Sessiz sedasız içki yasağına geçiyoruz

Haberin Devamı

Başlığa aldanmayın, henüz “içki içmek yasaktır” gibi bir kanun çıkmadı. Ama içki üzerinde öyle operasyonlar yapılıyor ki “yasak olmasa” bile birçok kişi içki içemez hale geldiği gibi içki üretmek de “cehennem azabına” dönüştürülüyor.

Bugün sizlere pazar günü aldığım bazı bilgileri aktarmak istiyorum. Üstelik sadece şarapla ilgili.

Eski Turizm Bakanı, en eski arkadaşlarımdan Bahattin Yücel “Tekirdağ Mürefte’ye gelir misin?” diye sorunca “Hiç görmedim, tabii gelirim de ne var?” diye sordum. Yücel “Özel bir şey yok, çok sevdiğim bir dostum ısrarla davet ediyordu, ben de bu hafta zaman buldum, sen de gelirsen hem değişiklik olur hem de Mürefte şarap merkezi ve etrafla ilgili gezip biraz bilgi alırsın” cevabını verdi.

Birlikte atlayıp gittik. Üstelik trafiğin daha rahat olduğu ana yoldan değil de Tekirdağ’dan saptığımız dağ yolundan.

Bugüne kadar nasıl olup da buralara gitmemişim, kendime çok kızdım. Yamaç paraşütünün yapıldığı o sarp tepelerin, eşiz manzaralı uçurumların yanından geçerken yaşadığımız ülkenin güzelliğini bir kere daha hissetmek çok keyif verdi.

Mürefte, Şarköy’e çok yakın şirin mi şirin bir belde. Bugüne kadar şaraplarıyla tanınıyordu ama üreticiler çok dertli.

Şarap üreticilerinden biri “Örneğin” dedi, “Hiç görünmeyen bir engelimiz var. Bu iktidarla birlikte Türkiye’nin birçok yerinde üzüm üreticileri şarapçılara mal vermiyor.”

Bu çok ilginç. Eskiden de dini nedenlerle şarap üreticilerine mal vermeyen bağcılar varmış ama sayıdaki artış dikkat çekiyormuş.

Üreticiler, üretim aşamasındaki bürokrasinin de bellerini büktüğünü anlattı. Örneğin, kaçağı önlemek adına dökme denilen fıçıyla satılan markasız şarap üretimi yasak artık. Bu nedenle her üretici malını şişelemek zorunda.

Daha önce ürettiği şarabı büyük şirketlere satan küçük üretici şimdi şişeleme yapıyor ama bu kez de karşısına pazar sorunu çıkıyor.

Bunun dışında denetim adı altında yapılan uygulamalarda kesilen cezalar da artık fenalık getirmiş. Üreticiler “Sudan bahanelerle cezalar kesiliyor, bunun ne olduğunu anlıyoruz tabii ama ne yapabiliriz ki” diyor.

Pazarlama konusundaki en önemli sorun ise vergiler. Şarap üzerinde o kadar çok vergi var ki inanılmaz.

Konuştuğum şarap üreticilerinin ortak kanısı şu: “Şarap üreticiliği artık cazip değil. Kimse para kazanamıyor. Mürefte’de bile bağların yerine zeytin ağacı ya da başka ürünler ekiliyor. Bir süre sonra Türkiye’de kimse şarap üretemez. Piyasa tamamen yabancıların eline geçer. Oysa yabancıların gelmesiyle rekabet başlamış ve çok güzel şaraplar üretilmeye başlanmıştı. Bu bitiyor.”

Ben de “Sanıyorum önce piyasa yabancılara geçer sonra ithalat çok zorlaştırılır ve şarap içilmesi kendiliğinden yasaklanmış gibi olur” diyorum.

*****


ŞARAPTAKİ VERGİYE BAKIN

Şarapta uygulanan vergiye dikkatinizi çekmek istiyorum. Gerçekten bu şartlarda nasıl üretim yapılabilir ki.

Diyelim ki bir üretici 77 milyon litre şarap üretmiş. Bu şarabı vergisiz fiyatla satması halinde 51 milyon 900 bin lira toplayacak.

Şimdi bunun üzerine gelen vergilere bakalım. 32 milyon lira ÖTV, 38 milyon lira KDV ve 172 milyon lira da asgari maktu vergi. Toplayın vergileri, 242 milyon lira ediyor. Bu vergiler direkt halka yansıtılıyor ve vergisiz üretim fiyatı 60 kuruş olan şarabın bir litresi 3 liranın üzerine çıkıyor. Buna tabii üreticinin kârını da koymak zorundasınız.

Bu şartlarda bırakın küçük üreticiyi büyük şarap fabrikaları bile yurt dışı ile rekabet edemez.

*****


NE YAPIYORUZ?

Yıldırım Tuna’dan: Doktorun biri çarşıda dolaşırken yolunu kaybetmiş 92 yaşındaki yaşlı adamı kontrol altında tutabilmek için çağırdığı ambulansa bindirip hastaneye götürürken adamın bilinç seviyesini ölçebilmek için “Beyefendi” demiş, “Şu anda biz ne yapıyoruz?” Yaşlı adam yavaşça doğrulup ambulansın penceresinden dışarı bakmış bakmış “Valla” demiş, “Sanırım 60 veya hadi bilemedin 70!”

*****


BU BASKILAR KAÇAĞI VE MERDİVEN ALTINI TEŞVİK EDER

Mürefte’den dönerken aldığım bilgileri Bahattin Yücel’le konuşuk. Hem çok eski bir turizmci hem de sektörün bakanı olarak içki konusunu çok iyi bilen Yücel “Turizmde en etkili gelirlerden biri içki satışlarıdır” dedi. Yücel “Ama bizde 4. Murat’ı bile aratır bir baskı nedeniyle turisti kaçıracağımız gibi onların ölümüne de neden oluyoruz” diye ekledi.

Doğal olarak “Nasıl?” diye sorunca “Nasılı var mı” dedi Bahattin Yücel ve anlattı:

“70 santilitre, 45 derece alkollü viski, konyak, brendi gibi içkilerin Doğu Akdeniz’in turistik yerlerindeki ortalama satış fiyatı 10-11 euro’dur. Bizde ise 30 euro. Bu kadar yüksek fiyata içki satmak zordur. O zaman ne oluyor, kaçak hortluyor. Ama daha da kötüsü merdiven altı dediğimiz kaçak içki üretimi başlıyor. Onların da çoğu metil alkolü ayarlayamadığı için içki zehirlenmeleri ve ölümler yaşıyoruz.”

Bahattin Yücel içki konusunda en çok hükümete destek veren liberalleri anlamadığını söyleyerek “İçki konusunda ağızlarını açıp tek kelime söylemiyorlar. Oysa hem bu sektör öldürülüyor hem de inançlar sömürülüyor” dedi.

İçkiyle ilgili yeni reklam kurallarını da eleştiren Yücel “Hele şarapla ilgili düzenlemeler korkunç. Şarap üretenler yörelerini bile tanıtamıyor, yöre yemeklerinden söz edemiyor. Böyle bir baskı olabilir mi?” diye sordu.


*****


GİZLİ ZAMMI ÇEKİN

Kent içi ulaşımda zaman zaman metro, metrobüs ve otobüsleri kullandığımı biliyorsunuz. Ama bu sistemli ve her gün olmadığı için herkesin kullandığı akbil yok bende. Bu nedenle akbil kullananların yaşadığı sorunları bilemiyorum.

Bir okurumun gönderdiği mesajı okuyunca şaşırdım. Çünkü belediye toplu taşımaya yakışmayacak bir fiyat uygulaması yapıyormuş. Okurumdan gelen mesajı birlikte okuyalım:

“Metrobüs birçok vatandaş tarafından kullanılıyor. Ve tabiki kimse tek vesait ile işine gidemediği için metrobüs öncesi ya da sonrası diğer ulaşım aracına aktarma yapıyor. Yakın zamana kadar ilk bastığımız akbil 1.50 TL sonrasındaki vesaite bastığımız akbil ise 0.75 TL alıyordu. Şimdi metrobüse bindiğimiz zaman bir sonraki vesaite yine 0.75 TL veriyoruz ama diğer vesaitten metrobüse geçtiğimiz zaman aktarma alamıyoruz, yani 1.50 TL veriyoruz. Kısaca önceleri günde 4.50 TL yol parasıyla 22 günden ayda 99 TL masrafımız olurken artık bu masrafımız 115.50 liraya yükselmiştir. Bu gizli zammın derhal geri çekilmesi için halkımızın uyanması gerekli, bunun içinde size güveniyorum. Lütfen bunu yazın. Bu halka yazık!” (T.S)

DİĞER YENİ YAZILAR