Öyle anlar oluyor, öyle şeylerle karşılaşıyorsunuz ki bunları tanımlamak zor oluyor. Bildiğiniz kelimeler yetersiz kalıyor ya da durumu anlatacak kelimenin henüz icat edilmediğini fark ediyorsunuz. İşte okurlardan Demet Erel bu tür durumlar için bazı kelimeler üretmiş ve Türkçemize armağan etmiş.
Bu “yeni!” kelimeler aslında komik. Ancak yerli yerine oturduğunda aslında ibretlik. Gelin yeni kelimeleri birlikte okuyalım;
* ÇAYYAŞ: Sabahtan akşama kadar çay içen bağımlı kimse. Türkler kahveden çok çayı severler.
* DEKILTE: Görgüsüz, kıro erkeğin ipek gömleğinin önünü derin açarak sergilediği kıllı ve altın kolyeli göğsü. Nedense bazı kadınlar erkekte kıllı göğsü seksi bulurlar.
* HİÇ ÇAMAŞIRI: Varlığı ile yokluğu belli olmayan kadın iç çamaşırı.
* DUŞÜNÜR: Duş alırken gelen ilhamla ülke sorunları, hayatın anlamı veya benzer derin konulara kafa yoran ve özgün fikirler üreten entelektüel ve temiz kimse.
* CİNEKOLOG: “Kızım, senin içine cin girmiş” diyerek kadınların oralarını buralarını elleyen, cinsel tacizde bulunan hoca, üfürükçü,
* KANKAMATİK: Yolsuz kaldığınızda borç para aldığınız yakın arkadaş.
* EFEMDİ: Davranışları ve sözleri kadınsı olacak kadar nazik, yumuşak ve ince erkek.
* İÇERDÖĞER: Her akşam bir yerde içip, eve zil zurna sarhoş gelip karısını, çocuğunu döven hayırsız koca, kötü baba, zayıf karakter.
* SİNİRBAZ: Nasıl olduğunu anlayamadığınız ve çözemediğiniz bir şekilde, sizi her defasında sinirlendirebilen özel kimse.
* HAFIZAPPİNG: Bir şeyi hatırlamaya çalışırken hafızanızda attığınız hızlı tur.
* LAFIZA KAYBI: Söyleyeceğiniz sözü unutmanız.
* KELDİVEN: Saçı olmayan erkeklerin, kafalarını soğuk hava, yağmur gibi dış etkilerden korumak için kullandıkları şapka, peruk gibi gereçler.
* MARKALEMUN: Saç şeklini ve rengini üzerindeki marka giysiye göre değiştiren, dış görünüşüne aşırı önem veren boş ve sığ insan.
* JELOĞLAN: Saçlarına bir kutu jöle sürmeden asla insan içine çıkmayan, görünüşüne fazlasıyla düşkün genç erkek. Derler ki uzun süreli jel kullananlar sonunda “jeltoş” olurlarmış.
* TÖ BE OR NOT TÖ BE: Uzun yıllar yasadışı faaliyetlerle uğraşan kulağı kesik şahsın hapisten çıktıktan sonra, aynı pis işlere bulaşmakla sakin ve namuslu bir hayat yaşamak arasında yapması gereken zor seçim.
* KEŞPORTACI: Sokağa tezgâh açmış uyuşturucu satıcısı.
* SHOPŞAL: Büyük alışveriş merkezlerine gidip saatlerce aylak aylak dolaşan, mağazaların önünde dakikalarca dikilip boş boş vitrine, içerideki bayan görevlilere bakan işsiz, güçsüz ve alık kimse.
* ŞENFORMASYON: İyi, müjdeli haber.
* TÜKÜRÜKÇE: Konuşurken ağızlarından çok fazla tükürük saçan kişilerin ana lisanı.
* ZIRVANA: Aptallığın en aşmış noktası. Zırvanın zirvesi ve nirvanası. Salaklığın ulaşılabilecek en üst seviyesi.
* TEMBESİL: Çok zeki olmamasının dezavantajını çok çalışarak kapatacağına, bütün gün yan gelip yatan tembel ve akılsız öğrenci, kimse.
* TINTINAGER: 13-19 yaşlarında boş ve cahil genç.
* NOTLAKÇI: Üniversitede derslere girmeyen, sınavlara başkalarının notlarından fotokopi çekerek hazırlanan beleşçi ve hayta öğrenci.
* KAMPUSIRIK: İş hayatından korktuğu için bütün eğitimi boyunca kampüsün içinde saklanan, bu nedenle de şirketleri ve iş ortamını tanıma fırsatını kaçıran üniversite öğrencisi.
Gereksiz bilgiler
- Üzüm mikrodalga fırında patlar.
- İnsan yılda en az bin 460 rüya görür.
- İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır.
- Karınca iki hafta su altında yaşayabilir.
- İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar.
- Dünyada insanlardan daha çok tavuk var.
- İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır.
- Türkiye’de Mehmet adında 1 milyon 229 kişi var.
- Sabahları elma, kahveden daha fazla uykunuzu açar.
- Yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde olur.
- Otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha hızlı artıyor.
“Nelerden vazgeçeceğiz” notlarına ek
Geçen hafta pazar günü İslam devleti haline gelmemiz halinde pek çok kişinin alıştığı bazı davranışlardan da vazgeçmemiz gerekeceğini, tabii ki içine espri katarak anlatmaya çalışmıştım.
Ancak hafta içinde pek çok okurdan “eksik kalmış, her şeyi yazmamışsın” mesajları geldi. Bugün eksikleri tamamlayalım isterseniz;
- Pek çok İslam devletinde kadınların türban taksa da tek başlarına sokağa çıkmaları yasaktır. Bakkala bir limon bile almak için yalnız gidemezlar. Yanlarında baba, koca gibi yakınlarının olması gerekir.
- Kadınların araba kullanmaları da günah olduğu için yasaklanacak. Türbanlı hanımlarının öyle otobüs gibi ciplerde caka satamayacak.
- Kızların değil üniversitelere gitmeleri, okumaları ve sadece kadınlara hizmet veren işler dışında bir işte çalışmaları dahi yasaklanacak.
- Parklarda, şurda burda türbanlı kızların erkeklerle el ele diz dize beraber bulunmaları zinhar olmayacak.
- Nikahları imam kıyacak ve erkeklerin dört karı almaları, ayni zamanda erkeklerin karılarını boşamaları kolaylaşacak, boş ol deyince boşanma tamamlanacak.
- Kız çocukları mirastan bir hisse, erkek çocukları iki hisse alacak. Erkeklerin mahkemede şahitliği kadına göre daha geçerli olacak.
- Bülent Arınç’ın isteği doğrultusunda pazar tatili kaldırılıp, Cuma günleri tatil yapılacak ve öğle namazı zamanında işyerleri kapanıp bütün erkeklerin namaza gitmeleri mecburi olacak.
Bu eklentileri yapan okurlar bunların şimdilik şaka gibi geldiğini ama gidişatın bu yönde olduğunu söylüyorlar. Gerçekten de öyle. Erkeklerin baskısı ile sözde “özgürlük” adına ille türban takacağız diyen kimi genç kızlarımız herhalde yukarıdaki maddelerin geçerli olacağını da biliyorlardır. Peki bu sayılanlara “zorunlu” olarak uyulması “özgürlük” kapsamında görülmüyor mu?

