Şimdi Şener pompalanıyor

Haberin Devamı

Belli ki toplumun etkin bir kesimi AKP’den ve Tayyip Erdoğan’dan umudunu kesmiş ya da kesmek üzere. Bir ay öncesine kadar özellikle ekonomi konularında iktidara toz kondurmayanlar artık işlerin hiç de iyi gitmediğini, Tayyip Erdoğan’ın iktidarının da artık zora gireceğini söylemeye başladılar.

Ancak aynı çevrelerden alternatif olarak “Abdüllatif Şener” adını duyunca şaşırıyorum. Şener son zamanlarda çok konuşulur oldu.

Yeni bir oluşumdan, bunun başına da Şener’in geçeceğinden söz ediliyor. Ciddi insanlar bunu söyleyince ben de ciddiye alıyorum.

Ancak şu yanlışı da herkesin görmesi gerek. Tayyip Erdoğan’dan umduğunu bulamayanların Şener’e doğru gitmesi size bir şey hatırlatmıyor mu? Çok değil 6 yıl önce de Erbakan’ın yerine Erdoğan sunulmuştu. Dini siyasete alet etmesi gözden uzak tutulmuş ve değişim sembolü olarak sunulmuştu. En ünlü işadamları evlerini Erdoğan’a açmışlar ve sonunda O’nu iktidara taşımışlardı.

Şimdi aynı senaryo Şener için uygulanabilir. İyi de tutunca ne olacak? Ortaya yeni bir Tayyip Erdoğan çıkmış olmayacak mı? Türkiye beş yıldan fazlasını bu kez yeni değişimin mimarı adı altında Şener’le mi geçirecek?

Buna olmayacak dua gözüyle bakıyorum. Ama bazıları çok çaba harcıyor.

*****

Tanışma yemeği

Genç kız sevgilisine telefon açmış “Seni çok arzuluyorum, geceleri uyku uyuyamıyorum. Ne olur bu hafta sonu bize yemeğe gel. Seni annem babamla tanıştırayım. Sonra benim odamda ders çalışıyor gibi yapar doya doya sevişiriz” demiş. Delikanlı çok heyecanlanmış, bir eczaneye uğramış ve babacan eczacıya “Önce bir aile yemeği, peşinden ateşli bir aşk yaşayacağım, o yüzden iyisinden prezervatif istiyorum” demiş.

Hafta sonu sevgilisinin kapısını çalmış delikanlı. Genç kız onu doğrudan yemeğe almış. Delikanlı kızın ana babasının yüzüne şöyle bir baktıktan sonra başını önüne eğmiş ve başlamış dua etmeye. Ancak dua bir türlü bitmiyor. Kız dayanamamış, fısıltıyla “Bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum” deyince Delikanlı “Ben de babanın köşedeki eczacı olduğunu bilmiyordum” cevabını vermiş.

*****

Askerin tavrı kafa karıştırdı

Geçen haftanın en çok konuşulan olayı Kuzey Irak’taki operasyona son verilmesiydi. Bu konudaki yazılarıma çok farklı tepkiler aldım. Genel tepki son derece olumluydu. Önemli bir kesim okur yazılarımı çok yerinde bulduklarını söylediler.

Küçük bir kesim “Bu yazılarınızla askeri yıpratıyorsunuz, kime hizmet ettiğinizin farkında mısınız?” diye sordular.

Bazı okurlar ise belli ki AKP’liydiler ve adeta dalga geçer gibi “Ne oldu, orduyu kışkırtamadın mı?” diye mesajlar gönderdiler.

Liberal kesim ise hayli mutlu. Çünkü onlar da biliyor ki, eğer asker gerilimi artırıp tüm okları üzerine çekmese hükümet “Amerikan baskısını açıklamak” konusunda çok sıkışacaktı. Onlar hükümetin böyle bir badireyi atlatmasından son derece memnun.

Geçen hafta oyunculuk deneyimine başlamamla da ilgili çeşitli tepkiler aldım. Beni sevindiren Ateşten Koltuk’taki rolümü hakkıyla yerine getirdiğimin belirtilmesi. Tabii gazetecilik yaparken böyle bir işe neden soyunduğumu merak edip çok öfke duyanlar da var. Neden haberlerde olmadığımı soranlar ise en büyük oranı tutuyor. Ne yapayım, bu benim elimde değil. Siz istediğiniz kadar isteyin, istemeyenleri aşmak kolay değil.

Dizide rol alınca farklı TV programlarından da davet alıyormuş insan meğer. Geçen çarşamba Dijitürk içinde yayın yapan Türkmax’te Oktay Kaynarca ve Seray Sever’in sunduğu “Her şey Dahil” programına çıktım. Kendilerine teşekkür ederim. Çok eğlenceliydi.

Hepinize iyi haftalar dilerim.

*****

Hiç yakışmadı

Birkaç gün oldu amayazmadan da edemezdim. Hükümette duruşuyla farklı bir izlenim veren Kürşat Tüzmen’in Marmara Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Necla Pur’a “Boş konuşmayın” demesini çok yadırgadım. Tüzmen rektörün türban sorunun kabus gibi çöktüğünü anlatıp, AKP milletvekili Mir Dengir Mehmet Fırat’ın idamı hatırlatmasına gönderme yapmasına belli ki çok öfkelendi. Herhalde Genel Başkanı’nın “Senin gözünün önünde eleştiriliyoruz, niye gerekeni yapmadın” demesinden çekindiğini sandığım Tüzmen hiç yakışık olmayan bir davranış sergiledi.

Ayrıca “Boş konuşmayalım, işimizi yapalım” lafı da çok boş bir laf. Üniversiteleri sadece bildiri ve makale yazan, ülke gerçeklerine asla karışmasın isteyen bir zihniyet “boş” değildir de nedir?

*****

Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder. İbni Sina

*****

İyi otel

Yıl 1956. Yolumuz bir nedenle Kars’a düştü. Eşimle birlikte Kars’ın en iyi oteli denen yere gittik. Otelden başka her şeye benziyordu. Eşim biraz titizlenerek “Odalara bir baksak” dedi. Otelci şaşırdı “Niye?” diye sordu. Ben de “Yataklar temiz mi acaba?” dedim. Otelci bizi rahatlatacağını umduğu bir gülümseme ile “Hiç merak etmeyin beyim, sadece birkaç kere sizin gibi temiz insanlar yattı” dedi. Turizmde nereden nereye geldik değil mi? (ÖA)

*****

Bu kadarına da pes!

AKP hayranı ve türban fedaisi liberal takım, hükümete bir zarar gelmesin diye, bütün sorumluluğu üzerine alan silahlı kuvvetlere “ilk kez” toz kondurmamak için çaba harcıyor.

“Amerika Türkiye’nin geri çekildiğini bildiği halde neden açıklama yaptı?” sorusuna bu kapsamda “bahane” bulmuşlar. Her gece TV ekranlarından halkın kafasını karıştıranların bulduğu bahane de harika yani;

Efendim, Amerika elbette Türkiye’nin çekildiğini biliyormuş. Zaten operasyona da yeşil ışık yakarak Türkiye’nin yanında olduğunu göstermiş. Ama Barzani ve Talabani’yi satmış duruma düşmemek için böyle bir açıklama yapmışlar.

Ayıptır, günahtır. Bunu çıkıp ciddi ciddi söylüyorlar. Peki Barzani ve Talabani’nin gazını almak isterken Türkiye’nin onuru dünyanın önünde küçük düşürülmüyor mu? Barzani ve Talabani’nin “gazının alınması” demek ki Türkiye’nin ulusal onurundan çok daha önemli bu liberal ciciler için.

DİĞER YENİ YAZILAR