Tayyip Bey konuştu, ağızlar kapandı

Haberin Devamı

Tam bir hafta bekledik. “Fiili durum yaratan Kürtlerle” onlarla “iktidar adına” birlikte olan maskelilerin “ileri demokrasi, çift dillilik, demokratik özerklik (ne demekse) federasyon” taleplerine Başbakan Erdoğan hiç tepki vermemişti.

Başbakan konuşmadı hemen ama sözcüleri çıkıp gelişmelerdan duydukları rahatsızlığı dile getirdiler.
Örneğin bir bakan “bu bir suikasttir” dedi, bir başkası “kabul edilemez” yorumunu yaptı, öteki “sabırları aşıyorlar” demokratik tepkisini dile getirdi.
Maskelilerin morali biraz bozuldu tabii, genel hava “çift dilin, özerkliğin pek mümkün olmayacağı” yönündeydi ama henüz Başbakan konuşmadığına göre beklemekte yarar vardı.
Sonunda Başbakan konuştu.
Aslında konuşmadı. Gürledi.

“Yok öyle şey” dedi.
“Resmi dil Türkçedir” dedi.
Hızını alamadı, “Kimseye bu topraklar üzerinde ameliyat yaptırmayız” dedi.

Kürtçülüğe de Türkçülüğe de karşı olduğunu söyledi.
Sonuç tam tahmin ettiğim gibi oldu tabii. Kural değişmedi.
Yüzlerine sözde “liberal” “demokrat,” “hukuktan yana” maskesi takanların sesi soluğu kesiliverdi bir anda.
Ne bir yorum, ne bir karşı çıkış, ne bir eleştiri, ne bir savunma.

Sanki yer yarıldı içine girdiler.
Peki nerede kaldı Kürtlerin hakları, dillerini konuşma özgürlüğü, isterlerse özerk yaşama hakları falan olduğu?
Peki bu durumda “Kürt açılımı bitti mi bitmedi mi?”
İlk güne dönelim. “Kürt açılımı” dendiğinde, aklı başında olan sormuştu “Çok güzel de ne yapacaksınız, nedir bu açılımın içeriği?” diye.

İktidar hiçbir açıklama yapmazken, maskelilere gün doğmuştu. El birliği ile Türkiye’yi, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Atatürk ilke ve devrimlerini kötüleme yarışına girdiler. Öyle bir yarıştı ki bu, ekranlarda aslında kendilerinden olanlarla bile kavgaya tutuştular.
Aslında kimsenin çözüm istediği yoktu ki, kâğıt üzerinde konuşmak, bu yolla Türkiye sevgisizliğini haykırmak ve sorunu hep gündemde tutarak iktidarın olumsuzluklarını örtbas etmekti asıl amaç.

Ama her şey böyle güllük gülistanlık yürümüyor işte. Kürt kesimi “Madem hiçbir şey önermiyor, hiçbir adım atmıyorsunuz, o zaman sizin yaptığınızı yapar, fiili durum yaratırız” dediler ve maskeler de düştü.

Şimdi o Türkiye’nin başına musallat olmuş sözde aydınlar “Canım Diyarbakır toplantısı zaten sadece konuşmak içindi oradaki fikir ve görüşler üzerine karar alınmadı, zaten çoğu gerçekleşmesi zor istekler” demeye başladılar.
Yahu insan utanır biraz.

Konu nasıl olsa bitmeyecek hemen.

*****

Türkiye’nin itibarı iyiymiş

Ay başında Stuttgart’a gitmiştim. Uçaktan inerken kapıda 4 polis bizleri bekliyordu, hepsi silahlı ve özel giyimli. Pasaportlarımızı kontrol edip vizemizin olup olmadığına baktılar. Çok üzücü ve aşağılayıcı bir durumdu.
Geçen hafta sonu da Paris’e uçtum. Yanımda tanınmış iş adamlarından biri oturuyordu. AKP’yi öve öve bitiremedi. Benim yanlış yaptığımı söyledi.

Özetle ekonomi çok iyiydi, Türkiye’ye para yağıyordu, kazandıkları parayı nereye koyacaklarını bilemiyordu.
Ama en önemlisi Türkiye’nin dış itibarının çok arttığını savundu. “Bu iktidar” dedi “Gururumuzu kurtardı, artık Avrupa’ya girerken Türk pasaportumuzu gören polisler saygı gösteriyor” diye ekledi.

Ben fazla üzerine gitmedim, dinlemekle yetindim, iktidardan bu kadar nemalanan birine ne anlatabilirim ki.
Sedece “Bakalım inerken yine aynı şeyi yaşayacak mıyız?” dedim. “Nedir?” diye sordu. “İtibarımızı göreceğiz” karşılığını verdim.

Paris’e indik, körüğe yanaştık, ama kapı açılmıyor bir türlü. Hostesin öndeki yolculardan birine “Görevlileri bekliyoruz” dediğini duydum.

7-8 dakika sonra kapı açıldı. Çıktık, körüğün ortasına geldiğimizde 6-7 özel giyimli ve silahlı polis çıkan herkesin pasaportuna bakıyordu.

Yanımdaki iş adamı biraz gerimde kalmıştı. Arkama döndüm. Göz göze geldik. Sessizce, ama dudaklarımdan anlaşılır biçimde (itibarımız) dedim. Sonra gülüp yoluma devam ettim.
O kişinin ise aldırdığını sanmıyorum.

*****

Başbakan direksiyonda

Her konuda anında espri geliştiren bir niteliği var halkımızın. Okurlardan biri gazeteye telefon etti. “Başbakan üç cumhurbaşkanını cuma namazına götürmüş, o fotoğrafı gördünüz değil mi?” diye sordu.
Gördüm tabii. “Ne var?” dedim.

Okurum cevapladı; “Ne olacağı var mı, direksiyondaki kim, Başbakan, yanında kim oturuyor, Cumhurbaşkanı.”
Ne geleceğini anladım da, sordum tekrar; “Eee?” Okurum heyecanla devam etti. “Eeesi var mı, Başbakan diyor ki direksiyon bende, fotoğraf çektirip vatandaşa da gösteriyor ki, kimse yanılmasın, tabii en başta şoför muavini yerinde oturan kişi anlasın istiyor.”

Geçenlerde de bir okurum Twitter’deki bir yazıyı kopyalayıp göndermiş. Şöyle bir mesaj: “Atılan yumurta ile ceketinin sol omzu yaralanan Egemen Bağış’ın beyin ölümü gerçekleşti.”
Bu halkla başedilmez.

*****

Nasıl beceriyorlar?

Yabancı televizyonlarda Türkiye ile ilgili haberleri izlerken hep rahatsız olurum. Çünkü nasıl yaparlar bilemiyorum ama, kendi özel haberlerinde öyle görüntülere yer verirler ki, siz bile izlerken şaşarsınız ve “Türkiye gerçekten böyle mi?” dersiniz.

Pazar günü CNN International’da İstanbul ile ilgili tanıtıcı, belgesel bir haber yayınlandı. Aman tanrım, onlar ne görüntülerdi öyle.

İstanbul’un her yanında çekim yapmışlar, ne bir modern bina, ne bir yeni araba, ne temiz bir sokak, ne düzgün giyimli insanlar yok.

İstanbul Boğazı’nın manzarasını veriyorlar, fakat öyle bir filtre kullanmışlar ki, görüntü sanki kötü bir duman altında kalmış, pislik içindeki bir kent gibi.
Kumpir tanıtıyor örneğin, vallahi de billahi de, en sevdiğiniz yemek olsa nefret edersiniz.
Hele kokoreç görüntüleri insanın midesini kaldıran cinsten.
Güya “turist çekmek için” hazırlanmış film, inanın o görüntüleri görüp de bir kişi bile gelmez.
Ayasofya gösteriyor, tanımak mümkün değil. Sultanahmet Camii sanki Mekke görüntüsü gibi, üstelik karanlık.
Sadece bu haberde değil, bugüne kadar pek çok haberde gördüm bunu. Nasıl becerirler, anlamıyorum, ama beceriyorlar işte.

İstanbul’un bütün güzelliklerini yok etmeyi ve ortaya çirkin bir Arap ülkesi görüntüsü vermeyi beceriyorlar.
Canım çok sıkılıyor.

*****

Başbakan, “Kimseye bu topraklar üzerinde ameliyat yaptırtmayız!” dedi. Masayı hazırlayıp narkozu verirsen birileri de yapmak ister!
(Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR