ANALİZ
Gerçekten şaşırdım ve üzüldüm. Belki gazeteciler arasında “Referandumun sonunda hayır çıkacak” diyen birkaç kişiden biri olmamın bunda etkisi olabilir.
Hatta tıpkı 1989’da “yüzde 60’la seçilecek” denilen Dalan’ın durumuna düşebileceğini bile yazmış ve söylemiştim.
AKP ve neredeyse tüm medyanın “Evet” kampanyası sonunda “evet çıkabileceğini” hiç düşünmedim değil, ama sonun bu kadar açık ara olabileceği aklıma gelmemişti.
Demek ki, benim gördüklerim, ekonominin içinde, çalışan, üreten, bilimle, sanatla ilgili, estetik kaygıları olan, rekabet ortamına uyum sağlayan, fikir ve düşüncelerini açıkça söyleyebilen kişilermiş.
Ama görmediğimiz, doğal olarak göremediğimiz büyük bir kitle çok daha farklı düşünüyormuş. Bu kesim sandık başına gitti ve iradesini kullandı.
Sonuç ortada. Aslına bakarsanız, sonuçlarla ilgili söylenecek fazla bir şey yok. AKP ve yandaşları çok başarılı olmuşlar.
Peki bu sonuç iyi bir sonuç mu? Bana göre değil. Bu kararla, eğer daha çok demokrasi, daha çok özgürlük ve hukuk bekleyen varsa yanılmıştır.
Ama işin garip olan tarafı, bu büyük kesim, referandumun yaratacağı olumsuzluklardan hiç etkilenmeyecektir.
Anayasa Mahkemesi’nin yapısı veya HSYK’nın yeni hali referandumda evet diyenlerin hayatına bir değişiklik getirmeyecektir.
Nedeni basit: Bu kavramlar zaten bu büyük kesimin yaşamında neredeyse hiç yok. İlgilenmiyorlar da ayrıca. Bundan sonra sıkıntı “hayır” diyenlerin hayatında ortaya çıkacaktır.
Çünkü AKP iktidarının uygulamalarından, yöntemlerinden, demokrasi ve hukuk dışı tutumlarından etkilenen kesim bu.
Sonuç olarak, şu bir gerçek ki, Türkiye bundan sonra çok farklı olacaktır. Şimdiye kadar yapılanlar “değişim” adı altında sunuldu. Ancak şimdi “büyük dönüşüm” başlayacaktır.
AKP iktidarının önünde artık engel kalmamıştır. Dilediği gibi davranabilecektir.
Ne söylenebilir ki, “hakkıdır” diyemem ama yapacağı budur.
MERAK ETTİKLERİM
Tayyip Erdoğan ne yapacak?
Başbakan gerçekten büyük zafer kazandı. “Dayattı” ve bunu halka kabul ettirdi. Arkasına büyük destek aldı.
Şimdi bundan sonrası önemli.
Başbakan, aldığı sonucu hazmedip sakinleşecek ve gerilimi en aza indirerek Türkiye’yi iyi yönetmeye mi yönelecek yoksa “bertaraf” sistemini mi çalıştıracak?
Erdoğan, 2007 seçim zaferinden sonra partisinin balkonundan çok güzel bir konuşma yapmıştı. Ancak gördük ki kısa bir süre sonra bu güzel konuşmasındaki vaatlerini, tüm toplumu kucaklama müjdesini unutuverdi. Başbakan dün akşam da konuşmasına “balkon konuşmasına” benzer sözlerle başladı. Ama konuşmanın ilerleyen bölümleri yeni dönemin “Tehlikeli olacağı” sinyalini de verdi.
Bugün itibarıyla Tayyip Erdoğan çok güçlenmiştir. Tıpkı 23 Nisan’da bir çocuğa söylediği gibi “Artık başbakansın, asarsın da kesersin de” mantığını kullanmasını için önünde engel kalmamıştır.
Umuyorum ve diliyorum böyle yapmayacaktır.
BUNU YAZMAK GEREK
Fikirlerimde değişiklik olmaz
Referandum öncesi “hayır oyu verilmesi gerektiğini” ısrarla yazdım. Hatta öyle ki kimilerinin “tek başına muhalefet partisi gibisin. CHP bile bu kadar iyi muhalefet yapamıyor” diye takılmalarına, bazılarının ise “referandumdan sonra tasfiye edilecekler listesine” almalarına rağmen ayakta durdum.
Oysa sonuç ortada. Yenilmiş gibi olmanın keyifsizliğini yaşıyorum.
Peki, bu durum fikirlerimde bir değişikliğe ya da yazılarımda, konuşmalarımda bir farklılığa neden olacak mı?
Hayır, eğer “tasfiye edilecek” kehanetlerinde bulunanların söyledikleri doğru çıkmaz ve yazmaya, konuşmaya devam edebilirsem, bugüne kadar savunduğum fikir ve görüşlerim aynen devam edecek.
Halkın büyük bölümünün “benim gibi düşünmüyor olması” benim fikir ve görüşlerimin “yanlış olduğunun” kanıtı değildir.
İnanıyorum ki, halk kendisine anlatılanları çok iyi anlamadı, kavramadı ve “baskıcı, dayatmacı propagandanın” etkisi altında kaldı.
Bu böyle diye görüş değiştirecek, cesaretini kaybedecek, dik duruşunu bozup eğilip bükülecek değilim.
DİKKAT
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı kesin
Referandumdan önceki yazılarımdan birinde “Erdoğan için bir başka önemli nokta, alınacak evet oylarının cumhurbaşkanlığı seçimlerinin testi olmasıdır” demiştim.
Erdoğan bu referandum sonucu ile, yapılacak ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde Çankaya’ya çıkmayı da garantiledi.
Bu referandum, eğer ortaya iki seçenek konursa halkın “neye eğilimli” olduğunun da bir provasıydı.
Bu sonuçlara bakarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: “Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turdan sonra biri Erdoğan olmak üzere iki aday kalacak. Referandumda Erdoğan’ı destekleyen yüzde 50’nin üzerindeki halk kesiminin bu seçimde de Erdoğan’ı tercih edeceği açıktır.”
Bunun da ötesinde, yapılacak ilk genel seçimlerde AKP’nin oyunun yüzde 50’yi zorlaması hatta geçmesi de mümkündür.
Kimse “Ben referandumda evet dedim ama seçimlerde kendi partime dönerim” diyemez. Derse de inandırıcı olmaz.
Kim ne derse desin referandum sonucunun büyük bölümü artık AKP’nin de oyudur.
İZLEDİM
MHP bitti, CHP eh
Bu referandum muhalefet cephesindeki partilerden MHP’yi bitirdi, CHP ise Kılıçdaroğlu ile arkasına öyle fazla rüzgâr almadığını gösterdi.
Sonuçlara baktığımızda “Evet” kesimine büyük kaymanın MHP’den olduğu görülüyor. Bahçeli’nin seçim bölgesi Osmaniye’de bile Evet oylarının fazla olması bu görüşümü güçlendiriyor sanırım.
Belli ki MHP lideri tabanını tutamamış. Erdoğan’ın özellikle 12 Eylül darbesine yönelik propagandası MHP tabanında etkili olmuş ve parti büyük oy yitirmiş.
Bunun sonucunda önümüzdeki seçimlerde MHP tabanının AKP’ye kayması ve MHP’nin baraj altında kalması kimseyi şaşırtmamalı.
CHP ise, gördüğüm kadarıyla, önümüzdeki seçimlerde barajı aşan tek parti olarak AKP’nin yanında yerini alacaktır. Yüzde 45’e yaklaşan hayır oylarının büyük bölümünün CHP oyu olduğu yolunda herhalde bir kuşku yoktur.
Ama bu oranın CHP’yi iktidara taşıması da bana göre şimdilik pek mümkün değil.

