Söz değil buza atılan imza

Haberin Devamı

AKP sözcüleri, örgütten gelen “çatlak seslere” karşı ısrarla “türban yasağı sadece üniversitelerde kalkacak” diyor. AKP’liler yemin billah ederek “Üniversitelerin dışında bir talep olmayacak, bize inanın” diye çırpınıyor.
Bugüne kadarki uygulamalara bakınca bu sözlerin bir anlamı olmadığını söylemek yanlış olmaz. Şimdi size bu zihniyetin nasıl kolaylıkla doğruyu saklayabildiğini gösteren bir olay anlatmak istiyorum.
Kilyos yolunda öncülüğünü 1987 yılında gazetecilerin yaptığı bir kooperatif var. Kooperatif arazisi içinde yasa gereği belediyeye terk edilen bir alanın normalde yeşil alan olması gerekiyor.
Ancak Sarıyer Belediyesi geçen yıl kendine ayrılan bu arazi üzerinde bir inşaata başlıyor. Sitede oturanlar sorunca da “Burayı kültür merkezi yapıyoruz. Çok amaçlı salonlar olacak, nikâh ve düğün törenleri de yapılacak” diyorlar.
Bu yılın başında ise bu büyük binanın yanına bir temel daha atılıyor. Temeli atılan inşaatın cami olduğu söylentisi yayılıyor. Bunun üzerine kooperatif sakinleri Belediye Başkanlığı’na gidiyorlar. Aldıkları cevap çok ilginç, “Hayır, oraya cami yapılmıyor. Ayrıca zaten belediyelerin cami yapması diye bir şey söz konusu değil. O inşaat market inşaatı.”
Ancak inşaat devam ettikçe de ortaya bir cami görüntüsü çıkmaya başlıyor. Sonunda müteahhit baklayı ağzından kaçırıyor, “Evet, burası Sarıyer Belediye Başkanı’nın emriyle cami olacak.”
Şimdi elbette kimse camiye karşı çıkmaz. Ama en azından çevre halkının böyle bir ihtiyacı olup olmadığına bakılması gerekir. Bunun da ötesinde işi yalan söyleyerek halletmeye çalışmak olacak şey değil.
Diyeceğim, bu iktidarın temel özelliklerinden biri de yalanı çok kolay söylemesi. Bu nedenle “Vallahi de billahi de türban sadece üniversitelerde serbest olacak, diğer yerler aklımıza bile gelmiyor” sözlerine inanmak insana güç geliyor.


*****



Niye bakmasın ki?

Türbanlı bir kız Almanya Başbakanı Merkel’e diyor ki “Örtündüğüm için bazı Almanlar bana önyargılı davranıyor. Başörtüsü yüzünden bana eğitimsiz bir köylüymüş gibi bakılmasından rahatsızım.”
İyi de güzel kızım, Almanya Başbakanı sana ne yapsın. Sana köylü gibi davarandıklarını kendin söylüyorsun. İyi de benim güzel kızım, elin Alman’ı sana tuhaf bakıyorsa, köylü muamelesi yapıyorsa, adamı niye suçluyorsun? Onlar böyle bir kıyafeti bilmiyorlar ki. Dön bir bak kendine. “Acaba bana niye tuhaf bakıyor” diye sor bir kere.
Bak güzel kızım; sorun, bu içinizdeki aşağılık duygusu. Anladığım kadarıyla hele bir de yabancı ülkedeysen üzerindeki o garip kıyafet seni de rahatsız ediyor aslında.“İnandığım için” diyorsun ama galiba “inanmadıklarını sandığın” insanlar gibi yaşamak istiyorsun. Tabii o da eşyanın doğasına aykırı. Açıkçası üzülüyorum halinize.


*****



Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz , bırakın , dostlarınız sizi geçsin.
La Rochefoucauld


*****



Görgü kuralı

Perşembe günü Hürriyet Gazetesi’nin spor sayfasında enfes bir başlık vardı. “79. dakikada oyundan alınan Hakan Şükür’e seyirci sevgi gösterisi yaptı. Feldkamp kenara gelen futbolcuyu tebrik etmek için elini uzattı. Hakan Şükür görgü kurallarına uyarak eldivenini çıkararak tokalaştı.”
Bir spor sayfasında başlık “görgü kuralı” anlatmak adına bu kadar başarılı olur. Bunu kim yazdıysa kutlamak isterim.
Çünkü ne gariptir ki günümüzde kimi görgü kuralları sözde “özgürlük” adına adeta “tu kaka” edilerek kenara atıldı. Oysa görgü kuralları hayatımıza incelik ve anlam katan güzelliklerdir. Bunları her koşul ve fırsatta hatırlatmak medyanın asli görevlerinden biridir. Hürriyet spor servisine tebrikler.


*****


Kızılay tesettürü

Kızılay Çad’daki iç çatışmalarda zarar görenlerle, Gazze’ye geçiş yapan ve çok sıkıntı çeken Filistin halkına yardım gönderiyor. Bu yardımlar geçenlerde yola çıktı. Çok güzel bir girişim tabii ki.
Ancak televizyondan izlediğim kadarıyla her ülkeye giden Kızılay ekibindeki kadınlar da türbanlı. Elbette olabilir ama son zamanlarda Türkiye’nin dışardaki bazı etkinliklerinde nedense hep türbanlı kadınlar görmeye başladık. Sadece tesadüf mü yoksa sistemli bir şekilde yeni Türkiye imajı böyle mi alıştırılmaya çalışılıyor?


*****


KAMYON YAZILARI

Sen gökyüzünde doğan güneş, ben yollarda çilekeş


*****



Yalakalık

Dairemizde çalışan memurlardan biri müdüre yaptığı yağcılıkla ünlü olmuştu. Önceleri herkes kızıyordu ama iş öyle bir noktaya geldi ki hepimiz işi gırgıra alır olduk. Anladığımız, bu memur arkadaşımız da hakkındaki alayların farkındaydı. Bir gün yine müdürün odasından çıkan bu memura arkadaşlarımızdan biri “Yine yalakalıktan mı dönüyorsun?” diye laf atınca aldığımız cevap hepimizin diline bir slogan gibi yapıştı. Şöyle dedi “yalaka” arkadaşımız: “Eğer yalakalığı hakkıyla yapabiliyorsam ne mutlu bana.” (T. G.)


*****



Yollar yapılıyor

Mustafa Sarıgül telefonda, “Şimdi inanman belki zor ama vallahi de billahi de senin yazıyı yazdığın gün Mecidiyeköy sokaklarında düzenlemeye başlıyorduk” dedi. Sarıgül’ün söylediği benim “Şu ara sokaklara ne olur bir bakın” yazım.
Gerçekten de o günden beri ara sokaklarda hummalı bir çalışma var. Yollar bölünüyor, gidişler gelişler ayarlanıyor, park yasaklarının uygulanması için önlemler alınıyor.
Yani artık Mecidiyeköy’ün ara sokaklarından örneğin Profilo alışveriş merkezine, Shell’e, Vatan’a ulaşmak eskisine oranla daha rahatlıyor. Çok teşekkürler Sevgili Başkan.


*****



Başbakan’ın hayatı

Son günlerde bazı gazetelerde ve internet sitelerinde yeni çekilen bir dizi ile ilgili haberler var. Bazı haberlerde “Ateşten Koltuk” isimli bu dizinin Tayyip Erdoğan’ın hayatını anlatacağı belirtiliyor. Bazı haberlerde ise “Emret Başbakanım” dizisinin yeni versiyonu olduğu yazılıyor.
İkisi de değil. Nereden mi biliyorum? Bir bildiğim var demek ki. Yakında herkes öğrenir nasıl olsa.

DİĞER YENİ YAZILAR