Gerçekten çok üzgünüm. Vatan’da Memet Güler’in önceki gün “Huysuz Virjin sahneleri bıraktı” başlıklı yazısını okurken neredeyse ağlayacak gibi oldum. Hele Güler’in dün de sürdürdüğü yazısındaki duygusal cümleleri üzüntümü daha da pekiştirdi.
Yıllardır sahnelere “kadın kıyafetiyle” çıkan Huysuz Virjin uğradığı “tazyikler” sonunda artık sanatına veda ediyor. Çünkü RTÜK Huysuz Virjin’in sahneye kadın kıyafetiyle çıkmasının Türk örf ve adetleri ile bağdaşmadığını ileri sürerek programın kaldırılmasının iyi olacağını tavsiye etmiş.
Sonuçta televizyonların ipi RTÜK’ün elinde olunca kim ne yapsın? Huysuz Virjin’e önce “normal” kıyafetle sahneye çıkması önerilmiş. Ama aynı değil ki. Huysuz normal kıyafetiyle olunca işin esprisi kaçıyor.
Burada anlamadığım, Huysuz Virjin’in Türk örf ve adetleri ile bağdaşmaması görüşü. Huysuz Virjin dünden beri sahnelerde değil. Açıkçası benim yaşımdan fazla sahne deneyimi var ve hep böyleydi. Halk onu bu haliyle sevdi bağrına bastı. Üstelik kimse de Huysuz Virjin’i örnek alarak örf ve adetinden kopmadı. Türk halkı aptal değil ki. Neyin ne olduğunu bilir. Bu nedenle Zeki Müren Sanat Güneşi’ydi, Bülent Ersoy hâlâ milyonların sevgilisi. Kuşum Aydın sevilerek izleniyordu. Cemil İpekçi hep itibar gördü.
Halk bu isimlerden olumsuz etkilenmedi hiç. Tam tersine aykırı gibi görünen bu isimlerin hep olumlu taraflarını benimsedi.
Bunun yanısıra Huysuz Virjin, türündeki tek örnek. Bu gösteri biçimi onunla başladı, sanıyorum onunla da bitecek. 50 yılı aşkın başarıdan başarıya koşan bir sanatçıya şimdi alkıp da “Örf ve adetlerimizi bozuyorsun” demek saygısızlıktır, hakarettir.
Seyfi Dursunoğlu, uğradığı bu davranıştan sonra karar değişse bile ekranlara geri döner mi bilmem. Ama inanın Türkiye bundan çok şey kaybetti.
Emin Şirin “Nazlı Hanım’ın hakkı iade edilsin”
Tayyip Erdoğan’ın yeni türban söylemi tartışmalara neden olurken dün sabah eski milletvekillerinden Emin Şirin aradı. “Tayyip Bey’in sözleri çok ilginç, şimdi ortaya yepyeni bir durum çıktı” dedi.
“Neden” diye sorduğumda “Çünkü bu sözler, eğer Türkiye’de hukuk geçerliyse parti kapatma suçuna kanıt teşkil eder, normal koşullarda Yargıtay’ın harekete geçerek AKP’ye kapatma davası açması lazım” cevabını verdi. Yeniden sormama gerek bıraktırmadan da sürdürdü: “Hatırlarsan Fazilet Partisi bu nedenle kapatılmıştı. Tayyip Erdoğan’ın bugün söylediklerini söyleyen Nazlı Ilıcak da adeta tek suçlu olarak Meclis’ten atılmıştı. Eğer hukuk uygulanacaksa kapatma davası açılır. Yok eğer uygulanmayacaksa siyasi hayatına 5 yıl yasak getirilen Nazlı Ilıcak’ın hakkı iade edilmelidir.”
Yabancı dil
Bir köpek, gazetede gördüğü iş ilanına başvurur. Sekreter duruma şaşırın ama yine de patronuna haber verir. Patron köpeği odasına alır. Kendisinden emin, koltuğa tüneyen köpeğe “Bana daktilo yazabilecek biri gerekiyor” der. Köpek sandalyeden atlar, daktiloda hatasız bir yazı yazar. Patronun ağzı açık kalır. “Ama bu yetmez” der; “ben iyi bir bilgisayar kullanıcısı arıyorum.”
Köpek bu kez bilgisayarın başına geçer kısa sürede mükemmel gösteriden sonra tünediği koltuğa döner.
Patron aklını kaçırmak üzeredir. Köpeği tepeden tırnağa inceler “Anlıyorum birçok özelliğin var ve gerçekten çok akıllı bir köpeksin. Ama sorun şu ki; ben sana bu işi veremem.”
Köpek fırlar ve patisini
ilanın üzerine koyar. İlanda “Her başvuranın eşit şansı vardır” yazılıdır. Patron “Evet ama ilanda yabancı dil bilmesi gerektiği de yazılı” der. Köpek sakince patrona bakar “Miyaav!” der.
Türk Dünyası Kültür Atlası
Ne iyi etmişim de Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın davetine katılmışım. Eğer gitmeseydim, yıllarca neredeyse komşu olarak çalıştığım Caferağa Medresesi’ni göremeyecektim.
Vakıf 10 yıldır üzerinde çalıştığı Türk Dünyası Kültür Atlası’nın son cildini de bitirmenin gururu ile küçük bir grup gazeteciye tanıtım toplantısı düzenlemişti. Bu tür konulara ilgi duyduğum için daveti geri çevirmek istemedim. Vakıf Başkanı Dr. Metin Eriş olağanüstü nezaketi ile bize Atlas’ı anlattı.
Türkler’in Müslüman olmadan önceki tarihinden başlayan ve bugüne kadar gelen 12 dev ciltlik ansiklopedik atlas müthiş bir kaynak eser. Günümüzde bu tür bilgilere internet ortamından ulaşmak da elbette çok kolay ama böyle bir eseri bir bütün halinde görmek ve bunu bulundurmak bana göre bir ayrıcalık.
Meraklılarına mutlaka tavsiye ederim, Bunun yanısıra özellikle yurt dışında iş görüşmelerine giden ve “Acaba muhataplarımıza Türkiye ile ilgili nasıl bir hediye götürsek” diyenlere de birebir. Kime götürürseniz götürün Türk Dünyası Kültür Atlası mutlaka çok büyük ilgi ve beğeni kazanacaktır.
Bir ayıbın yazısı
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın Caferağa Medresesi’ndeki toplantısı, çok sıkça yaptığımız bir ayıbın yaşanmasına da neden oldu. Vakıf yöneticileri böyle bir daveti düzenlerken, anladığım kadarıyla yazılarından ilgili olduklarını düşündükleri 30 gazeteciyi davet etmişler.
Bu 30 gazeteci de belirtilen gün ve saatte geleceğini teyit etmiş. Bununla da yetinmeyip iki gün kala tekrar aramışlar. Bu arkadaşlarımız yine geleceklerini söylemişler. Ama toplantı sırasında sadece 5 gazeteciydik. Vakıf yöneticileri burukluklarını elbette dile getirdiler. Açıkçası kendi mesleğim adına utandım. Çünkü bir davete katılmak ne kadar medeni bir davranışsa, katılamayacağını bildirmek de aynı şekilde medenidir. Galiba biz reddetmeyi bilmiyoruz ve çekiniyoruz, kaybettiğimiz itibarın ise farkına varmıyoruz.
KAMYON YAZILARI
Sen bu yazıyı okuduğunda ben seni sollamış olucam.
İnsanlar tecrübeleri oranında değil tecrübelerinden aldıkları dersler oranında olgundurlar.
BERNARD SHAW

