Sevgili Güngör Abi hiç yorulma çünkü muhalefet havlu attı bile

Haberin Devamı

Sevgili Güngör Ağabey;
Dünkü yazında “Muhalefet de TÜSİAD kadar cesur olmalı” demişsin. Bununla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Gerçi bunları bir ay öncesine kadar her gün yaptığımız gibi odana uğrayıp bir kahve içerken söylemek isterdim ama biliyorsun ki Business Channel’da çok yoğun çalışıyorum ve gazeteye uğramakta zorluk çekiyorum. Bu nedenle ister istemez yazmak zorunda hissettim kendimi.

Yazını okuyunca güldüm ve “Güngör abi ne kadar da iyi niyetli. Her zaman olduğu gibi sakinlikle ve nezaketten asla taviz vermeden muhalefetten umutlu olduğunu dile getirmeye çalışmış” dedim kendi kendime.

Güngör Ağabey hiç uğraşma, hiç yorulma. Çünkü bu muhalefetin muhalefet yapmak gibi bir arzusu, hevesi yok. Bu olmadığı gibi durumu öyle bir kabullenmişler ki işin keyfini çıkarmaya çalışıyorlar.

Örneğin CHP ve lideri Deniz Bey. Sanki seçimlerden zaferle çıkmış gibi bir edayla geziyor. Papyonunu takıp askerin resepsiyonuna koşuyor. Belli ki devlet protokolü içinde olmak, son model Mercedes’e binmek, akıllı binanın oval ofisinde oturmak kendisine yetiyor da artıyor bile.

Muhalefet olarak da Cumhurbaşkanı’nın davetine katılmamanın işe yarayacağını sanıyor. Sonra da askerin resepsiyonunda karşılaştığı Gül’ün elini sıkmak zorunda kalıyor.

Öte taraftan MHP için de söyleyecek bir şey yok. Seçimden önce meydanlarda atıp tutan, halkın üzerine ip fırlatan Devlet Bahçeli de sadece tekrar Meclis’te olmanın keyfini sürüyor.

Önünden geçen DTP’lilerin elini sıkarak demokrasiye ne kadar bağlı olduğunu göstermenin de primini artıracağına inanıyor.

Seçimden 15 gün öncesine kadar varlığı bile hissedilmeyen sonra nasıl olduysa birden yüzde 15 oy alan MHP Meclis’e girdiği günden beri yine eskisi gibi “yok”ları oynuyor.

Öyle ki Tayyip Bey seçimden önce “Şimdi Meclis’te bir de MHP- DTP kavgası mı yaşamak istiyorsunuz?” diye sorarak kendince bir tehlikeyi dile getiriyordu.

Ama Meclis açıldı, Tayyip Bey baktı ki MHP’nin salonda gölgesi bile yok, DTP ile kavga etmeyi de mecburen kendisi üstlendi.

Sözde muhalefet olan bu iki parti durumlarından o kadar memnun ki, ayyuka çıkan seçim şaibesinin bile üzerine gitmek istemiyor.

Yani sevgili Güngör Ağabey; 4.5 yılı muhalefetsiz geçirdik, dedik ki “tek parti olunca olmuyor işte” ama bak şimdi muhalefet çeşitlendi yine bir şey yok.

Çok şükür ki Kamer Genç Meclis’e girdi de muhalefet nasıl olurmuş tek kişiyle de olsa gösteriyor.

Ne yazık ki Türkiye’de “demokrasi” dediğimiz bu garip durum nedeniyle iktidar partisi adeta tek kalede idman yapar gibi dilediği gibi yönetiyor ülkeyi.

*****

Yakında ne demek?
Cumhurbaşkanı Gül’ün eşini saklama lüksü olamayacağını yazmıştım. Hele bunun asker korkusu nedeniyle yaşandığı yolundaki dedikoduların da çok çirkin olduğunu belirtmiştim.

Cumhurbaşkanı gazetecilere ve sivil toplum kuruluşlarına verdiği resepsiyonda kendisine bu konuda yöneltilen sorulara cevap verirken “merak etmeyin çok yakında eşim de yanımda olacak” demiş.

Ne anlama geliyor bu şimdi?

Hayrünnisa Hanım şu anda niye yok? Yakında neden yanında olacak?

Önümüzdeki günlerde bir şeyler mi değişecek? Bunu kamuoyunun öğrenmesi gerekmiyor mu?

Artık çok belli ki Türkiye’de hiç kimsenin Çankaya’da bir türbanlı Cumhurbaşkanı eşi ile ilgili sorunu kalmadı. Ama Cumhurbaşkanı “yakında” diyerek bir şeyler ima ediyor. Galiba bizim bilmediğimiz bazı şeyler dönüyor ortada.

Yoksa Cumhurbaşkanı şu anda yanında taşımaya cesaret edemediği eşini “yakında” neden ortaya çıkarsın.

Kimileri “türbanı kafaya çok taktınız, bu gerginlik yaratıyor” diye sözüm ona demokratlık dersi vermeye kalkıyor. İyi de herkes kabullendiği halde eşini ortaya çıkarmayan Cumhurbaşkanı değil mi? Böyle yaparak her toplantıda sorunu gündeme taşıyıp gerginlik yaratan da kendisi olmuyor mu?

*****

50 sandıkta da hata varmış, ama AKP’ye yarıyormuş, o halde sessiz kalmak iyidir
Aklım almıyor. Seçimden 10 gün sonra ortaya atılan “sandık sonuçlarının bilgisayarla YSK’ya aktarılması sırasında korsan bir program tarafından sonuçların değiştirilmiş olabileceği” iddiaları üzerine gitmiştim. Önce pek çok kişi gülmüş ve “yenilen pehlivan güreşe doymaz” demişti.

Sonra baktılar ki iş aslında ciddi, birkaç kişi daha üzerinde durdu. Ama partiler buna yeterli destek sağlamayınca iş soğudu.

Oysa şimdi öğreniyoruz ki YSK MHP’nin (Genel Merkezin itirazına rağmen) birkaç yürekli üyesinin girişimiyle yaptığı itirazı sonuca bağlamış. Buna göre İzmir’de incelenen 50 sandığın hepsinde de hata var. Seçim bölgesinden yazılan sonuçlarla bilgisayardaki sonuçlar birbirini tutmuyormuş.

Ama sıkı durun, bakın ne olmuş; meğer bu sandıklarda AKP eksik yazılmış. CHP’nin ise fazlalığı varmış. MHP’nin de eksik oyu bulunmuş.

Bu durum da partileri iyice korkutmuş. Diğerlerine de itiraz etmeleri halinde AKP’nin oyunun daha artacağını düşünmüşler.

Böyle bir şeye inanabiliyor musunuz? 50 sandığın 50’si de hatalı. Ama partiler demokrasiye, adalete, seçim sistemine gölge düşürecek bu sonuca sırf “bakarsın bizim oyumuz daha eksik çıkar” korkusuyla dokunmak istemiyor.

Oysa konu çok önemli. İster AKP daha fazla oy alacak olsun ister diğerleri. Önemli olan seçim sonuçlarının sağlıklı olup olmamasıdır. Buna göz yummak, hele hele bunu kendi çıkarı için yapmak demokratik ahlaksızlığın en büyük kanıtıdır.

50 sandığın 50’sinde de hata varsa, 170 bin sandık için de geçerlidir bu. Sonuç ne olursa olsun YSK’nın da bu hatayı görüp tüm sandıkların sonuçları ile bilgisayardaki karşılıklarını kontrol etmesi gerekir.

Sadece muhalefet partilerine değil iktidar partisine de düşen görev budur. Başbakan’ın gerekirse yetkisini kullanarak YSK’yı uyarması ve sonuçların doğru olup olmadığının yeniden incelenmesini istemesi demokrasi ve adalet gereğidir.

*****

Ekonomiden garip sinyaller
Pek çok kişi, özellikle iş dünyası AKP’nin tek başına iktidara gelmesinden büyük mutluluk duyuyor. Türkiye’de istikrarın bozulmadığını söyleyen iş çevreleri ekonominin çok iyi olduğunu AKP sayesinde daha da iyiye gideceğini belirtiyorlardı.

Ancak son birkaç gündür havada puslu bir durum var sanki. Seçime kadar ve seçimden hemen sonra iktidarı yere göğe sığdıramayanlar nedense ekonomide tehlike sinyalleri çalmaya başladılar.
Sebep de dış dünyadaki gelişmeler. Amerika’daki işsizlik oranının beklenenden biraz farklı çıkması bile bizimkileri telaşlandırdı, borsada düşüş oldu. Peki, AKP tek başına iktidarda, istikrar korundu, ekonomi de çok iyiydi de şimdi nereden çıktı bu “dış etki” lafı? Ekonomi iyiyken dış etki yok muydu? Dışarısı iyiyken bunu hiç söylemeyip iktidarı övenlerin şimdi topu dışarı atmaları biraz ayıp oluyor.

DİĞER YENİ YAZILAR