“Topa da türban taktılar”

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; geçen haftayı da yine yoğun türban gündemiyle geçirdik. AKP Meclis’ten MHP ve DTP desteği ile türbana izin vereceği düşünülen Anayasa değişikliklerini geçirdi. Ama görünen o ki bu değişiklik sorunu çözmeyeceği gibi arap saçına döndürecek. Uygulama rektörlere bırakılacak. YÖK Başkanı da tıpkı kendisine söylenen “isterse konuşmasın” sözündeki gibi rektörlere “sıkıysa türbanlıları sokmayın” diyecek. Ondan sonrasını düşünmek bile istemiyorum.
“Sıkıysa sokmayın” deyince cumartesi günü yazdığım “Sıkıysa seçmeyin” yazısına futbol dünyasında aldığım tepkileri paylaşmak istiyorum.
Biliyorsunuz süper ligdeki tüm kulüpler, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Hasan Doğan’ı Federasyon Başkanı seçmeye karar verdi.
Bu konudaki eleştiri yazım üzerine futbol dünyasından pek çok kişi aradı. Çok ilginçtir, aslında herkes durumun farkında. Futbolla ilgili herkes Hasan Doğan’ın başkan seçilecek olmasının ardında yatanları biliyor.
Bu nedenle ortak kanı “futbol topuna da türban giydirildi” biçiminde. Diyorlar ki, kulüp başkanlarının onurla ilgisi olmayan tutumları nedeniyle yakın bir gelecekte Milli Takım’ın başına mutlaka dinci biri getirilecek, takım kaptanı da bir süre olduğu gibi yine bir tarikat üyesine verilecek.
Geçen hafta en çok tepki alan yazılardan biri Mısır Çarşısı esnafının feryadıydı. Çok sayıda okur “Bunlara acımayın sakın, hiçbir uyarıya kulak asmadılar; şimdi ağlamaya hakları yok” dedi.
MHP Genel Başkanı’na yönelik yazdığım iki yazı da çok tepki aldı. Kimi MHP’liler başkanlarını savunurken, ağırlıklı bir okur kitlesi MHP’nin toplumda kendine bağlanan umutları çarçur ettiğini ileri sürdü.
AKP’nin kapatılması ile ilgili dava açılması olasılığı da çok konuşuldu geçen hafta. Yaygın inanış “Kapatılsa ne olacak, eskiden olduğu gibi yeniden kurulmayacak mı?” yolunda. Ama ihmal edilmemesi gereken bir nokta var. Eğer kapatma bu kez parti genel başkanının odak olması nedeniyle olursa çok sayıda tutuklama olur ve uzun hapis cezaları verilir. O zaman da durum değişir.
Fıkra ve başınızdan geçen fıkra gibi olayları lütfen göndermeye devam edin, bilin ki okurlardan çok hoş tepkiler alıyorum, herkes beğeniyor.
Hepinize iyi haftalar dilerim.

KAMYON YAZILARI

Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım

*****


Bermek’in Anlamadığı

Futbol dünyası Federasyon Başkan adaylığından çekilen Ayhan Bermek’in uğradığı hayal kırıklığını konuşuyor. AKP’nin adayı olarak ortaya çıkan ve Tayyip Erdoğan’a sıcak mesajlar gönderen Bermek’in tepetakla oluşunda Amerika’da yaşayan bir din adamı etkili olmuş.
Anlattılar: Ayhan Bermek Amerika’ya gittiğinde bu din adamı ile görüşmüş. Federasyon Başkanı olmak istediğini söylemiş. O da kendisine icazet vermiş. Bermek ondan aldığı güçle “Bana ulu bir adam izin verdi” diyerek ortalıkta dolanmaya başlamış.
Ancak Bermek’in bilmediği şuymuş: O çok önemli din adamının arası Tayyip Erdoğan’la hiç iyi değil. Erdoğan bu kişiye elbette saygı duyuyor ama kendisini aşarak ona giden ve icazet almaya kalkanlara da öfke duyuyormuş. Bermek bunun kurbanı olmuş.
Ne olursa olsun, o Amerika’daki din adamı olmasa da Bermek başkan seçilemezdi. Çünkü eşinin başı açık. Dincilikle alakası yok. Sadece AKP’ye yağ yapıyor.
Tayyip Bey buna hiç geçit vermedi ki bugüne kadar. Örnekler ortada.

*****


Bu iki adam neden susuyor?

Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Duty Freeshop’taki içki reklamının yasaklanması ile ilgili yazılar yazdım. Bu yazılarla ilgili Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan ile yazışmalarımız oldu. Sayın Bakan sonunda topu taca atmayı tercih etti.
Ancak belki sizin de dikkatinizi çekmiştir, bu olayın muhatabı durumundaki iki şirketten ve bunların başındaki isimlerden hiç ses çıkmıyor.
Birincisi reklamı yasaklanan firma. İkincisi Atatürk Havalimanı’nı işleten şirket, reklamı yasaklanan içki Efe rakı. Bu rakıyı Elda adlı şirket üretiyor. Sahibi Ekrem Demirtaş. Her nedense Demirtaş bunca yazıya hiçbir tepki göstermedi, bir kenarda susup oturuyor.
Duyuyorum ki Ekrem Demirtaş İzmir’de AKP’nin Belediye Başkan adayı olmak istiyormuş. Düşünsenize AKP “mutlaka kazanacağız, kötü adını sileceğiz” dediği İzmir’de bir içki üreticisini başkan adayı yapmak istiyor. Demirtaş da herhalde bu beklenti ile reklamının yasaklanmasına sesini çıkarmıyor.
İkinci isim Hamdi Akın. “Kamu alanı” olduğu gerekçesiyle işlettiği alandaki reklama yasak geliyor ama onun da hiç sesi çıkmıyor. Bunda “Yap-işlet-devret” sistemiyle yapılan havaalanının işletmesinin özel bir şartname ile çok uzun süreli kiraya çevrilmesinin bir etkisi olabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan.

*****


Bilet parası

Adamın biri yıllar sonra kasabadan şehre gelerek film seyretmek için sinemaya girmek istemis, bilet için kendisinden 10 lira istenince “Nee?” demis şaşırarak, “En son seyrettiğimde 150 - 200 kuruş civarında bir şeydi.. Ne bu böyle?”
Gişedeki genç nazikçe “Şeyy efendim..” demiş “O zamandan beri inanın çok şey değişti.. Artık filmler renkli ve sesli..!”

***


Lenin de neyin nesi?

Ankara’daki mitingde koca bir pankart açıldı. Bir tarafta kalpaklı Atatürk resmi, karşısında da yine kalpaklı Lenin. İyi de neyin nesidir bu? Böyle bir mitingde hangi aklı evvel Lenin’li poster açar.
Bırakın işin ideolojik tarafını, Lenin artık tarih oldu. Onun kurduğu devlet yıkıldı gitti. Fikirleri ve uygulamaları da artık hiç rağbet görmüyor.
Oysa Atatürk, kurduğu Cumhuriyet ve ilkeleriyle yaşıyor ve yaşatılıyor. Lenin’in yakın geçmişte kısa bir dönem çok önemli devlet adamı olması onun Atatürk’le kıyaslanabileceği hatta eş tutulabileceği anlamına gelmez. Sonra o pankartı pek göremedim, artık kaldırıldı mı bilemiyorum. Ama kim getirdiyse, kim açılmasına izin verdiyse, büyük bir ahmaklık yaptığı gün gibi açık. Yazık.

Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
S. M. Power

DİĞER YENİ YAZILAR