Türbana yaş sınırı getirilsin

Haberin Devamı

İstedikleri kadar Başbakan “velevki” dedi diye işi yumuşatmaya çalışsınlar, Tayyip Erdoğan nihayet aklında olan adımı attı. Belli ki bundan artık dönüş yok. Üstelik MHP de destek vereceğini açıkladığına göre Anayasa bile beklenmeden en azından türbanlıların üniversitelere rahat girmelerinin yolu açılmış oldu.

Tabii burada akla ilk takılan “Peki bugüne kadar neden türban bir inanç gereği olarak sunuldu?” sorusu. Öyle olmadığını ısrarla söylüyorduk, türbanın sömürüldüğünü, bunun bir siyasi simge olarak kullanılarak halkın din duygularına hitap edildiğini anlatıyorduk. Anlayan anlamıştı, anlamayan ise sadece küfür etti.

Şimdi, madem türban artık bir inanç gereği değil de bir simge olarak kabul ediliyor, o zaman hiç olmazsa geçerli hukuk düzenine de uymak gerekiyor.

Kanunlarımız reşit olma yaşını 18 olarak belirlemiş durumda. Örneğin 18’den önce ehliyet alınamıyor, kanunlar önünde farklı statüde tutuluyor, bir siyasi partiye üye olamıyor.

O halde türban için de 18 yaş sınırı getirilebilir. Madem ki türban bir simge bırakın insanlar “akılları baliğ” olana kadar bir baskı altında kalmasın. 18 yaşına kadar türban takamasın. Yaşı 18 olduğunda kararını versin. İster türban taksın ister takmasın.

Ama buna çok kızacaklar elbette. Küçücük kızları daha 7-8 yaşında tesettüre sokan zihniyet şimdi sırf “türban simgedir” sözü için amacından vazgeçmeyecektir. Bırakın kızları 18 yaşına kadar bakalım, kendi rızasıyla değil, aile baskısıyla bile özgürlüğünü kısıtlamaya kalkar mı?

*****


Simge deyince

Tayyip Bey “Velevki simge olsa ne olur, simgeler dünyanın neresinde yasaklanmış ki?” diyor. Pek o kadar değil. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yasaklanmış ya da yasaklanmış gibi muamele gören simgeler vardır.

Örneğin en çok bilinen ve söylenen gamalı haç. Almanya’da Nazi dönemini hatırlatan her türlü sembol, simge ve slogan yasak.

Aynı şekilde İtalya’da Mussolini faşizmini anımsatacak simgeleri kimse kullanamıyor. Amerika’da sıkı mı biri Ku Klux Klan üniforması giymeye kalksın.

O kadar uzağa da gitmeye gerek yok. 1991 seçimlerinden sonra Meclis’e giren dönemin DEP milletvekilleri boyunlarına taktıkları kırmızı-yeşil-sarı atkılar nedeniyle ağır eleştiriler almamışlar mıydı?

Yine benzer şekilde Nevruz’u “Newroz” diye yazanlara karşı valilikler harekete geçiyor. Çünkü Newroz diye yazılınca siyasi bir anlam yüklenmiş oluyor bu kelimeye.

Yani diyeceğim iş simgelerin yasak olup olmamasına geldiğinde durum çok farklı.

*****


KAMYON YAZILARI

Hatalı değilsem de lütfen arayın! Yanlız kamyoncu

*****


Büyük binalar tasarruf etmiyor

Tamam havalar soğuk gidiyor. Ama ısınmak için harcadığımız enerjiden yine de tasarruf yapabiliriz.

Bilmiyorum sizin dikkatinizi çekiyor mu ama büyük binalara girdiğimde sıcaktan bayılacak gibi oluyorum. Belli ki soğuk havaların etkisiyle kaloriferler tam gaz yakılıyor. Özen gösterilmeyince de bina içleri cehenneme dönüyor.

Oysa ısı kaybına neden olan açıklar kapatılırsa çok daha az enerjiyle normal sıcaklığı sağlamak mümkün. Sonuçta enerjiye harcadığımız her kuruş hepimizin cebinden gidiyor.

Eskiden binalarda ısı kontrolü vardı. Belli sıcaklığın üzerine çıkılmasına izin verilmezdi. Galiba şimdi böyle bir denetim de yok.

Enerji Bakanlığı iyi çalıştığı konusunda çok övünüyor ama gerçek öyle değil. Yakında uzun elektrik kesintileri ve doğalgazda sıkıntı yaşarsak hiç şaşırmayın.

*****


Yayın yasağı tam bir saçmalık

Dağlıca’daki hain saldırıda askerlerimizin şehit edilmesinden sonra Genelkurmay Askeri Mahkemesi medyaya yayın yasağı koydu biliyorsunuz. Yani bu konu ile ilgili haber vermek yasak. Neden peki?

Çünkü bu olayda 8 asker kaçırılmıştı. Sonra bunlar “ayıp” biçimde teslim alındı. Bölgede 200 bin askeri olan Genelkurmay burnunun dibindeki olayı sadece seyretti. Ardından kaçırılan askerlerden bazılarının “ajan” olabileceği ileri sürüldü. Böyle olunca da en kolay yol seçildi ve yasak getirildi haberlere.

Oysa yayınlanacak haberlerin soruşturmayı engellemesinin imkanı yok.

Ancak anlaşıldığı kadarıyla bu olayda büyük bir beceriksizlik ve askeri hata var. Tamam yasak diye hiçbir şey yazamıyoruz, ama bari olayın tamamen ortaya çıkmasından sonra herkesin yüreğini rahatlatacak açıklama yapılsın.

Bu konuda tatminkar bilgileri Genelkurmay İnternet sitesinden okumaya razıyız.

*****


Biraz insaf yahu

Kardeşim nedir bu panik havası böyle? Bak, gazetelere fazla bir şey söylemiyorum ama şu televizyon haberlerine bir çeki düzen verin yahu. Patlamalar, çatlamalar, alarmlar. Yok efendim 4 araç çalınmış da bunlar bomba işinde kullanılacakmış. Yok 81 ilde terör alarmı verilmiş.

Tamam da “velevki” böyle olsa, bunu böyle davul zurna çalarak mı duyurucağız? Sokağa mı çıkarmayacaksınız kardeşim insanı. Herkesi korkutarak, moralini bozarak ne yapmak istiyorsunuz? Bir millete bu kadar kötülük olur mu? Yeter be, yeter.

*****


Bir ekleme

Çarşamba günü Türk Dünyası Kültür Atlası’nı tanıtan bir yazı yazmıştım. Yazının sonunda da “Yurtdışına gidenler bunu hediye olarak götürebilir” demiştim. Dikkatli okurlarımdan biri “Bu eser hangi dilde. Türkçe ise ne işe yarar?” diye sordu. Çok haklı ben yazmayı unutmuşum. Bu büyük eser hem Türkçe hem İngilizce. Bilginize.

*****


Sanat dediğin; sözde, gözde,

özde güzellik Ne

yazık sanat oldu; her türlü müptezellik.

Ordulu şair

Ali Öztürk

DİĞER YENİ YAZILAR