Sevgili okurlar bilesiniz ki yazarınız baskı altındadır

Haberin Devamı

Seçim sonuçlarının pek çok kişiyi çok şaşırttığı, şoke ettiği ve derinden üzdüğü bir gerçek.

Aynı şekilde pek çok kişi de mutluluktan havalara uçar halde.

Her ikisi de normal.

Ancak bir de bizler varız. Yıllardır sizlerle görünmeyen bir iletişim kuran, övgülerinize layık olmaya çalışan, eleştirilerinizden ders almaya çalışan, zaman zaman ağır hakaretlere de maruz kalan biz yazarlar.

Başkalarını bilemem ama seçimden sonra çeşitli çevrelerin ağır baskısı altında kaldığımı ifade etmek istiyorum. Bu öyle bir baskı ki insan bazen ne yapacağını şaşırıyor. Çünkü böyle bir şeyi bugüne kadar hiç yaşamamıştım. Daha önceleri seçim biter, tartışma da biterdi. Sonra herkes kaldığı yerden devam ederdi.

Şimdi sizlere bu kez durumun nasıl değiştiğini ve nasıl baskılar altında kaldığımı maddeler halinde özetlemek istiyorum.

“AMAN SAKIN VAZGEÇME”

Seçimde hüsrana uğrayan ama umudunu asla yitirmeyen önemli bir okur kesimi her gün mesajlar yağdırarak “Aman yazdıklarından sakın taviz verme. Bu iş uzun soluklu bir maraton” diyor.

Bu kesime göre yazılarımın seçim öncesinden bile çok daha sert olması tercih nedeni. Hasan Tahsin’den Uğur Mumcu’ya, Ahmet Emin Yalman’dan Abdi İpekçi’ye kadar örnekler vererek “Korkma, kalemini kırma, arkandayız” cesaretlendirmesi de cabası.

“ANINDA YUMUŞADIN”

Yine belli ki seçim sonuçlarından hiç memnun olmayan bir kesim yazıları didik didik edip “İyi yazıyorsun ama bir yumuşama var. Böyle giderse sen de onların kervanına katılacaksın” mesajları gönderiyor.

Onlar daha sert ve keskin yazılar bekliyorlar. Gül’den “Sayın Cumhurbaşkanı” diye söz etmemi bile yumuşama kabul ediyorlar.

“PES YANİ HEMEN DÖNDÜN”

Seçim sonuçlarının şoka uğrattığı bir kesim ise artık hiçbir yazıma değer vermiyor ve “Sen de döndün, sen de AKP’nin adamı oldun” diye öfkelerini dile getiriyor.

Bu kesime göre bugünkü iktidara başarılar dilemek, “demokrasi açısından şu noktada haklılar” demek bile U dönüşü ile eşdeğer. İktidarın eleştirilmediği hiçbir yazıya tahammülleri yok. En fenası da onların gözünde anında satılmış duruma düşmüş olmak.

İŞİN ÖTEKİ CEPHESİ

Bir de zaten bugüne kadar yazdıklarımdan pek hoşlanmayan bunu her fırsatta eleştiren okur kesimi var. Onlarsa en az seçim şokuna uğrayanların bir bölümü kadar fanatik ve laf anlamaz halde. Bu kesimin içinden işi ağır hakaretlere kadar götürenler de var. Hiç utanmadan sinkaflı küfür yazanlar mı istersiniz, alay edenler mi...

Onlar da şöyle ayrılıyor aralarında.

“HÂLÂ AYNI KAFADASIN”

Seçim zaferi kazananların önemli bir bölümünün artık hiçbir eleştiriye tahammülü yok. Tayyip Bey’in uzlaşma aramadığını mı yazdınız mesaj yağıyor “Hâlâ aklın başına gelmedi mi, bırak artık yazarlığı, bu meslek sana yakışmıyor” diye.

Ya da Abdullah Gül’ün diretmesinin gerginlik yaratacağını mı yazmışım “Cumhurun sesini dinle, halkı anlamaya çalış” uyarıları geliyor.

“NASIL GEÇİRDİK AMA”

Seçim zaferiyle sarhoş olan bir kesim ise şımarıklık yapmaya devam ediyor. Hâlâ “Şiştin mi düdük?” “Biz sana söylemiştik, ama halkı anlamadın” “Nasıl geçirdik ama, anladın mı Hanya’yı Konya’yı” diyenler var. Tabii bunlara gülüp geçiyorum. Ama can sıkılmıyor da değil hani. Ne kadar olsa insanız, cevap versen de kesmiyor ki bazen.

BANA ASIL DOKUNAN

Bütün bunların dışında beni çok sevdiğini bildiğim, zor günlerimde bir an beni yalnız bırakmayan bazı sevgili dostlarımın uyarı ve tavsiyeleri var ki işte o çok dokunuyor.

Onlara asla kızamıyorum. Ama ülkemin içine düşürüldüğü durum nedeniyle kahroluyorum. Çünkü bu sevgili dostlarımdan bazıları beni tek başıma yakaladıklarında şunu söylüyorlar: “Niçin hâlâ Don Kişot gibi iktidarı eleştiren yazılar yazıyorsun. 4 yıl sen çekmedin mi? Bugün savunduğun değerler yüzünden başın belaya girmedi mi? Şimdi bunların dönemi. Yarın öbür gün başına bir iş gelecek yine. O zaman ne yapacaksın? Bırak ne olursa olsun, sana mı kaldı bu ülke. İnsanlar artık bambaşka düşünüyor, herkesin aklı fikri cebinde. Senin de cebin dolu olsa, hayatını garanti etmiş olsan yine yap yapacağını. Ama elinde avucunda yokken bırak artık, sen de bunların dümen suyuna gir.”

Ya işte böyle sevgili okurlar. Bilin ki yazarınız büyük baskı altında. Önümüzde daha çok uzun yıllar var. Böyle geçer mi bu hayat?


***



Çankaya’nın interneti

Kaç gündür medya Cumhurbaşkanlığı internet sitesini tartışıyor. Çünkü ilk kez internet sitesine Cumhurbaşkanı’nın eşi ile ilgili bir bilgi konmamıştı. Bu medyada yer alınca alelacele Hayrünnisa Hanım’ın iki fotoğrafı kondu. Ama bu kez de öz geçmişi unutuldu. Bu da ortaya çıkınca dün sabahtan itibaren siteye özgeçmiş de eklendi. Ama sadece

5 satır.

Bu ayıptır, olmamalıdır.

Ayrıca Çankaya’nın internet sitesi de bu makama yakışmıyor. Belli ki Sezer döneminde fazla masraf olmasın diye siteye güzel bir görünüm verilmemiş. Ama Cumhurbaşkanlığı Türkiye’nin bir numaralı internet sitesi. Bu kadar cılız, ilkel ve estetikten yoksun olmamalı.

Yeni Cumhurbaşkanlığı ekibinin öncelikle bu eksikliği gidermesi ve Cumhurbaşkanlığı internet sitesinin herkesin ilgiyle izleyeceği bilgi dolu bir hazine haline getirilmesi çok iyi olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR