Şener ‘Merve Kavakçı’yı seçildikten sonra tanıdım’

Haberin Devamı

İki gündür Merve Kavakçı’nın 19 Nisan 1999 seçimlerinde aday gösterilmesinde Abdüllatif Şener ve Abdullah Gül’ün öncülük ettiğini yazıyorum. Dünkü yazıda Necmettin Erbakan’ın “Merve Hanım’ı bize Latif Bey (Abdüllatif Şener) ve Abdullah Bey (Gül) takdim etti” dediğini belirtmiştim.

Dün öğleye doğru Abdüllatif Şener TOBB Üniversitesi’ndeki makamından telefonla aradı, “Ben Merve Kavakçı’yı seçilmesinden sonra tanıdım, daha önce ne gördüm, ne konuştum” dedi. Kendisine “Ben yazarken (Erbakan’ı kastederek) çok güçlü kaynağa güvendim, demek ki söylediği doğru değil” dedim. Şener buna karşılık “Sanıyorum size aktaran milletvekili bize pek uygun biri değilmiş” cevabını verdi.

Şener daha sonra “Yazmanız için değil bilmeniz için söylüyorum, tabii kanaatinizi etkilemem mümkün değil” dedi. Ben de “Burada kanaat yok bilgi var, Erbakan’dan naklen bir konu anlatıldı bunu yazdım, siz böyle olmadığını söylüyorsunuz, artık kanaat söz konusu değil, bilgi söz konusu” cevabını verdim,

Telefonu kapattıktan sonra bir araştırma yaptım. Abdüllatif Şener’in 3 Mayıs 1999’da Merve Kavaçı’nın Meclis kürsüsünden yemin ettirilmemesinden bir gün sonra basın toplantısı yaptığını hatırlıyordum. O tarihte Fazilet Partisi Grup Başkanvekili olan Şener ve bazı milletvekilleri Merve Kavakçı’nın Meclis’te basın toplantısı yapmasını sağlamışlardı. Kavakçı bu basın toplantısında ağzına geleni söylemişti. Şener ve diğer milletvekilleri de Kavakçı’ya alkış tutmuştu.

İddianameye girdi

Abdüllatif Şener’in bu basın toplantısına katılması ve söyledikleri bir süre sonra Fazilet partisi’ne karşı açılan kapatma davasının iddianamesine de girmişti. İddianamede ilgili bölüm şöyleydi; “Yine bilginize sunduğum görüntülü kasetlerin incelenmesinden, baş örtüsü ile yemin etme eylemi yapmak için TBMM’ye Nazlı Ilıcak’ın refakatinde gelen Merve Kavakçı için yaptıkları tezahürat ve yemin töreninin sonucuna doğru salonda bulunmadığı halde, Merve Kavakçı’nın ismi okununca Fazilet Partisi milletvekillerinin tümünün katıldığı tezahürattan; 3.5.1999 günü Merve Kavakçı’nın TBMM’de yaptığı ve baş örtüsü eylemini, insafsız ve ancak bir ajan provokatöre yakışacak biçimde, Amerika’da zencilerin insan hakları için yaptığı mücadeleye benzettiği basın toplantısına, Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Abdullatif ŞENER’le birlikte, Fazilet Partisinin pek çok milletvekilinin katılması, eyleminin Fazilet Partisi yöneticileri tarafından planlandığını ve teşvik edildiğini açık bir biçimde göstermektedir.”

Nitekim hatırlanacağı gibi Fazilet Partisi bir süre sonra kapatılmıştı.

Kavakçı’yı tanımamak

Gelelim Abdüllatif Şener’in Kavakçı’yı seçimden önce tanımadığını söylemesine. Abdüllatif Bey’in doğru söylemediğini iddia etmiyorum elbette, bunca yıllık siyasi geçmişi ve devlet adamlığı var, elbette doğru olmayan bir şey söylemesini düşünmek bile mümkün değil.

Ancak 19 Nisan 1999 seçimlerinden önceki propaganda döneminde Abdüllatif Bey’in bir konuşması var. Bu biraz kafa karıştırıyor. Söylediklerini aynen aktarıyorum;

“Bakın Merve Kavakçı ismi kazanacak bir yerdedir. O bölgeden inşallah 10 civarında milletvekili çıkaracağız. 4. sıradadır. Bu kardeşiniz Meclis’e girecektir. Kim bu? Bu arkadaşımız, hanım bacımız. Türkiye’de tıp fakültesinden başörtülüdür diye atılmış, kaydı silinmiş bir insan. Ama babası üniversiteden arkadaşımızdır, profesördür. Babası bir ihtisas sebebiyle ABD’ne gitmiş, 5-6 sene kalmıştır. Kızını da yayına almış, Amerika’ya götürmüştür. Bu kız, Amerika’da Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi’nden baş örtüsü ile diplomasını almış, gelmiştir.”

Şimdi bu ifadeden Abdüllatif Şener’in “seçimlerden önce Merve Kavakçı’yı tanımadığı” anlamı çıkar mı çıkmaz mı ben karar veremedim.



***




Üniversite kütüphaneleri

Sevgili Can Ağabey; Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim ve bitirme tezim için yoğun bir araştırma içerisindeyim. İnternet araştırmalarım sonucu İstanbul Kültür Üniversitesi’nin kütüphanesinde tez konumla ilgili bir kaynak bulup üniversitenin yolunu tuttum fakat kapıda bekleyen güvenlik görevlisi tarafından kütüphaneye alınmadım. Bir üniversite kütüphanesine başka bir üniversite öğrencisinin alınmamasını gerçekten çok yadırgadım. Bilgi paylaşımı eğitim kurumlarının ortak bir göreviyse neden sadece kendi öğrencilerinin yararlanabileceği bir bilgi ortamı kurulsun ki? Devlet üniversiteleri kapılarını her öğrenciye açarken özel üniversitelerin (bütün hepsi değil) böyle bir uygulamada bulunması gerçekten çok üzücü. Ben bunun bir güvenlik önlemi değil o üniversitenin utancı olduğunu düşünüyorum.



***




Biraz ahlâk

AKP ve yandaşları işlerine geldiği zaman olayları nasıl çarpıtıyorlar ve nasıl rahat yalan söylüyorlar, gerçekten aklım almıyor. Örneğin şu “Avrupa’da parti kapatma yok” konusunda o kadar garip şeyler söyleniyor ki insan ne yapacağını şaşırıyor.

Üstelik yalan söylerken çok sakinler. Geçen akşam bir TV programında konuşmacı Avrupa’da kapatılan partilerden söz ediyordu, AKP’li gazeteci “Yok böyle bir şey” diyerek kesti attı. Milletin aklında bu kalıyor sonuçta.

Oysa biraz ahlâklı olmak gerek. “AKP kapatılmasın” diye adeta çığırtkanlık yaparken hiç olmazsa doğruları söylemek en azından meslek borcumuzdur.

1- Avrupa Birliği ülkelerinin hepsinde parti kapatma ile ilgili maddeler var. Bunların şu ya da bu şarta bağlı olması gerçeği değiştirmez.

2- Son yarım yüzyılda Avrupa ülkelerinde kapatılan partiler vardır. Bunların sayısının az olması gerçeği değiştirmez.

3- Şu anda hiçbir Avrupa ülkesinde parti kapatılmıyor olması ülkelerin demokrasiye bağlılığından değil, siyasi partilerin kendi ülkelerinin anayasalarına ve demokrasiye saygılı olmasından. Kapatma gerekçesine giren bir parti olması halinde durumun ne olacağını tahmin etmek zor olmaz.



***



Çok yalan söyleyenin ettiği yemin de çok olur. ALFIERI

DİĞER YENİ YAZILAR