Şimdi bunun adı yargıya saygı mı oluyor?

Haberin Devamı

AKP ve yandaşları, gerekçesi bile açıklanmadan aydınlar, gazeteciler, akademisyenler, bilim adamları, ordu mensupları hapse atılırken “Neler oluyor?” diye soranlara hemen “Konu yargıya havale edildi, bırakın kararı yargı versin, sabırlı olun” diye akıl veriyor.

Yine ülke güvenliği konusunda çok hassas görevleri olan kimi yüksek düzey komutanlar “şüpheli” ilan edilirken de aynı söylem geçerli.

Bu operasyonlar “başarıyla” sürdürülürken “yargıyı etkileme” faktörünü hiç düşünmeden sürekli yayın yapan bu çevreler, kazara aksi bir karar çıktığında ise hep birlikte ayağa kalkıp ortalığı toz duman içinde bırakıyor.

Erzincan Başsavcısı’nı tutuklayan Erzurum Özel Yetkili Savcısı hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bir tür “açığa alma” kararı verince de aynı yöntem devreye girdi ve AKP ile birlikte yandaşı liberal maskeliler ayağa kalktılar.

Bu konuyla ilgili bilgileri derlemeye çalışırken DP Genel İdare Kurulu üyesi ve eski bakanlardan Bahattin Yücel aradı. Yücel aynı konuya değinerek “Lafa gelince yargının işine karışmayız diyorlar, peki Adalet Bakanı’nın Başbakan’ın yanında işi ne, hani yargıya hiç müdahale yoktu?” diye sordu.

Bahattin Yücel AKP’li Bekir Bozdağ’ın HSYK’yı suçlayan açıklamasını da çok yadırgadığını belirterek “Bu, yargı kararına müdahale anlamına gelir. Demek AKP canı istediğinde yargıya müdahale etme hakkını kendinde görüyor” dedi.

“Ama asıl dikkat edilmesi gereken bir konu daha var” diyerek devam eden Yücel şöyle konuştu:

“Başkası söz konusu olunca ’Yargı halletsin’ diyenler nedense sıra Meclis’e gelince korumacı oluyorlar. Şu anda Meclis’te pek çok milletvekili için 609 suç dosyası var. Ama dokunulmazlık zırhının arkasına saklananlar bunun yargı tarafından çözülmesini asla istemiyor. Herkese gösterilen duyarlılık sıra şüpheli milletvekiline gelince neden gösterilmiyor.”


***



İsrail’le tehlikeli toplantı

Pazartesi günü Antalya’da üç gün sürecek uluslararası bir panel düzenleniyor. Panelin tarafları Türkiyeli ve İsrailli arıcılar. Her nedense Dışişleri Bakanlığı, Tarım Bakanlığı’na böyle bir toplantı için tavsiyede bulunmuş, Tarım Bakanlığı da toplantıyı düzenlemiş.

Panelde Türkiye Arıcılar Birliği ile İsrail Arıcılar Birliği bir araya geliyor. Ancak alelacele düzenlenen bu toplantının öğrenilmesiyle birlikte bazı üreticiler ayağa kalkmış.

Konuştuğum bir arıcı “Türkiye dünyada arıcılığın en önemli kaynağı olan bitki genetiğinin yüzde 35’ine sahip. İsrail’in amacı bu genetik bilgileri almak” dedi. Arıcılar ayrıca “İsrail Türkiye’ye hibrit ana arı yani damızlık arı satmak istiyor. Bu tıpkı tohumda olduğu gibi bir kullanımlık. Arıcılığımız da bağımlı hale getirilmek isteniyor” iddiasını dile getirdi. Komplo teorisi gibi gelebilir belki bunlar ama, durup dururken Dışişleri Bakanlığı’nın böyle bir talebinin olması da şüphe yatarmıyor değil.


***



Genelkurmay Başkanı bildiklerini açıklayana kadar “şüpheli” ilan edilirse şaşırmayın. (C.A.)


***



Dijital kablo

Özellikle büyük kentlerde milyonlarca evde kablolu TV var. Şimdi bu sistem dijital sistemle değiştiriliyor. Okurlarımdan biri de dijital kabloya geçmiş. Gerçekten dijitalde kanal sayısı çok fazla. Ama okurum diyor ki; “Pek çok programını izlediğim Kanal B bu platformda yok. Açıp sordum. Yetkili kişi ’Canım ne var bunda, bir süre sonra o da eklenir’dedi. Buna çok kızıp tekrar eski sistemi taktırdım, çünkü Kanal B orada var.”

Okurum bununla da yetinmemiş Kanal B’yi aramış. Kanal yetkilisi bir ayda 4 kez başvurduklarını ama cevap bile alamadıklarını belirtmiş.

İktidarın kontrolündeki tüm kurumlarda bu tür küçük oyunlar oynanıyor. Neyse ki Kanal B eski sistemde yer alabiliyor. Biraz muhalif görünen kanallar hiç yer alamıyor bile.


***



‘Bedelli’ciler iyice azıttı

Daha önce de yazmıştım, bedelli askerlik yasası çıkmasını isteyen bir kesim birkaç aydır tüm gazetecilerin elektronik postalarını bombardımana tutuyor. Çoğu aynı kalemden çıkmış yüzlerce mesaj yüzünden çoğu kez mesaj kutuları doluyor ve birçok başka mesaj geri dönüyor.

Bu kampanyanın yanlış olduğunu, bedelli askerlik istemenin yanlışlığını yazmıştım.

Ama şimdi görüyorum ki istedikleri yasayı bir türlü çıkartamayan bu kesim işi iyice azıttı. Bedelli yasasını çıkarmayanları ve buna destek vermeyenleri “vatan haini” ilan etmeye başladılar.

Son gelen mesajlarda “çalışan, vergi veren insanların askere gimekten çok daha önemli işleri olduğunu!” vurgulayanlar “yüz binleri askerlik adı altında boşa yatırmak vatan korumak değildir, vatan hainliğidir” diyorlar.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hakaretin artık iyice serbest hale geldiği ülkemizde, askerlikten kaçmak isteyenlerin işi zıvanadan çıkarması da herhalde ibretlik bir olaydır.


***



Andy Warhol, “Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacak” demişti. Memlekette, “herkes bir gün 15 dakikalığına gözaltına alınacak!” (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR