Sevgili okurlar; seçimlere artık tam bir ay kaldı. Bu seçim yerel olmakla birlikte, ülkemizin içinde bulunduğu durumun net biçimde ortaya çıkması adına son derece önemli. Elbette her seçim önemlidir ancak gerek iktidar gerekse muhalefet için bu seçimler bir dönüm noktası olacaktır.
29 Mart’tan sonra
29 Mart’tan sonra doğal olarak tüm gazetelerde, televizyonlarda ve bu köşede de “yeni durum” analizleri okuyacak, izleyeceksiniz. Seçim sonuçlarına göre yapılacak bu analizlerde ve yorumlarda sonuçlar tartışılacak. Bu sonuçlara göre partilere ve yönetimlerine yönelik ağır eleştiriler veya övgüler olacak.
Önceden yazmak
Ben seçim sonrası analizlerinden birini, CHP ve yönetimiyle ilgili olanını, seçime bir aya kala sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü, seçimden sonra yapılacak bu analizler ve yorumlar için vakit belki de çok geç olacak. Hatta alınacak sonuca göre tavırlar bile değişecek. O halde temel bir görüş ve beklentiyi önceden yazmam gerektiğine inanıyorum.
CHP’nin muhalefeti
CHP yönetimi 2002’den bu yana süren AKP iktidarı döneminde hiç de iyi muhalafet örneği vermedi. Elbette gerek CHP milletvekilleri, gerekse parti yöneticileri AKP’nin icraatlarına karşı son derece etkili sözler söylediler, engelleme çabalarını sürdürdüler. Ancak bu yeterli olmadığı gibi kamuoyunda da beklenen ilgi ve heyecanı asla yaratamadı.
Sonuç ne olursa olsun
Bu durumda; önümüzdeki yerel seçimler CHP Genel Başkanı ve CHP üst yönetiminin de son seçimi olmalı. Seçim sonuçları ne olursa olsun Baykal ve arkadaşları partiyi yeni ufuklara açmak üzere yerlerini bırakmaya razı gelmelidir. CHP; Genel Başkan ve üst yönetimin ayak diremesine karşı bir savaş alanı olmak yerine çağın gereklerine uyan gerçek bir ‘sosyal demokrat parti’olmayı bilmelidir.
Yapılması çok zor
Bugünden bu önerinin yapılması tuhaf kaçabilir. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki, yerel seçimlerde eğer CHP 2007 genel seçimlerinden yarım puan bile daha fazla oy alsa, başta Genel Başkan Baykal olmak üzere CHP üst yönetimi bunu bir başarı olarak sunacak ve bırakın ayrılmayı bunu tartışmayı bile düşünmeyecektir.
Başarısızlıkta bile
Hatta diyebilirim ki eğer CHP bu seçimlerden oy kaybına uğrayarak çıksa bile, Baykal ve arkadaşları bunu AKP’nin popülist politikalarına, dış güçlerin baskısına dayandırarak, başarısızlığı bile bir tür başarı gibi göstermeye çalışacak ve yerlerinden kıpırdamayacaktır.
AKP tehlikesi
Oysa CHP’de artık bir kan değişimi yapmanın zamanı geldi. Bu nedenle “sonuç ne olursa olsun” tanımını bilerek ve ısrarla ekliyorum. Çünkü büyük değişimler seçimlerden sonra yaşanır. Üstelik CHP bu seçimlerde başarı kazansa bile bu, parti başkanı ve yönetiminin başarılı olmasından değil, halkın, AKP’nin yarattığı tehlikeyi bertaraf etmek istemesinden kaynaklanacaktır.
Sevmiyor işte
Deniz Baykal, şahsen çok sevdiğim, saydığım bir siyasetçi, bir devlet adamı. Sözleri ve davranışları ile yaşam biçimi asla yanlış değil. Ancak, nedeni ne olursa olsun kamuoyunda ciddi bir sempati yaratamadığı da kesin. CHP seçmeninin ezici bir çoğunluğu bugün Baykal’ın artık gitmesi gerektiğini söylüyor. Sırf Baykal başta olduğu için oyunu asla CHP’ye oy atmayacağını söyleyen kim bilir kaç CHP’li tanıyorum.
Siyaseti tıkamak
Baykal bu “sevgisizliği” görmüyor mu? Bilemiyorum. Ama görmeli. Hele önümüzdeki seçimden başarıyla çıkarsa daha da iyi görmeli ve en tepeye ulaştığı an gereğini yapmalı. Çünkü Baykal ve ekibinin, “delege” sistemine dayanarak parti içi iktidarlarını sürdürmeleri aynı zamanda siyaseti de tıkamakta ve Türkiye’nin önü bir türlü açılmamakta.
CHP’lilere düşen
Tabii bu durumda CHP’li seçmenlere düşen bir şey de var. Madem parti yönetiminden bu kadar şikâyetçi herkes, bu durumda seçimlerde oylarını kullanma yöntemiyle uyarı görevini yerine getirebilir. Örneğin başkan ve belediye meclisi seçiminde oylarını CHP’ye verenler, sıra İl Genel Meclisi’ne gelince oylarını başka partilere kaydırabilir ya da geçersiz hale getirebilir.
Manzaraya bir bakın
Eğer CHP’li seçmen oyunu bilinçli kullanabilirse, örneğin İstanbul’da Kılıçdaroğlu kazansa bile CHP’nin İl Genel Meclisi oyu çok gerilerde kalır. Çıkan manzara “zafer ve hüsran” olur ki, parti yönetimi bu protestoya dayanamaz. CHP Genel Başkanı ve yönetimi görevi kendi rızasıyla bırakırsa kısa bir süre kargaşa yaşanmakla birlikte doğru bir yeni oluşum mutlaka ortaya çıkar, kimse bundan endişe etmesin.
Merkez sağ partiler
Elbette bu seçimler merkez sağdaki partileri de etkileyecektir. Güçleri kalmadığı gibi dağınık olan merkez sağ da sanıyorum seçimden sonra yeni oluşumların rüzgârına açık olacaktır. 29 Mart’tan hemen sonra merkez sağda da önemli bir değişim fırtınasının çıkması kimseyi şaşırtmasın.
Kılıçdaroğlu gerçeği
Seçim öncesinin en renkli adaylarından Kemal Kılıçdaroğlu’nu yeniden yapılanacak CHP’de Genel Başkan olarak görmek isteyenler ya da kendisini bu yola itmek isteyenler var. Ancak bana göre Kılıçdaroğlu bu role hiç soyunmamalı ve İstanbul başkanlığını kazanmaya bakmalı. Ayrıca bana göre Kılıçdaroğlu, değer verse bile yanına Baykal tarafından atanan iki kişiyi kabullenmekle ülke yönetimine talip olabilecek lider karizmasına sahip olmadığını gösterdi.
Demokratik diktatörlük
Sevgili okurlar; bu haftanın yazısına çok dikkat çekici ve daha da önemlisi korkutucu bir noktayı hatırlatarak son vermek istiyorum. Üç gün önce CHP İstanbul Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ağırlayan turizmcilerin örgütü TÜRSAB, dün tam sayfa ilanlar vererek AKP iktidarına teşekkür etti. Bir ihtimal CHP’li adayı ağırlamaktan ötürü bir tehdit aldılar ve telaşla bu işe soyundular. Yarın bu konuda bir araştırma yaptıktan sonra konuyu daha ayrıntılı yazmak istiyorum.
Hepinize iyi haftalar dilerim...
Seçim sonucu ne olursa olsun CHP’de yönetim mutlaka değişmeli
Haberin Devamı

