MERAK ETTİKLERİM
Soru basit: İnsanlar neden bedava metrobüse binmek ister?
Sosyologlardan tıpkı bir fizik problemi gibi çözmelerini istediğim problem bu. Ve diyorum ki, bırakın derin toplumsal tahlilleri, gelin, hemen gözünüzün önündeki bu problemi çözmek için kolları sıvayın. Çünkü belki hiç konuşulmamış bir Türkiye gerçeği çıkar altından.
Gelelim “bedava otobüs” problemine.
İETT okulların açıldığı pazartesi günü sabah 07.00 ile 13.00 arasında metrobüs seferlerinin ücretsiz olduğunu açıkladı. Amaç, sabah çocuklarını okula götüren ana babalara hizmetti.
İstanbul halkı metrobüs seferlerinin “bedava” olduğunu duyunca akın etmiş duraklara. Duraklar dolmuş taşmış. Hatta ek otobüsler sokulmuş. Bu sefer de otobüsler yola sığmamış, tren katarı gibi dizilmişler. Ama hepsi yerinde duruyor, gidemiyor, çünkü tüm yol metrobüslerle dolu.
Bedava mendil dağıtılınca milletin üşüşmesini anlamak mümkün.
Bedava oyuncak dağıtımında da bir hücum olmasını normal karşılayalım.
Bedava pirinç, yağ, un, şeker dağıtılıyorsa zaten hücumu önleyemezsiniz.
Manisa’da camiden mesir macunu atılır, ona da saldırır bu millet.
Hepsi güzel tamam da, metrobüs bedava olunca neden inanılmaz bir kalabalık olur?
İşte sevgili sosyologlar, bilim adamları, bu problemi çözebilir misiniz?
Merak ediyorum, metrobüsler bedava değilken bu millet ne yapıyordu?
Metrobüs hattını kullanan belli. Bedava olunca ne değişti?
Üstelik altı üstü 1.5 lira. Elbette dar gelirli için para da, hat paralı olduğunda millet yürüyor muydu?
Merak için binmeye geldiler desem o da tutmuyor, çünkü o kalabalığı görünce vazgeçer insan, diretmez. Ama öyle değil, uzun süre duraklarda beklemeyi göze almış herkes.
Gazeteler “çocukların okula gitmesi için” diye yazmışlar. Her gazetede fotoğraf vardı, ayrıca ekranlardan da izledim, o kalabalık içinde hiç çocuk yoktu. Zaten olsa da sayfaları “ezilen çocuklar” fotoğrafları doldururdu.
Sosyologların da ötesinde, referandum öncesi “hayır” diyeceklerini söyleyenlere referandumdan sonra “Siz sırça köşklerde oturuyorsunuz, halkı okuyamadınız, değişimi göremediniz, morardınız” diyenlere de bir çift sözüm var.
Siz bu halkı iyi okuyorsunuz. Allah aşkına şunu da bir okusanıza. Örneğin benim göremediğim “okuyamadığım” ne var bu “bedava otobüs çılgınlığının” arkasında.
YENİ ÖĞRENDİM
Bomba bulan köpekler nasıl eğitiliyor?
Yeşilköy Havalimanı’na gittiğimde zaman zaman burada görevli polisleri de ziyaret ederim. Sohbet ederiz, sıkıntılarını dinlerim, yaşadıkları ilginç olayları anlatırlar. Geçenlerde yine uğramıştım, sohbet ederken içeri güçlü kuvvetli fiziği, yakışıklılığı ile dikkat çeken, göğsünde “Başbakanlık Koruma Müdürlüğü” yazan bir polis yanında bir Kurt köpeği ile girdi.
Adını not almayı unuttuğum polis Başbakanlık ekibinde “bomba arama ve imha” görevindeymiş. “Kurt” adını verdiği Kurt köpeği de bomba bulmakta çok hünerliymiş. “Kurt’un” öyküsü ayrı. Sokakta bulmuş, almış, beslemiş, çok sevmiş; sonra Ankara’da eğitime göndermiş. Sonunda “Kurt” Başbakanlık koruma ekibinin en gözde bomba bulma uzmanı köpeği olmuş.
Hep merak ederdim. Bu köpekler bomba bulma konusunda nasıl uzmanlaşıyorlar diye. Sordum, anlattı.
Bomba imalinde kullanılan bütün maddelerin kendine özgü kokuları var. Bu köpeklere oyuncak olarak bu maddelerin kokularını taşıyan şeyler verilirmiş. Sonra eğiticiler bu oyuncakları bir yerlere saklarmış. Köpek de gider bunları bulurmuş. Bulunca da hediye alırmış.
Aynı şekilde narkotik uzmanı köpekler de benzer şekilde eğitiliyormuş. Onlara da her türlü uyuşturucu madde kokusu içeren oyuncaklar veriliyormuş. Şimdi gelelim işin en ilginç noktasına.
Bomba köpekleri, bombayı bulduklarında hareketsiz kalıp eğiticisinin gelmesini beklermiş. Buna karşın narkotik köpekleri ise uyuşturucuyu buldukları yeri eşelemeye başlarmış.
Nedeni basit: Bomba köpeği bulduğu bombayı eşelemeye kalkarsa bomba patlayabilir. Narkotikte böyle bir tehlike yok.
“İyi de” dedim “Bombaya dokunmamasını nasıl öğretiyorsunuz?” Polis güldü, “Kolay” dedi. Köpekler bomba kokusunu alıyor, arıyor sonra onu alıp bakıcısına götürüyor ve hediyeyi kapıyor. Bir süre sonra bu oyuncakların içine gerçek patlayıcı konuyormuş. Köpek oyuncağı bulup patisiyle veya ağzıyla dokununca patlıyormuş.
Tabii bu patlama biraz can acıtsa da zarar vermiyormuş. O andan sonra bulduğu oyuncağın patlayacağını bilen köpek, oyuncağı bulduktan sonra kulaklarını dikip bulduğu yerin başında duruyormuş. Polisler de gelip köpeğin durduğu yeri araştırınca bombayı ortaya çıkarıyormuş.
Narkotikte ise patlama tehlikesi olmadığı için bu eğitime gerek duyulmuyormuş.
HOŞUMA GİDENLER
Biz de okul yaptık
Türkiye Gençlik Birliği’nin Diyarbakır’ın Bismil İlçesi Aslanoğlu Köyü’nde yaptıkları okulu temelinin atılmasından itibaren sizlere de duyuran yazılar yazmıştım. Son olarak okulun bittiğini ve eğitimin de başladığını duyurmuştum.
Dün Boğaziçi Üniversitesi Yapı Kulübü’nden bir mesaj aldım. Gelin birlikte okuyalım:
“Sayın Can Ataklı,
Ben Boğaziçi Üniversitesi Yapı Kulubü’nden Tuğçe Düzener.
Biz Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencileri olarak bu sene bir sosyal sorumluluk projesi başlattık ve Düzce’nin Balatlı Köyü’nde ihtiyacı olan bir köye bir ilkokul inşa ettik. Sponsorlarımızın desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu projeyi alnımızın akıyla tamamladık. Amacımız bu projeyi her sene gerçekleştirmek ve ihtiyacı olan köylere her sene yeni bir okul inşa etmek. 25 Eylül’de (bugün) Burcu Güneş ve BKM oyuncularından Ersin Korkut’un da katılımıyla okulumuzun açılışını gerçekleştireceğiz.”
Çok hoş. Üniversite gençlerinin böylesine özverili işlere imza atmaları insanı çok mutlu ediyor.
FIKRA GİBİ
Yangın çıkarma yöntemleri
Okurlardan Doğan Kapkıner gerçekten “fıkra gibi” yaşanmış iki olay göndermiş. Sizlerle de paylaşmak istedim:
1- Datça da çocuklar mercekle karıncaları öldürmeye kalkarlar. Karıncalar ölmez ama tutuşan otları söndüremeyince yangın başlar.
2- Marmaris’te teyzem üzerinde Kuran yazıları olan kâğıtları “kimse basmasın günahtır” diye bir kenarda yakıp imha etmek ister. Başarır da ama o tutuşturma bir yangına dönüşür.
Başbakan, referandum sonrası, “Yüzde elli sekizin değil, kırk ikinin analizini istiyorum” demişti. Analiz çalışmaları hızlansa iyi olur; zira ortalık karışacak gibi! (Gani Yıldız)
Hayal gücü ile süslenmeyen bilgi kuru bir dal gibidir. (Fur Kaner)

