TSK’nın bitmesine çeyrek kaldı

Haberin Devamı

İki yıldır “darbe paranoyası” ile hem kafaları karıştıran hem de Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “şiddetle” yıpratan çevreler galiba zafere ulaşmak üzere. Üstelik görüldüğü kadarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bitirilmesine bizzat kurumun kendisi de ortak oluyor.

Genelkurmay Başkanı savaş gemisinden esti gürledi. Basına çattı, iktidara gözdağı verdi, yargının kulağını çekti, “artık sessiz kalamam haaa” dedi.

Bunları yaptı da bekledik, ardından tek bir hukuki girişimde bulunmadı Başkan. Ne bir dava ne bir suç duyurusu.

Tabii iktidar da yalakaları da tam tahmin ettiğim gibi “Paşam naparsın yani?” şarkısını bir kere daha söyledi.

Ardından, belki TSK’nın adının karıştığı en garip ve vahim olayı yaşadık. Bir albayla bir binbaşı Bülent Arınç’ın evinin önünde polis tarafından baskınla yakalandı. Subaylardan birinin, elindeki Arınç’ın ev krokisini yutmak isterken acar bir polis tarafından üzerine atlanarak durdurulduğu ileri sürüldü.

Şimdi, aradan 48 saatten fazla zaman geçtikten, başta Başbakan ve Arınç olmak üzere üstü kapalı TSK’ı suçlayan ifadeler verilmesinden, yandaş medyanın orduyu hakaret bombardımanına tutmasından sonra nihayet bir açıklama geldi.

İki subay bilgi sızdıran bir başka subayı izliyormuş. Olabilir mi? Olur tabii. İzlenen kişi yakalanacağını anlayınca polisten yardım istemiştir, polis de bu operasyonu yapıp sızdıran subayı kurtarmıştır.

Ne olursa olsun bu, Genelkurmay’ın sorumluluktan kurtulmasını sağlamaz. Genelkurmay Başkanı asimetrik savaşla Silahlı Kuvvetler’in yok edilmeye çalışıldığını söylüyor.

Ama açıkçası, eğer bir yok etme çabası varsa Genelkurmay da maaşallah buna destek veriyor.

48 saat sustuktuktan sonra bir açıklama yapılması ancak ortaya hiçbir belge konamaması bugünkü askeri yönetimle ilgili kuşkularımı çok artırıyor. Belli ki bu paşa bu işi yapamıyor, koltuğunu dolduramıyor.

Tez elden istifa etmezse sanırım Silahlı Kuvvetler gerçekten yok olacak.


***



Konya müthiş olmuş

Konya’da galiba 60’lı yılların sonunda gitmiştim. Ailecek çıktığımız bir gezinin ilk durağıydı. Mevlânâ ile o zaman tanışmıştım.

Ondan sonra nedense hiç kısmet olmadı Konya’ya gitmek. Sonra birden iki fırsat birden çıktı ve bir ay içinde iki kez Konya’ya gittim.

İlki kasım ayındaydı. Türkiye Gençlik Birliği’nin düzenlediği bir panele katılmak için Konya’daydım. CHP Milletvekili Atilla Kart ve Birlik Başkanı Osman Yılmaz’la birlikte konuşmacıydık.

İkincisi ise önceki gün gerçekleşti. Konya Selçuk Üniversitesi Genç Atatürkçüler Topluluğu’nun davetlisi olarak başta İletişim Fakültesi öğrencileri olmak üzere üniversiteli gençlerle bir sohbet toplantısına katıldım.

Öğrencilerin ilgisi, meraklı soruları ve heyecanlı gözleri gelecek için içimdeki umut ışıklarını daha da parlattı.

Konya’ya bu kez giderken, geçen gidişimde beni hiç yalnız bırakmayan Rukiye Saygılı’ya haber verdim. Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler’de yüksek lisansını veren Saygılı henüz 25 yaşını doldurmak üzere ve şimdiden siyasetin içinde. Eğer seçimler zamanında yapılırsa yaşı tutacağı için belki de Türkiye’nin en genç milletvekili unvanını alabilir.

Bir yandan öğrenciler, bir yandan başta Yardımcı Doç. Dr. Ozan Özkan öğretim üyeleri ve Rukiye Saygılı bana yine müthiş bir Konya günü yaşattılar.

Üniversite Rektörü Prof. Süleyman Okudan’ı da ziyaret ettim. Son derece yakın ve samimi davranan Okudan, üniversite ile ilgili çok ayrıntılı bilgiler verdi, heyecanlandığımı söylemeliyim.

Konya ise gerçekten çok gelişmiş. Kendinizi bir Avrupa kentinde hissedebilirsiniz. Geniş yollar, tramvay sistemi, modern binalar. Konyalılar da çok candan ve yakın davrandılar.

Son notum ise Konya’nın meşhur etli ekmeği ile ilgili. Yemeği çok seven biri olarak Havzan’da yediğim etli ekmeklere bayıldım yine.


***



Ne mozayiği

Çok kullanılan bir deyim var. “Türkiye mozayiği.” Kastedilen şu; Türkiye’de birbirinden farklı etnik, dini, kültürel sosyal yapılar var. Ve bunlar binlerce yıldır bir ahenk içinde yaşıyor.

Güzel bir benzetme ama bana göre tam bunu vermiyor. Çünkü mozayik keskin parçalardan oluşur. Bir araya geldiğinde güzel bir görüntü verir de, her taş farklılığını net biçimde gösterir.

Bu nedenle ben Türkiye’yi “ebruya” benzetiyorum. Ebru biliyorsunuz tüm renklerin birbirine karışmasının yarattığı müthiş bir ahenktir.

Türkiye böyle bir ülke aslında. Renkler birbiri içinde. Ne yazık ki sözde demokrasi adına Türkiye’yi hançerlemek isteyenler bu ebruli görüntüyü kanla boyayıp bozmaya çalışıyor.

Buna rağmen biliyor ve umuyorum ki Türkiye’nin birbirine karışmış renkleri bu çirkin oyunlara gelmeyecek ve binlerce yıldır süren birliktelikleri güçlendirerek sürdürecektir.


***



Kurban eti ayaklara dolandı

Bir taraftan dine saygılı gibi görüneceksiniz diğer taraftan da dini kuralların ya da geleneklerin bozulmasına sırf üç kuruşluk kazanç için göz yumacaksınız.

Olmuyor işte ve sonunda kurban eti herkesin ayağına dolanıyor.

Kurban Bayramı öncesi bazı önemli kurumlar ve Deniz Feneri Derneği halktan “kurbanınızı biz keselim” diye para topladılar. Sonra bunu bir şirkete ihale etmişler, toplanan para ile kurban eti kesip dağıtsınlar diye.

O şirket de üç beş kurban kesip gerisini cebe indirmiş. Bu ortaya çıkınca soruşturma başladı, dernek başkanları gözaltına alındı.

Yolsuzluk bir yana, burada bence önemli olan nokta başka.

Kurban kesmek vaciptir. Yani zorunlu bir dini kural değildir, isteyen veya gücü olan uygular. Ama vacip olması kuralsız olması anlamına da gelmez. Ki üstelik kurban kuralları ve adetleri çok da ayrıntılıdır.

Öncelikle çok özel bir durum olmadıkça kurban kesen kurbanın başında olmalıdır. Kurban görmeden kesilmez ve bütün olarak verilmez. O zaman kurban olmaz, bağış olur, bağışın da kurbanda yapılmasının bir anlamı yoktur.

Kurban eti üçe bölünür. Bir kısmı evde kalır, bir kısmı kurban kesemeyen komşulara diğer bölümü de fakirlere dağıtılır.

Son yıllarda özellikle dini cemaatler ve bazı kurumlar bu gelenekleri bildikleri halde “birçok kuralı yerine getiremiyoruz bari kurban keselim” diyerek vicdanlarını rahatlatmak isteyenlerin duygularını sömürerek para topluyorlar.

Sonuç ortada. Vicdanını rahatlatmak isteyenler dolandırılmış.

DİĞER YENİ YAZILAR