BUNU YAZMAK GEREK
Asmalımescit başta olmak üzere Beyoğlu sokaklarında sürdürülen “masa kaldırma” operasyonları ile ilgili yazılarım üzerine Başkan Ahmet Misbah Demircan aradı. Telefonda uzun sayılabilecek bir konuşma yaptık. Demircan bu konuda hem yardım istedi hem de “insaf edin biraz” dedi.
Konuşmamızın bir özetini size de aktarayım.
Demircan diyor ki “Dünyanın neresinde kuralsızlık hakim olur ve buna ses çıkarılmaz, bizim yaptığımız sadece düzeni kurmak, korumak.”
Peki bu “Masaları kaldırıp atarak mı yapılmalı?” Demircan itiraz ediyor “Bu yeni bir uygulama değil, kaç yıldır bunun mücadelesini veriyoruz. Ama bazı esnaf kural tanımaz bir tutumla karşı çıkıyor, adeta ayaklanıyor, bunda medyanın da katkısı büyük” diyor.
Tabii doğal olarak “Yine mi medya?” diye soruyorum.
Misbah Demircan “Can bey caddeyi kapatan çift kişilik bir koltuğu kaldırdık, medya (sevgililerin yan yana oturmasına izin verilmiyor) diye yayın yaptı. İnanın çıldıracak gibi oluyorum” cevabını veriyor. Sonra ekliyor “Medyanın olayları çok büyütmesi üzerine ister istemez duruyoruz, bu kez esnaf ‘Bu AKP’liler yanlış anlaşılmaktan korkuyorlar, bu nedenle üzerimize biraz gelir sonra geri çekilir’ diye düşünüyor, sonunda iş çığrından çıkıyor.”
Beyoğlu Belediye Başkanı uygulamalarını örneklerle anlatmak istiyor. Diyor ki; “Can Bey, biz masaların çıkmasına karşı olmadık, hatta yer de gösterdik, işgaliye de aldık bazı yerlerden. Burada hemen söyleyeyim, sokağa taşmış her masa ve sandalye için işgaliye alınmıyor, bunu da bilin. Ama adam dört masa diye dört tane uzun boylu bar masası atıyor sokağa, sandalye 4 tane koyuyor, ama o yuvarlak masanın etrafında 20 kişi toplanıyor, hepsi ayakta, olur mu böyle şey?”
Demircan bu nedenle doğan bir başka sorunu da “O ayaktakileri gören başka gruplar da ellerinde içki şişeleriyle kaldırımlara oturuyorlar. Bu manzara içinize siner mi sizin?” diye anlatıyor.
Beyoğlu’nan sadece eğlence merkezi olarak anılmasının yanlış olduğunu söyleyen Demircan “Bakın” diyor ve ekliyor “Asmalımescit ya da diğer sokaklarda çok sayıda sanatçı var. Onların atölyeleri, sergileri de burada, ayrıca sanat galerileri de var. Bunları ben teşvik ettim, buranın eski halini bilmiyor musunuz, kimse giremezdi, biz kurtardık. Ama şimdi başka bir sorun çıktı karşımıza.”
Demircan’a göre Beyoğlu aynı zamanda binlerce kişinin ikamet ettiği bir bölge. Eski binaların girişimciler tarafından onarıldığını, restore edildiğini ve oturulur hale getirildiğini anlatan Demircan “Sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hatta pekçok işadamı Beyoğlu’nun bu yeni halini tercih ederek ev tutuyor. İnanın çevre faktörü onları o kadar etkiliyor ki, şikayetlerinin ardı arkası kesilmiyor” dedi.
Demircan’a “Elbette kent yaşamının kuralları olacaktır, belediye olarak da bu sizin göreviniz, ama bunu çok sert biçimde yerine getirmeye kalkarsanız tepki görmeniz de kaçınılmaz, siz önerim yeni kuralları hızla belirleyip, çevre sakinleriyle barışmanızdır” dedim.
Demircan “Evet haklısınız, ama bu konuda sizlerin de yardım ve desteği gerekli, belli önyargılar altında kalarak yaptığımız her işi medya kötülememeli” dedi.
Bakalım Beyoğlu’nda bundan sonra neler olacak, göreceğiz..
CANIMI SIKAN ŞEYLER
Ramazan geçsin
Bugün tek konuyu işleyelim bari. Yaşam biçimine müdahale konusunda bir örnek vermek istiyorum. Beyoğlu’ndaki uygulama Cihangir’de de yapıldı. Masalar kaldırıldı.
Belediye ertesi gün gelip beyaz bir çizgi çekti ve “Buraya kadar masa çıkabilir” dedi. Ama bir gün sonra bu çizgi içindeki masalar da kaldırıldı.
Bir Belediye görevlisinin söylediği sözler çok manidar: “Bayrama kadar masa koymayın, Ramazan’da sokakta içki içilmesine bizimkiler kızıyor.”
ANALİZ
Yasaların arkasına sığınan kurnazlık
Beyoğlu’ndaki masa operasyonları nedeniyle yazdığım yazılardan sonra Başkan Ahmet Misbah Demircan ile yaptığım konuşmanın ayrıntılarını diğer yazıda okudunuz. O yazıda sadece Demircan’ın söylediklerine yer verdim ki Belediye Başkanı’nın ne demek istediği de tam anlaşılsın istedim. Kendi yorumlarımı hiç katmadım.
Demircan AKP’den seçilmiş bir belediye başkanı olmasa, söylediklerine daha fazla itibar eder hatta çoğuna katılırdım.
Gerçi “düzenin sağlanması” ve “kuralların uygulanması” konusundaki görüşlerine yine de katılıyor ve destekliyorum.
Ancak Demircan’ın AKP’li olduğunu, AKP’nin de Türkiye’yi “dönüştürmeye” yönelik politikalarını bilince, Beyoğlu Belediyesi’nin operasyonlarına da ister istemez bu gözle bakıyorum.
Kuralı uygulamakla, yaşam biçimine müdahale etmek arasında çok ince bir çizgi var. Yaşam biçimine inanç penceresinden bakanlar için içki içmek, kadınlarla erkeklerin karışık biçimde bir eğlence yerinde oturmaları hoş karşılanan davranışlardan değil. Hatta bu zihniyete göre bunun hiç olmaması gerek.
Buna karşı yasalar ve hukuk böyle bakmıyor. Ve eğer siz bir mülki idare amiriyseniz kendi inançlarınız doğrultusunda değil, yasalara ve hukuka göre davranmak zorundasınız.
AKP iktidara geldiğinden beri, bu gerçeği sanki bir lütufta bulunuyormuş gibi “Karşıdakini anlama, yaşam biçimine müdahale etmeme, hoşgörülü olma” perdesinin arkasından yönetmeye çalıştı hep. Hatta bunu “demokrasiye olan bağlılığı” gibi de sundu ki, duyarsız, bilgisiz birçok kişi de hak ve hukuk kavramlarını hiç hatırlamadan AKP’nin bu tavrını alkışladı.
AKP iktidarını pekiştirdikçe, mevcut yasaları ve kuralları nasıl kullanacağını da öğrendi. Bunlar iyice öğrenilince kendi zihniyetlerin doğrultusundaki dönüştürme operasyonlarının temel dayanağı işte bu yasa ve kurallar oldu.
“İtfaiye veya ambulans giremiyor bu sokaklara” söylemi tabii ki çok prim yapıyor ve oraları bilmeyenler “Üç kişi içecek diye itfaiye yangına yetişemeyecek mi, hastalar ambulansla götürülemeyecek mi?” diyebiliyor. Oysa masalar sokaklara yayılmasa da zaten itfaiye o sokaklara sığmıyor ki.
Ya da “Çevrede oturan var, gürültüden şikayetçiler” demek de belki yasalara uyacaktır, buna karşı binlerce kişinin zaten bu tür ortamları sevdikleri için oralara taşındıkları akla bile gelmeyecektir.
Evet Beyoğlu’nun ara sokakları sanat galerileri, atölyelerle doludur, ama onlar zaten bölgenin müdavimleri doğal müşterileri olduğu için oraları tercih etmektedir.
Demircan “yasalar ve hukuk” açısından kendine haklı gerekçeler bulabilir. Ama, bu yaptığı operasyonların “yaşam biçimine müdahale” olarak algılanmayacağı anlamına gelmez.
Çünkü Demircan alınmasın ama, aksini “yemin billah” söylese bile, bilinçaltı bunu emretmektedir.
Siyaseti inançları doğrultusunda yapanların “ben sadece yasaları uyguluyorum” demesine inanmak saflıktan öte bir şey değildir.

