Sevgili okurlar; son günlerin en çok tartışılan konusu Kürt sorunun çözümü. Devlet bir yandan, kimi sivil toplum kuruluşları bir yandan, AKP ile yandaşları bir yandan Kürt sorununu çözmek için seferber olmuş durumda. Ben de yıllardır yazdığım yazılarda bu soruna dikkat çekmeye ve çözüm önerileri üretmeye çalıştım. Ancak geldiğimiz noktada çok vahim sonuçlar doğuracak unsurlar da var.
Terör kötü mü?
Yıllardır bıkmadan usanmadan tekrarladığımız bir slogan var. “Terör akıttığı kanda boğulur.” Bu sloganı terörün ne kadar kötü oluğunu vurgulamak ve terörle hiçbir yere varılamayacağını anlatmak için kullanıyoruz. Peki durum bu mu? Terör gerçekten hiçbir sonuç vermeyen, sadece insan canına kıyan vahşi bir eylem biçimi mi? Yoksa aslında terör hedefe giden yolda çok önemli bir unsur mu?
Teröre saygı
Samimi olarak oturup şunu düşünün: Yıllardır PKK terörünü lanetliyoruz. Bütün kötülüklerin anası olarak terörü görüyoruz. Kürt sorununun çözümü için öncelikle terörün bitmesi gerektiğini söylüyoruz. Sorum şu: Peki, PKK terörü olmasaydı Kürt sorunu Türkiye’nin gündemine girer miydi? Bugünkü gibi pek çok kişi sorunun çözülmesi için çırpınır mıydı?
Sonuç; teslimiyet
Aslına bakarsanız terörün hiçbir sonuca varmayacağı tamamen bir yalan. Sadece bizde değil dünyanın tüm ülkelerinde terör çok can almasına rağmen sonuçta daima terörü yaratanların lehine sonuçlanmıştır. Türkiye’de de durum budur. 1984 yılında başlayan PKK terörü, o sırada hiç kimsenin aklına bile gelmeyen Kürt konusunu gündeme getirmiştir ve bugün de zafer bayrağını dikmek üzeredir.
Kiminle çözüm
Bugün herkes Kürt sorununun çözümünden yana. Herkes “terörün bitirmesi, öncelikle PKK’nın tasfiye edilmesi” gerektiğini söylüyor. Çözüm için gerçek adımlar da ondan sonra atılacakmış. Peki, PKK terörü tasfiye edilirse sorunun tarafı kim olacak? Bunu kimse söylemiyor. Söylenmeyen, teröre bizzat katılsın katılmasın, bu terör ortamı sayesinde konuyu bugüne getirenlerin muhatap alınacağıdır. Bu bir süre sonra bizzat Abdullah Öcalan bile olabilir.
Örtülü girişimler
Kimse kendisini kandırmasın ve dolambaçlı yollara sapmasın. Türkiye artık terör örgütü ile pazarlık masasına oturmuş durumdadır. Bunun açık biçimde yapılmıyor olması sadece şartlar gereğidir. Türkiye’yi içten ve dıştan sıkıştıran güçler yakın bir gelecekte hiç çekinmeden bunu açıkça yapacaklardır.
Mandela muamelesi
Güney Afrika’nın efsane lideri olarak bilinen Mandela, zamanında ırkçı beyaz azınlık tarafından “terörist, eli kanlı cani, bebek katili” sıfatlarıyla tanımlanıyordu. Bu tanımlamaların size bir şeyi hatırlatması gerek. Mandela tutuklandıktan sonra yargılandı ve mahkûm edildi. Ama normal bir hapishane yerine bir adadaki özel hapishaneye konuldu.
Aynısı isteniyor
Geldiğimiz noktada içte ve dıştaki güçler İmralı’daki teröriste Mandela gibi davranmak istiyor. Mandela adada uzun süre kaldıktan sonra anakaradaki bir çiftliğe alınmıştı. Önce mahkûm gibi tutulan Mandela bir süre sona çiftliğin sahibi gibi davranmaya başlamış, ardından da kendisini karşılayan bir milyon kişinin katıldığı törenle serbest bırakılmıştı. İşte arzulanan budur artık.
Kürtler ne istiyor?
Şimdi yine samimiyetle kendinize sormanızı istiyorum: “Çözelim dediğiniz sorun nedir ve Kürtler ne istiyor?” Bu konuda teoriler üretenler pek çok şey söyleyecektir. Ama konuyu basitleştirelim. Dillerini konuşuyorlar, kitaplarını okuyabiliyorlar, özgürce seyahat edebiliyorlar, diledikleri yere yerleşebiliyorlar, istedikleri işe girebiliyorlar, milletvekili seçilebiliyorlar, Kürtçe televizyonları da var.
Müthiş propaganda
Daha önce sürdürülen baskıcı politikalar artık tarihe karışırken, akıl almaz propaganda yöntemleriyle Türkiye halkının da kafası karıştırılıyor. Şu sırada yükselen trendimiz “Kürtlük” tür. En ünlü sanatçılar ille de Kürtçe şarkı söylemekte, yarışmalarda Kürt kimliğini öne çıkaranlar en yüksek oyu almakta, Kürt olmak bir taraftan mağdurluk sembolü haline getirilirken diğer taraftan Kürtlük yüceltilmekte. Peki daha ne isteniyor acaba?
PKK yok olsa!
Daha da basitleştireyim. Diyelim ki PKK kendisini lağvetti. Ya da Amerika’nın da desteği ile tüm PKK militanları etkisiz hale getirildi. O zaman ne olacak? O zaman sorun ve çözümü diye ortaya neyi koyacağız? Zaten demokratik hak ve özgürlük anlamında verilmemiş ya da esirgenmiş bir hak yok. Kürtler şu anda Türk vatandaşı olarak hangi alanda kısıtlılar? Böyle bir şey yok. Demek ki bunun arkasında başka bir şey var.
Terörle uzlaşma
Bu işin sonu terörle uzlaşmadır; ki gördüğüm kadarıyla iç ve dış güçlerin asıl istediği de budur. Sözde lanetlenen terör Türkiye’de zafer kazanmıştır ve sıra başta İmralı’daki olmak üzere tüm teröristlerin affına gelmiştir. Köy basan, askerleri pusuya düşüren, yollara mayın döşeyen, büyük kentlerde bomba patlatıp masum insanları öldüren, suikastlar düzenleyen herkes “çözüm” adı altında legalleşecektir.
Yapmayalım mı peki?
Denebilir ki “Devlet bazı zamanlarda büyüklüğünü gösterir ve toplumsal barışı sağlamak için tavizler verebilir.” Elbette, çok doğru. Ama burada dürüstlük ön koşul olmalı. Devlet sorunun Kürt sorunu mu yoksa terör sorunu mu olduğu konusunda net tavır takınmalı. Şu anda “Kürt sorunu” diye anlatılan aslında terördür. Ve devletimiz güya “barış ve çözüm” adı altında teröre inanılmaz prim vermektedir.
Herkes yürekli olmalı
Sevgili okurlar, bugün Kürt sorunu ve açılımı adı altında aslında Kürt olmayan herkese yönelik müthiş bir baskı ve sindirme operasyonu sürdürülüyor. Kürt sorunu konusunda kafası karışanların büyük çoğunluğu yaratılan korku iklimi yüzünden sorulması gereken soruları soramıyor, cesaretle ortaya çıkamıyor. Oysa herkes yürekli olmalı, sorularını sormaktan kaçınmamalı. Bu ülke hepimizin ve huzur içinde yaşamak istiyoruz.
Çözüm çok basit
Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Kürt sorunu diye önümüze sürülen konuyu çözmek çok zor değil... Önce siyasi muhatabın örgütlü parti olduğunu kabul edin. Çağırın ne istendiğini sorun. Söyleyeceklerinin çok büyük bölümü zaten gerçekleşmiş durumda. Size kalan kademeli olarak asker azaltmak, seçimlerdeki ülke barajını düşürmek, Kürtler adına Kürtçülük yapmamak, mağdur edebiyatını körüklememektir.. O zaman kimsenin elinde kullanacağı koz olmadığını göreceksiniz.
Muhteşem miting
Ankara’da yapılan Cumhuriyet mitingi tek kelimeyle muhteşemdi. Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet kazanımlarına inanan, demokrasi ve hukuk devleti âşığı yüz binlerce kişinin doldurduğu Ankara caddeleri ve Anıtkabir manzaraları Türkiye’yi karanlık Orta Çağ dönemine çekmeye çalışan zihniyete ve yardakçılarına herhalde bazı ipuçları vermiştir.
Hepinize iyi haftalar...
Terör zafer bayrağını dikiyor
Haberin Devamı

