Skandalı bugüne kadar neden sakladılar?

Haberin Devamı

Fazıl Say’ın “Eserimin galasındaki bir sinevizyon gösterisi sansürlenmişti, bu olayı unutamıyorum” dediği olayın altında büyük bir skandal çıktı.

Doğal olarak Say’ın “Gitmek istiyorum” anlamındaki sözleri daha çarpıcı olduğu için ilk gün bu sinevizyon gösterisi bir anda merak uyandırmamıştı. Ayrıca dönemin Kültür Bakanı Erkan Mumcu “O sinevizyondaki görüntüler siyasi içerikliydi, bu nedenle engelledim” demişti.

Milliyet’te dün Can Dündar yazınca hem gerçek hem de büyük bir skandal ortaya çıkmış oldu. Çünkü dönemin Kültür Bakanı Erkan Mumcu’nun “Siyasiydi bu nedenle ben engelledim” dediği görüntüler Sivas katliamının görüntüleriymiş. Fazıl Say çocukluğundan beri birlikte olduğu şair Metin Altıok için bestelediği oratoryonun ilk gösteriminde 28 kişinin diri diri yakıldığı Sivas katliamının görüntülerini de yansıtmak istemiş. Bu sinevizyon gösterisini de Can Dündar hazırlamış.

Ancak Erkan Mumcu, bakanı olduğu AKP Hükümeti’nin bundan zarar görebileceğini düşünmüş belli ki. Bu nedenle Fazıl Say’ın eserini seslendirecek olan Kültür Bakanlığı Devlet Çok Sesli Korosu’nu sahneden çekeceğini söylemiş. Ancak Fazıl Say direnince Mumcu çareyi Başbakan Erdoğan’ı aramakta bulmuş. Durumu anlatmış. Herhalde “Efendim Sivas katliamının görüntüleri var. Bu bizi sıkıntıya sokar” demiştir. Erdoğan bunun üzerine “kesin kararı” vermiş. “Sinevizyon gösterisi yapılmayacak.”

Can Dündar’ın yazısını okurken insanın bir anda kanı donuyor. 28 kişinin diri diri yakılmasının görüntüleri demek ki AKP iktidarını son derece rahatsız ediyormuş. Demek ki bu partinin 38 kişinin yakılmasıyla ilgili fikir ve görüşleri bu eylemi yapanlara en azından tepki göstermeyecek ölçüdeymiş. Ve en önemlisi siyaset uğruna son anda partisini terk eden ve AKP’den bakan olan, sonra tekrar yuvaya dönüp çağdaş Türkiye’nin merkez sağ lideri olmaya soyunan Erkan Mumcu’nun gerçek kimliğini görmemizdir.

Tabii bir cümlem de Can Dündar için; 2003 temmuzunda yaşanan bu olayla ilgili daha önce yazılmış bir yazı ya da haber bulamadım. Eğer daha önce yazıldıysa özür dilerim. Ancak 2003 temmuzunda da skandal olması gereken bu olay zamanında neden yeteri kadar ilgi görmemiş. Can Dündar ve Milliyet Gazetesi bu olayı neden sorun haline getirmemiş? İnsan kendi eserinin sansürlenmesine, elinde onca imkân varken neden sessiz kalır? Bunun da cevabı vardır mutlaka.

*****

Lükse ödül

Türkiye elbette eskisi gibi değil. Pek çok alanda uluslararası başarıya imza atabiliyor. Son öğrendiğim başarılardan biri de “ultra lüks” alanda gelen bir ödül. İstanbul Boğazı’nın en güzel kıyılarından Kuruçeşme’deki Les Ottomans Oteli dünyanın en iyi süit oteli seçilmiş.

Les Ottomans bundan kısa bir süre önce de turizmin Oscar’ı olarak adlandırılan “World Travel Awards”da Türkiye’nin en iyi butik oteli seçilmişti.

Les Ottomans’a “Dünyanın en iyi butik oteli ve Spa’sı” olduğu için verilen ödülü bizzat otelin sahibesi Ahu Aysal almış. İngiltere’de Newcastle Gateshead’de yapılan ödül törenine katılan Ahu Aysal bu ödülün Türkiye’nin tanıtımında büyük önemi olduğunu vurgulamış.

Tabii bir yandan halkın yoksullaştırılarak yardıma muhtaç hale getirilmesi, diğer taraftan ultra lüks hizmetlerde ödül kazanılması aslında bir çelişki. Ama öyle bakmamak lazım. Türkiye kazandıkça yoksulluğu da bitireceğiz.

*****

Nazlı Ilıcak’a küçük bir soru

Sevgili Nazlı Hanım;

Üç hafta önce Star TV’de Ruhat Mengi’nin “Her Açıdan” programında birlikte olmuştuk. Bir ara size biraz da şaka yollu takılarak “Ben Nazlı Hanım’ın yazılarını hiç kaçırmam, çünkü hükümetin açıklama yapmadığı ya da bahane bulamadığı konuların ayrıntısını sizin köşenizde okuyorum. Siz hükümeti ondan bile iyi savunuyorsunuz” demiştim.

Siz de cevaben “Ben yazmadan önce araştırıp soruyorum, siz demek ki sormadan yazıyorsunuz” demiştiniz.

Ancak Sabah’ta dün çıkan yazınızı okurken çok şaşırdım. Çünkü Fazıl Say’la ilgili yazınızda aynen şöyle diyorsunuz: “Say’ın, eski Kültür Bakanı dediği Erkan Mumcu, zaten AK Parti’li değil. Mumcu, söz konusu oratoryonun sahnelenmesinin özel bir girişim olduğunu, buna rağmen, provaların devlet sahnesinde yapıldığını, sanatçılarının tamamına yakınının devlet sanatçısı olduğunu ve devletin orkestrasının kullanıldığını açıkladı. Sansürün mahiyeti pek anlaşılmıyor.”

Anlaşıldığı kadar Nazlı Hanım, bu kez sormayı ihmal etmişsiniz. Çünkü olay tarihi Temmuz 2003. Erkan Mumcu AKP Hükümeti’nin Kültür Bakanı. Sinevizyon gösterisi de Sivas’ta insanların yakıldığını gösteren belgesel. Başbakan Tayyip Erdoğan da talimat verip belgeseli yayınlatmıyor.

Bu hatırlatmam için özür dilerim, o gün sizin “Sormadan yazıyorsunuz” sözü biraz ağırıma gitmişti de.

*****

Hükümet bu kez kutlanmayı hak etti

Hükümetin PKK kamplarının bombalanması emrini geç de olsa vermesi alkışlanacak bir başarıdır. Hükümetin bu atağı PKK teröristlerini bir süre susturacağı gibi, bölgede etkili bir psikolojik ortam yaratacaktır.

Amerika hem söz dinleyen hem de gözünü karartmaktan çekinmeyen Erdoğan hükümeti ile buzları eritmiş olmaktan herhalde mutluluk duyuyordur.

Bugüne kadar Amerika’nın arkasına saklanan Kuzey Irak’taki aşiret liderleri de pabucun pahalı olduğunu anlayacaklardır. Sözde Irak yönetimi ise Türkiye ile oyun oynanmayacağının bilincine varacaktır artık.

Bu nedenle Erdoğan hükümetini herkesin kutlaması gerek.

Ancak bu arada bazı kuşkularımı da dile getirmek istiyorum. En önemli kuşkum bu operasyonun burada kalacağı yolunda. “Korkuttuk” rehavetine kapılmamak gerek.

İkincisi Türkiye’nin, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasına karşı takınacağı tavrın artık ortaya çıkması gerek. Hükümet “Bush’a söz verdiler, Kürt devletinin kuruluşuna ses çıkarmayacaklar” iddialarına da açıklık getirmeli. Bu bölgede planlanan yeni düzeni Türk halkının da bilmek hakkıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR