Tepki ‘çuval’a dönmemeli

Haberin Devamı

Hiç kimse İsrail’in insani yardım taşıyan ve içinde yüzlerce sivil gönüllünün olduğu bir gemiye saldırısına bahane gösteremez. İsrail’in yaptığı terörün, hiçbir gerekçesi olamaz. Tüm dünya bu alçak saldırıyı lanetlemek ve İsrail’e haddini bildirmek zorundadır.

Şurası bir gerçektir ki, saldırının hedefi her ne kadar uluslararası bir sivil inisiyatif olsa da, sonuçta gemi Türk gemisidir, ölenlerin önemli bölümü Türk’tür. Bu nedenle Türkiye’nin tepkisi de yaptırımı da diğer dünya ülkelerinden farklı olmak durumundadır.

Başbakan’ın Şili Havalimanı’ndaki konuşması ve Başbakan Vekili olarak açıklamalar yapan Bülent Arınç’ın sözleri, duygusal anlamda yüreğimizi dağlasa da bu alçak saldırıya tepkinin ‘çuval olayı’ düzeyinde kalacağı endişesi yaratmıştır.

Elbette aklı başında hiç kimse İsrail’in bölgeyi kana bulamayı amaçlayan girişimine karşı ‘savaş tamtamları’ çalmayacaktır. Ancak birkaç sert açıklama ve olsa da olur olmasa da olur birkaç göstermelik tatbikat veya maç iptali ile bu konu geçiştirilmemeli.

İktidar, Davos’taki gibi bir tür kahramanlık gösterisi yerine konuyu duyguların dışında da herkesi tatmin edecek biçimde ele almalıdır.

Bu arada insanlarımızın ölümüne neden olan bu alçak saldırı ile ilgili Türkiye’yi ilgilendiren bazı soruları da sormak zorunda olduğumuzu hissediyorum:

KONUŞULMADI MI?

İnsani yardım götüren İHH devlete ait gemiyi kiralarken, yapılacak eylemin riskleri ve alınması gereken güvenlik önlemleri konusunda iktidar bir girişimde bulundu mu?


İSRAİL’İN DURUMU:

Hükümet gemilere karşı sert önlemler alacağını açıklayan İsrail ile saldırıdan önce diplomatik temas kurdu mu? Olası bir saldırıya karşılık Türkiye’nin tepkisinin ne olacağı anlatıldı mı?


GENELKURMAY:

Yardım konvoyu Türk gemisi liderliğinde hareket etmeden önce Genelkurmay’la güvenlik konusunda bir görüşme yapıldı mı? Hükümet olası saldırıya karşı Genelkurmay’dan daha önce görüş aldı mı, bir talimat verdi mi?

SAVAŞ DURUMU:

Hükümet bir Türk gemisine yapılacak askeri bir saldırının bir tür savaş durumu yaratacağını hesapladı mı? Yardım heyeti bu riskin farkında mıydı?


İSTİHBARAT:

İsrail açık açık tehdit ederken, Türkiye’nin istihbarat birimleri saldırı olasılığını önceden öğrenemedi mi? İki ülke arasındaki istihbarat işbirliği burada çalışmadı mı?

LİDERLİK:

Yardım konvoyunda 32 ülkeden temsilci olduğu halde liderlik neden Türkiye’de kaldı? Kritik bölgede, Orta Doğu liderliğine soyunurken İsrail’le Türkiye’yi karşı karşıya getirecek bir eylemin sonuçları önceden hesaplanamadı mı?


*****


‘Gizli eller’ edebiyatını bırakıp katilleri yakalayın

Her nasılsa oluyor işte. Terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan neredeyse her gün cezasını çektiği İmralı’dan açıklamalarda bulunuyor. Türkiye’yi tehdit ediyor, örgütüne talimatlar yağdırıyor, teoriler üretiyor.

Örgüt lideri geçen hafta yaptığı açıklamada ‘Size 31 Mayıs’a kadar süre. Adım attınız attınız, atmadınız siz bilirsiniz’ dedi. Teröristbaşının söylediği açıktı: ‘Sadece bölgede değil, Türkiye’nin her yerinde eylem yaparız.’

Örgüt liderinin bu açıklaması henüz medyaya ulaşmışken bir BDP milletvekili de aynı yönde konuştu ve ‘Şehirleri size dar ederiz’ dedi.

Dün de Diyarbakır Baro Başkanı askerin operasyonlar yapması halinde ‘savaşın!’ kentlere yayılacağını ileri sürdü.

Peki Türkiye’de devlet, hükümet ne yapıyor? Bu tehditlere, bu şantajlara karşı nasıl bir önlem alıyor? Bilmiyoruz, ama almadığı ortada. Sadece bu açıklamaların kamuoyu tarafından öğrenilmesinden bu yana 19 vatan evladımızı şehit verdik. Üstelik terör liderinin verdiği süre dün bitti. O andan itibaren olacakları ise hiç bilmiyoruz.

Terör örgütü en son İskenderun’da askeri bir tesise saldırdı, 6 askerimizi şehit etti, 7’sini de yaraladı. Bir büyük kentte askeri tesise yönelik bu çaptaki ilk saldırı yanılmıyorsam. Saldırıyla birlikte AKP yandaşı çevrelerde yine aynı söylem yükselmeye başladı: ‘Karanlık güçler, gizli eller yine harekete geçti.’

Bu söylemin Türkçesi şu: ‘Referanduma giden yolda, Ergenekoncular yine kaos yaratmaya çalışıyorlar. Kılıçdaroğlu rüzgârı da zaten bu nedenle başlatılmıştı, şimdi hükümeti bu yolla devirmek istiyorlar.’

Onu bunu bilmem, artık şu ‘gizli eller’, ‘karanlık güçler’ bahanesinin arkasına kimse sığınmasın. Öncelikle bu saldırıları yapanlar bulunsun. Devletin istihbarat örgütleri ne yapıyor, bu saldırılarla ilgili hiç mi bilgi almıyorlar. Hani Amerika önceden istihbarat paylaşıyordu?

Devlet terör liderinin tehdit ve şantajlarından sonra yaşanmaya başlanan saldırıları ve faillerini mutlaka ortaya çıkarmalıdır. Hiçbiri eyleme geçmemiş düşünceleri izleyerek yüzlerce insanı darbe yapmak, kaos yaratmak suçlamalarıyla hapse atan irade, öncelikle yapılmış eylemleri çözmek ve aydınlatmak zorundadır.


*****


Kılçdaroğlu ilk sınavında başarılı oldu

CHP’de yaşanan çalkantıdan sonra Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu ilk önemli sınavını dün verdi bence. Çünkü düne kadar durum hep CHP çevresinde yaşanıyordu ve Kılıçdaroğlu tamamen bu durumla ilgili konuşuyordu.

Ama dün ilk kez Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı sıfatıyla Türkiye’nin içinde bulunduğu çok önemli bir olayla ilgili görüş açıklamak üzere medyanın karşısına çıktı.

İzlediğim kadarıyla Kılıçdaroğlu bu sınavdan başarıyla geçti ve en önemlisi çok ciddi bir stratejinin de işaretini verdi.

Kılıçdaroğlu, İskenderun saldırısı ve gemi olayı ilgili çok kısa açıklama yaptı, CHP’nin tavrını ortaya koydu. Ardından geçilen sorulara ise çok kısa ve net cevaplar verdi. Sözü uzatmadı, yanlış anlaşılacak, yanlış yorumlanacak hiçbir şey söylemedi.

Bu, CHP açısından bir yenilik bence. Belki Kemal Kılıçdaroğlu bundan böyle haftada birkaç kez, gazetelere haber olurken hiçbir bölümü atılmayacak kısa cümlelerle görüş açıklar ve sorulara da aynı nitelikte cevaplar verir. Böylelikle CHP’nin görüşleri bir kesintiye uğramadan her medyada yer bulur.


*****


Başbakan, CHP için ‘Böyle muhalefet dostlar başına’ diyordu. Sert esen Kılıçdaroğlu rüzgârı Başbakan’a ‘Böyle muhalefeti Allah düşmanıma bile vermesin’ cümlesini söyletebilir!

(Gani Yıldız)


DİĞER YENİ YAZILAR