Siyasette dört sürpriz isim

Haberin Devamı

Baştan söyleyeyim; Bu yazı kesin bilgilere değil, izlenim ve hislerimle dayanıyor.

Yaygın kanıya göre AKP kapatılacak. Yargıtay’ın iddianamesinde adı geçen isimlerin çoğu da 5 yıllık siyaset yasağı kapsamına alınacak. Ayrıca Anayasa Mahkemesi 5 yıllık siyaset yasağı yaptırımına yorum getirmek zorunda kalacak. Böylelikle AKP’nin, Tayyip Erdoğan’ı bağımsız seçtirerek yola devam planı da suya düşecek.

Bu ilk izlenimim ve hissim.

AKP’nin başsız kalması sonucu 300 milletvekiliyle tek vücut halde kalması teknik olarak olanaksız. Zaten daha şimdiden olası bir kapatmaya karşı parti içinde gruplaşmaların olduğu biliniyor. Belki de kapatma kararı bile alınmadan kimi ayrılıklar baş gösterecektir.

Bu da yakın bir gelecekte siyasette yeni şekillenmeler olacağını gösteriyor. İşte merak konusu da bu: Ne olacak? Kim olacak?

Önce sürpriz olmayan görüşümü söyleyeyim. CHP, AKP’nin olası parçalanma sürecinde çok etkin konuma gelecektir. Baykal’ın Başbakan olması bile kimseye sürpriz olmamalı.

Sürpriz ise eskiden tanıdığımız ama unuttuğumuz ya da unutmak istediğimiz isimlerden çıkacak.

Bunlardan ilki Tansu Çiller. Kapısına gelen DP’lilere, “Şimdilik siyasete dönmüyorum” demesine rağmen Çiller’in yeni dönemde siyaset dışında kalacağına asla inanmıyorum. Çiller anladığım kadarıyla şartların biraz daha olgunlaşmasını bekliyor.

Çiller, dağılan AKP’deki muhafzakâr laik isimler üzerinde etkili olabilecek konumda. Erdoğan’ın katı tutumundan aslında rahatsız olan ama şimdilik seslerini çıkaramayan cumhuriyet ve laiklikle barışık AKP’liler Çiller’e karşı çıkmayabilir.

İkinci sürpriz isim, yeniden ama sessizce ANAP’a dönen Hüsnü Doğan. Muhafazakâr ama laik ve cumhuriyetçi tavrı ile tanınan Hüsnü Doğan’ın AKP içindeki huzursuz bazı gruplar üzerinde çok etkili olduğu biliniyor. Burada beklenmedik gelişme Ahmet Özal’ın da ANAP’a başkan olmak istemesi. Sorunu aile içinde çözeceklerini sanıyorum.

Üçüncü sürpriz Mesut Yılmaz. Meclis’te tek başına oturan Mesut Yılmaz’ın merkez sağda oluşturulmaya çalışılan yeni olumuşun başına geçmesi şaşırtıcı olmaz. Yılmaz’ın bu yönde yoğun çalışmalar içinde olduğunu duyuyorum.

Son sürpriz isim ise İlhan Kesici. Şu anda herhangi bir oluşumun içinde olduğunu duymadığım Kesici, kapatma sonrası oluşacak yeni parlamento aritmetiğinin yardımıyla ulusal birlik hükümetini kurabilir.

VE BİR DEKİKODU: AKP içindeki kaynaşmalarla ilgili pek çok bilgi geliyor. Çok şaşırtıcı isimlerin gemiyi ilk fırsatta terk edeceklerine dair iddiaya bile girebilirim. Alacağım bilgileri bir süre sonra paylaşacağım.



***




Balık avı

Yıldırım Tuna’dan: Bob, gürültülü şehir hayatından kaçıp kafasını dinlemek için hafta sonununu balık avlayarak geçirmek istemiş. Gittiği kasabadaki gölde yarım gün uğraşmasına rağmen bir şey tutamamış. Teknesiyle yanına gelen kasabalının av çantasını açtığını ve içinden bir ayna çıkardığını görünce merak edip aynanın ne işe yaradığını sormuş. “Burada balık avlamanın tek yolu budur” demiş kasabalı, “Güneşin ışığını bu aynayla göl yüzeyine yansıtırız, balıklar ışığı görüp yukarı doğru yüzerler, biz de kepçeyle avlarız onları.” Bob şaşırarak, “Vay be..? İşe yarıyor mu gerçekten?” diye sormuş. “Evet..” cevabını alınca da “Bu aynayı bana satar mısın? Sana 100 dolar veririm” demiş. “Tamam” demiş kasabalı, paralar yan tekneye uzatılmış, ayna alınmış. “Teşekkürler” demiş Bob, “Bu arada öğrenmek isterim” diye eklemiş, “Bu hafta bu metotla kaç balık avladınız?” Kasabalı teknenin motorunu çalıştırıp uzaklaşırken, “Şeyy” demiş, “Sizinle birlikte 6 oldu!”



***




Herkesin üç kişiliği vardır: Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.

Alphonse Karr



***




Savcılara neden Cumhuriyet Savcısı denilir?

Okuyacağınız yazı son günlerde internet üzerinden yüzbinlerce kişiye ulaştı. Bana da birçok kişiden e-posta geldi. Tarihsel açıdan doğruluğunu da kontrol ettikten sonra okumayanlarla paylaşmak istedim:

“Lozan’da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından ‘Hukuk Reformu yapmakla’ görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için ‘Cumhuriyet Savcısı’ unvanının isim babasıdır. Bozkurt’a ‘Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?’ diye sorulur.

Cumhuriyet Başbakanı, Cumhuriyet Bakanı, Cumhuriyet Müsteşarı, Cumhuriyet Valisi, Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da, neden Cumhuriyet Savcısı?

Atatürk, Bozkurt’a ‘Ne diyorsun?’ diye sorar. Bozkurt’un cevaplar: ‘Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı’dır.’

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. ‘Devam et Bozkurt’ der.

Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi hukuk reformuna ve Atatürk’ün yorumuna kadar uzanır.”



***




Ben aslında...

AKP’li olmayan, bu partinin ve yandaşlarının zihniyetini benimsemeyen, hatta bu zihniyeti hem ülke hem de kendisi için tehlike olarak gören, çoğunu yakından da tanıdığım kimi gazetecilerin üslubu beni çok rahatsız ediyor.

Örneğin şöyle başlıyorlar yazılarına: “Ben aslında türbanın üniversitelerde yasaklanmasına karşı değilim...” ya da, “Ben aslında parti kapatılmasına karşıyım...” Sonra yazının devamını okuyorsunuz. Anlıyorsunuz ki bu yazarımız AKP’nin yanlış politikaları nedeniyle bir eleştiride bulunuyor.

Peki “Ben aslında” diye başlayan cümlelere ne gerek var? Gerek var, çünkü serde demokratlık da var. AKP ve yanlı medya gerçekten demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inananları bu silahla vuruyor. Hiç inanmadıkları halde sürekli demokrasi ve hukuktan söz ederek, aslında gerçekten hukuktan ve demokrasiden yana olanları bu yolla sıkıştırıp kendi görüşlerini söyletmeye çalışıyor.

İyi niyetli “ama demokrat” arkadaşlarımız da bu tuzağa düşüyor. Ve tabii “Aslında parti kapatılmasına karşıyım” diyerek bir anlamda “Ben Anayasa’ya da hukuka da karşıyım” diyorlar. Farkında değiller.

Bunu şunun için güvenle söylüyorum. “Ben aslında” diye başlayan bu yazarların aklına Anayasa’daki maddelerin değiştirilmesi bugüne kadar hiç gelmedi, parti kapatmanın Anayasa’dan çıkarılmasını hiç istemediler, laikliği gerçek anlamıyla anlatmaya çalışmadılar.

Ne zaman ki AKP’nin başı sıkıştı ve demokrasiyle hukuka sarıldı, onlar da demokrasi baskısı altında buna ortak oldular. İnsanın içi eziliyor!

DİĞER YENİ YAZILAR