Suçun itirafı onurlu dış politika gibi sunuluyor

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan İngiltere’de “bir suçun itirafı” gibi açıklama yaptı ve dedi ki, “Türkiye’de 170 bin Ermeni var. 70 bini vatandaş. 100 bini kaçak, idare ediyoruz, ama onları sınır dışı edebiliriz.”

Neden söyledi bunları? Ermenistan’ı korkutmak için. Ana fikri şu: “Bak, senin 100 bin vatandaşın bende, kafamı attırma, hepsini sınır dışı ederim.”

Şimdi gelelim işin suç tarafına. Türkiye’de, sayısını Başbakan söyledi, kaç kaçak Ermeni olduğunu bilmiyorum. Ama hepimizin bildiği bir gerçek var: Şu anda Türkiye’de dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmiş yüz binlerce kişi var. Hepsi kaçak olarak Türkiye’de kalıyor ve kaçak işlerde çalışıyor.

Zaten Türkiye’ye gelme nedenleri bu. Kendi ülkelerinde karınlarını doyuramıyorlar. Türkiye’de ise çok düşük ücretlerle hiç olmazsa hayatlarını kurtarıp ilerisi için hayal görüyorlar.

Peki Türkiye’de kaçak yaşamak, daha da önemlisi kaçak olarak çalışmak suç mu? Suç.

Aynı şekilde kaçak gelmiş birini kaçak olarak çalıştırmak suç mu? Suç.

Başbakan aslında bir suça ortak oluyor.

Suça ortak olduğu gibi daha da beterini yapıyor ve ülkemizde milyonlarca “işsiz” varken, kaçak olarak gelen yüz binlerce kişinin yine kaçak olarak çalışmasını “idare” ediyor.

Başbakan, Türkiye’de yaşayan ve çalışan kaçakları “idare etmek” konumunda değil, tam tersine bu yasa dışı durumun giderilmesini sağlamak zorunda.

Oysa Başbakan bir suçu ortadan kaldırmak yerine, kaçakların durumunu bir “koz” gibi kullanıyor ve bir başka ülkeyi de bu kozla tehdit ediyor. İşin en kötü yanı da bu uygulama “onurlu ve kararlı bir dış politika” gibi sunuluyor kamuoyuna.

Kaçak yabancıların kendi işlerini ellerinden aldığının farkına varamayan kitleler ise “Helal olsun böyle başbakana, olay adam vallahi, Ermenileri nasıl da dize getiriyor” diye seviniyor.


***



Marmaris ‘bal’ı sembol yapmalı

İki hafta önce Marmaris’teydim biliyorsunuz. Marmaris Ticaret Odası’nın düzenlediği “Marmaris’in dünü, bugünü, yarını” konulu “arama” toplantılarına katılmıştım.

Bu toplantılarda Marmaris’in başta turizmi olmak üzere daha da gelişmesinin nasıl sağlanacağı üzerine görüşler ortaya atılmıştı.

Orada da kısaca söyledim, Marmaris’in “bal” konusunu neden öne çıkarmadığını anlayamıyorum. Çünkü “Çam balı” Marmaris’in bir sembolü olarak tüm dünyaya lanse edilebilir. Gerçi Marmaris’in balı elbette biliniyor ama, bunun bir doğa harikası olduğu, dünyada sadece Marmaris’te üretildiği anlatılırsa, dünya çapında bir ilgi odağı haline gelebileceğini düşünüyorum.

Türkiye’nin hemen her yerinde bal üretimi yapılıyor. Doğu Karadeniz’in eşsiz çiçekleri, Kars’ın, Adıyaman’ın, Sivas’ın dağlarındaki flora Türkiye’de birbirinden güzel balların üretilmesini sağlıyor.

Ancak Marmaris balının başka özelliği var. Çünkü Türkiye’de sadece Marmaris’te “çam balı” üretiliyor. Yunanistan’ın küçük bir bölgesindeki azıcık üretim dışında da dünyanın hiçbir yerinde “çam balı” yok.

Böyle bir özellik Marmaris’in tanıtımı için çok önemli olabilir.

Ama ne fayda? Nedense Marmaris bunun pek farkında gibi davranmıyor. Biliyorsunuz arıcıların sorunlarını dinlemek için de Marmaris’in çam ormanlarına, arı kovanlarının yanına gitmiştim.

Orada tonlarca “çam balı” üretilirken, ne yazık ki Marmaris ve çevresindeki 200’ün üzerindeki otelin sadece 4’ünün “gerçek bal” sunuluyor otel müşterilerine. Gerisi “bal şurubu”ndan yapılan sahte balları kullanıyor. Çünkü ucuzmuş.

Oysa Marmaris otelleri, tıpkı Türk köşeleri gibi “bal köşeleri” yapabilir. Burada hem o eşsiz bal sunulur tüm konuklara hem de bu balla ilgili bilgi verilir.

Marmaris belki de hiç beklemediği “ballı turizm” geliri sağlar. Hem de hiç azımsanmayacak biçimde.


***



THY yeni starını bulacak mı?

Türk Hava Yolları ilginç ataklar yapıyor. Her ne kadar kalitesinde ve özellikle personel niteliğinde ciddi düşüşler olsa da tanıtım konusunda önemli aşama kaydedildi son zamanlarda.

Dünyanın en ünlü takımlarından Barcelona’dan sonra Manchester United’ın da sponsorluğunu üstlenen THY şimdi de yeni bir Hollywood starı ile yeni bir reklam kampanyasına hazırlanıyor.

Daha önce Kevin Costner’la başarılı bir dış tanıtım yapan THY’nin düşündüğü iki isim var. Biri Charlize Theron diğeri ise Nicole Kidman. Daha önce Türkiye ziyareti sırasında Kevin Costner’ın, dünya markası olan bir Türk şirketinin uluslararası medyada yayınlanacak reklamlarda oynamasını önermiştim. Costner, THY reklamlarında oynadı. Başarılı da oldu. O halde iki dev takıma sponsorluğun yanı sıra bir de dünya çapında bir starla reklam filmi tekrar çekilmeli. İki isimden hangisini tercih ederim. Bilemiyorum ama ikisi de çok ses getirir.


***



Bir karar verin

Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker dün bir mesaj göndermiş. Başbakan Erdoğan’ın aynı konuda ama üç farklı olay nedeniyle yaptığı açıklamaları yan yana getirmiş. Üçünü birden okuyunca doğal olarak “Sayın Başbakan bir karar verin, hangi söyleminiz doğru” demekten kendinizi alamıyorsunuz:

- “Uygur Türklerinin Çin polisince gösteriler sırasında öldürülmesi bir soykırımdır, bu ifadeyi bilerek kullanıyorum.” Recep Tayyip Erdoğan, Temmuz 2009

- “Gittim gördüm, Darfur’da soykırım olmamıştır. Bir Müslüman soykırım yapmaz.” Recep Tayyip Erdoğan, Kasım 2009

- “Soykırımlara siyasetçiler karar vermezler. Bu tarihçilerin işidir.” Recep Tayyip Erdoğan, Mart 2010


***



Bugünü unutma

Bugün kahraman Mehmetçiğin, Türk Devletini ortadan kaldırmak için yapılan topyekûn saldırıyı Çanakkale’de püskürttüğü günün yıldönümüdür.

Bugünün ruhuyla “yeniden diriliş” kararı alan bir avuç vatansever, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı yapmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atmıştır.

Eğer bugün bütün melanetlere rağmen hâlâ ayakta durabiliyorsak bunu borçlu olduğumuz tarihimizi sakın unutmayalım.


***



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ıslak imzada parmak izi aranmasına izin vermemiş. Keşke verseydi; bu işte kimlerin parmağı var, öğrenirdik! (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR