Türkiye’nin sağduyusu bugünleri atlatacaktır

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Sezer Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesine olanak sağlayan Anayasa değişikliğini halkoyuna götürmeye, ancak aynı anda Anayasa Mahkemesi’nde dava da açmaya karar verdi.

Dün öğleden beri bu kararın sonuçları tartışılıyor. Ülke bir taraftan genel seçime gidiyor, diğer taraftan terör saldırıları nedeniyle seçimin yapılıp yapılmayacağı bile belli değil, bir de üstüne bu halk oylaması geldi.

Gerçi Erkan Mumcu çocukça bir hevesle “Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini ben istiyordum, o halde bunu desteklemek zorundayım” deyip AKP’ye destek vermeseydi değişiklik bu kez kendiliğinden halk oylamasına gidecekti.

Bu durumda ne olacağına bakmamız gerek.

Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi için alelacele bir anayasa değişikliğine gitmek AKP’nin Türk siyasetine adeta hançer sokması gibidir.

Sırf Cumhurbaşkanı’nı seçme yetisini kullanamadığı, iktidar olmadığını anladığı için sanki Türkiye’den intikam almak ister gibi “Gelin o halde halka gidelim” babalanması bugünkü iktidarın sonunun da başlangıcı oldu bana göre.

Türkiye’nin sağduyusu yüreğine saplanmak istenen bu hançeri mutlaka çıkaracak ve çağdaş yolda yürümeye devam edecektir. Muktedir olamamanın acısını sistemi altüst ederek çıkarmaya çalışanların önünde elbette Türkiye’nin ezici çoğunluğunun gücü durmaktadır.

Gücünü kaybetmiş, hiçbir krizi yönetemeyen, öfke içinde sağduyusunu ve düşünme yeteneğini kaybetmiş bir iktidarla ne seçim yapılır ne de halk oylaması.

Göreceksiniz, iktidar nasıl 1 Mart tezkeresini geçiremediyse, nasıl istediği kişiyi Çankaya’ya çıkaramadıysa bu anayasa değişikliği paketinde de amacına ulaşamayacaktır.

Çünkü tüm yapılanlar demokrasiye, hukuka, insan hak ve özgürlüklerine ve demokrasinin temel niteliği olan kuvvetler ayrılığına karşıdır.

Türkiye sadece intikam hisleriyle dolu bir iktidardan oluşmuyor. Cumhuriyetin temel ilke ve devrimleri korunacağı gibi, Türkiye’nin önünü açan çağdaş demokrasilerin kurum ve kuruluşları da korunacaktır.

Üç oy fazla alıp seçim sisteminin cilvesiyle Meclis’te anormal bir aritmetik çoğunluk sağlamış olmak Türkiye’nin kaderiyle oynama hakkını vermez.

Bunu artık herkesin bilmesi gerekiyor.

*****

Protestocuyu fişlemek diktatörün aklına gelir

Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AKP’nin ileri gelenleri çok öfkeli. Çünkü rahat ve huzur içinde sokağa çıkamıyorlar, bir şehit cenazesine katılamıyorlar.

Şehit cenazelerindeki acılı ve öfkeli kalabalıklar, ön saflarda hükümet üyelerini ya da AKP ileri gelenlerini görünce başlıyor protestoya. Dünyanın her yerinde görülen bu tür manzaralar Türkiye’de önemli bir siyasi kavga ve polemik nedeni oluyor. Başbakan, yardımcısı, Meclis Başkanı, protesto edilmelerine çok öfkeleniyorlar ve sürekli cevap yetiştirmeye çalışıyorlar. Sonra daha da ileri gidip protestocuları filme çektirip haklarında soruşturma açtırtıyorlar.

Oysa siyasilere yönelik şiddete varmayan, sözlü protesto hatta hakaret demokrasinin geçerli olduğu tüm ülkelerde son derece doğal karşılanır.

Çok değil birkaç gün önce G-8 toplantısında yaşanan protesto gösterilerini televizyon ekranlarından izlemedik mi?

Orada da protestocular neler söylüyor, nasıl bağırıyorlardı. Bush’un maketini yakanlar, arabadan inen liderlere yumurta atanlar, hatta küfredenler sadece polis barikatıyla karşılaşıyordu. Polisler de aşırıya kaçanları ite kaka kenara çekiyordu. Ama bunların hiçbiri hakkında bir dava açılmıyor. Açılmaz da. Güvenlik kuvvetleri sadece o andaki güvenliği sağlar o kadar.

Protesto edenleri filme çektirmek, sonra da hesap sormaya kalkmak sadece diktatörlerin aklına gelir. Tayyip Bey ve arkadaşları da ülkeyi demokrasi ile değil padişahlık ile yönetmeye kalktıkları için protestocudan hesap sormak istiyor.

Bu ülke böyle bir hükümetle yönetilebilir mi?

*****

“Durup dururken neden vuralım?”

Çok değil, beş altı ay önce PKK Barzani’nin talimatıyla kendince “ateşkes” ilan etmişti. O sırada PKK terörü bugünkü kadar can yakmıyordu. Ancak aralıklarla saldırılar oluyor ve vatan evlatları şehit düşüyordu.

Barzani yaklaşmakta olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar PKK’nın Türkiye’ye yönelik eylem yapmamasını istemişti. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde beklediğinden ve istediğinden farklı bir sonuç çıkmasını istemiyordu.

PKK da bu talimata uydu ve “Ben ateşkes ilan ettim” dedi.

Ateşkes savaşan iki ülke orduları arasında yapılır. Eğer siz bir terör örgütünün “Ben ateş kestim sen de kes” zırvalamasına gereken tepkiyi göstermezseniz, o ülkeyi yönetme yeteneğini de kaybetmişsiniz demektir.

PKK’nın bu ilk ateşkes zırvasından sonra Türkiye’den tek bir tepki bile gelmedi. İktidar adeta bu ayıbı sineye çekmişti. Ancak bir gazeteci Başbakan’a “PKK ateş kesti, ne diyeceksiniz?” diye sorduğunda, Tayyip Bey’in verdiği cevap kanı donduracak cinstendi: “Biz de durup dururken neden vuralım ki?”

Ortada terörle mücadele varken, bir Başbakan’ın adeta terör örgütünü muhatap kabul ederek “Biz de vurmayız zaten” demesi ne tuhaftır ki o günün haberleri arasında eriyip gitti.

PKK Barzani’nin talimatını kendi açısından Cumhurbaşkanlığı sürecine kadar uyguladı. Kış koşullarının da etkisiyle saldırılarını neredeyse kesti.

Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin istenildiği gibi gitmeyeceği anlaşıldı, PKK tekrar atağa kalktı. O günden bu yana 50’nin üzerinde evladımız şehit düştü.

PKK şimdi yine “ateşkes” diyor. Yine Türkiye’den bu zırvalamaya yönelik tepki yok. Barzani yeni bir plan yapıyor herhalde.

Pahalı Binalar

Partiler nedense holding binaları gibi binalar yapmaya merak sardı. MHP ve CHP’den sonra AKP’nin de binası hizmete girdi. Bu binalar milyonlarca dolara inşa edildi.

Bu binaların ortak özelliği yüksek teknolojili olmaları. Ancak hiçbiri de parti binasına benzemiyor. İnsan faktörü tamamen unutulmuş. Bu binalardan içeri girdiğiniz anda küçüldüğünüzü hissediyorsunuz.

Bu binalar bana partilerin nasıl halktan koptuğunun bir kanıtı gibi geliyor. Tabii bir de lüks ve ihtişam merakı. AKP binası belli ki diğer parti merkezlerine hayli fark atmış durumda. Demek ki AKP iktidarda geçirdiği 4.5 yıl içinde lüks ve ihtişama çok alışmış.

Lüks ve ihtişam insanların başını döndürür, halktan koparır ve yanlış kararlar alınmasına neden olur. AKP’nin son zamanlardaki beceriksizliklerinin temelinde belki de bu yatıyordur.

DİĞER YENİ YAZILAR