bakın, 20 yıldır yaşadığımız onca olaya rağmen Türk halkı ile Kürt halkı arasında bir düşmanlık da oluşmadı. Kimbilir kaç şehirde kaç şehit cenazesi, Kürt vatandaşlarının da oturduğu bilinen mahallelerden kaldırıldı. Tek bir cam bile kırılmadı, bir tek kişinin burnu bile kanamadı.

Çünkü Türk halkı teröristle, yüzyıllardır dost olduğu insanları ayırmasını biliyor.

Bunu artık Kürt kökenli vatandaşların da kavraması ve buna göre davranması gerek. Çünkü şu bir gerçek ki, ister Türk sınırları içinde, ister dışında yaşasın, bu bölgede Kürtlerin tek dostu Türkiye’dir.

Bu nedenle Türkiye’yi “Barış istemiyor” diye suçlamak yerine tam tersine Türkiye’ye yaklaşmak ve gerçek anlamda dostluğu göstermek en akıllıca iştir.

Terörden arınmış bir Kürt toplumunun çıkarı Türkiye’den yanadır. Bu tarih boyunca böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak.

Özellikle Irak sınırları içindeki Kürtler, Amerikan askerlerinin verdiği güvence ile sanki Türkiye’ye kafa tutar bir tavır içindeler.

Ama Amerika bugün var yarın yok. Türkiye ise her daim burada olacak. Kürtlerin esenliği Türkiye ile gerçek anlamda dost olmaktan geçiyor. Bunun için de çabayı Türkiye değil Kürtler gösterecektir. İki tarafın da çıkarı buradadır.

*****

Baykal oyunu AKP’nin diliyle oynuyor
Baykal’ın AKP hükümetine seslenerek “Kuzey Irak’a müdahale edeceksiniz size destek veririz” açıklaması farklı tepkilere neden oldu. Bunun aşırı milliyetçi ve kötü bir çıkış olduğu yolunda eleştiriler bir yere kadar doğru bana göre de.

Ancak konuya bir de farklı açıdan bakalım.

Baykal sanki AKP’nin diliyle konuşarak karşı bir oyun geliştiriyor.

Çünkü AKP bugüne kadar pek çok önemli konuda demagoji yaptı. Şimdi Baykal bu yolu deniyor. Politika olarak kötü ama unutmamak gerek ki karşıda da AKP var.

Tayyip Bey herkesi de şaşırtan biçimde son hafta içinde birkaç kez Amerika’ya adeta meydan okur bir tavır sergiledi. Bunun bir nedeninin Kerkük petrollerinden pay almak kaydıyla Irak’taki Kürt devletine yeşil ışık yakmak olabileceğini geçen hafta yazmıştım.

Ancak Tayyip Bey daha sonra Kerkük olayının ötesinde PKK terörünü durdurmak için sınır ötesi operasyon yapılabileceğinin sinyallerini de vermeye başladı.

İşte burada durum kritikleşiyor. Bazı konular vardır, bir şeyi söylemezsiniz yaparsınız.

Eğer söyleyip de yapamazsanız, bunun anlamı kendi halkınızı kandırmaya çalışmaktır. Başbakan öyle sanıyorum ki, Amerika’ya karşı çıkarak toplumun milliyetçi duygularını okşamak ve kendisi için “Vay be, amma cesur başbakanımız var” dedirtmeyi amaçlamaktadır.

İzlediğim kadarıyla Baykal da bu oyunu bozmak istemektedir. Baykal ve kurmaylarına göre Tayyip Erdoğan hükümetinin bir sınırötesi operasyon yapmasına imkan yok. Baykal’a göre Erdoğan seçim öncesi prim yapmaya çalışıyor.

Baykal da bu oyunu bozmak için “Eğer ciddiysen, gel Meclis’e, sana yetki için verelim, gir Kuzey Irak’a” diyor.

Şimdi Tayyip Bey sanıyorum sıkıntı içindedir. Bu yetki için Meclis’e gitse gereğini yerine getirmek zorunda, gitmezse blöf yaptığı ortaya çıkacak.

AKP kendi oyununa mı geldi ne?

*****

Eski AKP’li merak ediliyor
Bu köşede dün yayınlanan “Arınç aday olur 79 oy alırsa...” başlıklı yazıdaki AKP’den istifa etmiş olan milletvekili merak edildi. Dün pek çok telefon aldım bu konuda, herkes “Bu milletvekili kim?” diye soruyordu.

GP milletvekili Emin Şirin de bir mektup göndermiş “Bu milletvekilinin ben olduğumu sanıyorlar diyor.

Benimle konuşan milletvekili Emin Şirin değil. Bunu belirteyim. Ama burada önemli olan bunları söyleyen kişinin kimliği değil. İçerik önemli ve sanıyorum bu nedenle AKP içinde de bir telaş var.

Meclis’in havasını koklayanların söylediğine göre Tayyip Bey’in aday olmaması halinde gösterilecek hiçbir adayın seçilmesi çantada keklik değil. Önemli olan bu. Hele 200 AKP’li milletvekilinin büyük olasılıkla tekrar seçilemeyecek olması teorisi genel merkezin başını çok ağrıtıyormuş.

DİĞER YENİ YAZILAR