AKP’nin demokrasiye aykırı baskıcı ve dayatmacı politikaları, bu iktidarın Türkiye’yi götüreceği uçurumdan endişe eden Türkiye’nin ezici çoğunluğu tarafından ilgiyle izleniyor.
Demokrasiyi hiçe sayan, popülist tavırlarla Türkiye Cumhuriyeti ile alay etmekten çekinmeyen ve ülkeyi karanlığın eşiğine getirdiği suçlamaları altında kalan iktidara karşı herkesin sorduğu soru şu: “Bundan nasıl kurtulacağız?”
Ardından da asıl soru geliyor: “Seçimde kime oy vereceğiz?”
Halkın büyük çoğunluğu şaşkın. Seçim sistemi gerçek demokrasiye inanan birçok kişiyi tatmin etmiyor. İktidarın varoşlardan yükselttiği “önce fakirleştir sonra yardım edip oylarını topla politikası” sayesinde yine birinci parti çıkmasından endişe eden vatandaşlar siyasi partilere “birleşin” çağrıları yapıyor.
Birleşme çağrıları son günlerde özellikle solda daha çok yapılıyor. 14 Nisan ve 29 Nisan mitinglerine katılanların çoğunluğunu “solda” gören bazı kesimler sol partileri CHP çatısı altında birleşmeye çağırıyorlar.. Oysa Türkiye’nin kaderi ile oynayan iktidarı tamamen uzaklaştırmak için sadece solda değil, demokrasiye inanan tüm siyasal kesimlerde güç birliği oluşturulması gerekiyor.
AKP dışındaki siyasi partilerin çokluğu ve oyların dağılmasını göz önüne alarak üç ana partide güç birliği sağlanabilir.
Bunlar CHP- DYP ve MHP’dir.
Üç partinin çatısı altında toplanacak güç birliklerinin temel şartları şöyle olmalı:
1- Her parti kendi kimliğini koruyarak güç birliğine katılacak.
2- Partilerin adaylarının listelerde yer alması için 2002 seçimlerindeki sonuçlara bakılacak. Her bölgedeki oylar ortaya konacak ve sıralama buna göre yapılacak.
3- Üç ana parti dışındaki partiler Yüksek Seçim Kurulu’na başvurarak seçimlere katılmayacaklarını bildirecekler. Ancak güç birliğini kendi bayraklarıyla destekleyerek seçime katılıyormuş gibi propaganda faaliyetlerini sürdürecekler.
4- Seçimler bittikten sonra her parti tekrar kendi yuvasına dönecek.
5- Güç birliğine katılan partiler, seçimden önce hazırlayacakları protokolle seçimlerde 276 veya daha fazla milletvekiliyle çıkarlarsa koalisyon yapacaklarını açıklayacaklar.
6- 276 ve üstü sağlanamazsa her parti “AKP ile olmamak kaydıyla” diğer güç birliklerinden bir ya da birkaç parti ile koalisyon kurabilecek.
7- Güç birliği yapan üç büyük grup, seçimden önce bir protokol imzalayarak, Meclis’in oluşmasından sonra ilk iş olarak seçim yasası ile birlikte anayasa değişiklikleri ve ittifak yasasını çıkaracaklar.
8- Yine güç birliği yapan üç büyük grup seçimden hemen sonra kanun çıkararak siyasi partilere yapılan hazine yardımı konusunu yeniden belirleyecek.
Tercihan hazine yardımı alınan oy oranına göre değil milletvekili sayısına göre yapılacak.
Ana taslağını yazmaya çalıştığım bu ilkeler çerçevesinde CHP- DYP ve MHP çatısı altında üç büyük güç birliği oluşturulabilir.
Güç birliği blokları halka büyük moral vereceği gibi toplumun her kesimi bu güç birlikleri içinde kendilerine yakın buldukları partilerin meclise girebilmesi için oy kullanmaya koşacaktır.
Yarın CHP, DYP ve MHP çatısı altında nasıl güç birlikleri oluşturulabileceğini ve bu güç birliklerinin her birinin ne kadar oy alabileceğini yazacağım.
Beklenmedik şeyler
Perşembe günü Cüneyt Koryürek’le sohbet ederken “Bir günde bile herşey nasıl değişiyor, insan şaşırıyor” dedim. Koryürek gülerek “Bak sana bir şey söyleyeyim” dedi. Ardından da artık bilmiyorum kendi sözü mü yoksa ünlü birinin sözü mü, şöyle dedi: “20 yaşımdayken her şeyi bildiğimi sanıyordum. 40 yaşımda her şeyi anladığımı sanıyordum. Bu yaşımda hiçbir şeye şaşırmıyorum.”
Koryürek daha sonra da “Gerçekten şaşırmıyorum. Bu ülkede daha çok şeyler olacak. Göreceksin çok yakında beklenmedik gelişmeler de olacak. Ben şaşırmayacağım, sen de şaşırma.”
Genç Parti beklemede
2002 seçimlerinin sürpriz partisi Genç Parti Genel Başkan yardımcısı Emin Şirin’le konuştum dün. Şirin’e “CHP ile ittifak olmuyormuş” diye sordum.
Şirin “Hayır bitmiş bir şey yok, CHP’ye elimizi uzattık. Kendi aile içi sorunlarını hallettikten sonra cevaplarını bekliyoruz” dedi.
Şirin objektif anketlere göre partilerinin barajı aştığını gördüklerini belirterek “Buna rağmen bir bölen değil bütünleştiren olmak istiyoruz. DYP ile birlikte olmayı düşünebiliriz, ama içinde ANAP olmamak şartıyla” diye konuştu.
Şirin’e “ANAP’ı neden istemediklerini” sorunca ilginç bir cevap aldım. Şirin şöyle dedi: “ANAP aslında kamuoyunda hiç yok. Bizim sırtımızdan Meclis’e girmeleri halinde yine AKP ile işbirliği yapmalarından endişe ederiz.”
Şirin partiler arası bir ittifak yapılamaması halinde seçime tek başlarına girmek zorunda kalacaklarını sözlerine ekledi.
İlginç telefon
Önceki gün bir telefon aldım. Kamuoyunun da adını bildiği bir isim şunu söyledi:
“Can Bey, bu iktidarla ilgili duyduğunuz ama kaynak gösteremeyeceğiniz için yazamadığınız bazı konular olduğunu biliyorum. Gazetecilik namusunuz ve belki de yasal sıkıntılar sizi bağlıyordur. Bu nedenle size açık çek vermek istiyorum.” Bu sözler üzerine “ne anlamda açık çek?” diye sordum. Şöyle cevapladı:
“Kaynağını belirtmekte sıkıntı çektiğiniz ama doğru olduğuna inandığınız konuları yazacaksanız benim adımı verebilirsiniz. Neyse bunun yaptırımı ben çekmeye hazırım.”
Bu değerli isim şunu söylemek istiyor anladığım kadarıyla: “Artık buramıza kadar geldi. Ne olacaksa olsun. Yeter ki bu iktidar gitsin, bu uğurda kendimizi feda etmeyi bile göze alırız. Siz hiç çekinmeden tüm gerçekleri yazın.”
AKP iktidarı halkı o kadar öfkelendirdi ki, görüyorsunuz işte.

