Sayısal çoğunluğun altında ezilmek

Haberin Devamı

CHP’nin handikapı olarak Genel Başkan Deniz Baykal’ı görenlerin çokluğunu dün yazmıştım. Bu yöndeki mesajlar artarak gelmeye devam ediyor. Bunun yanısıra etkili muhalefet örnekleri de kelimenin tam anlamıyla “yağmur gibi” geliyor.

Dün bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmıştım. Bugün de devam ediyorum.

Yandaki sütunda, sizin de dikkatinizi çekeceği gibi sosyal, ekonomik ve siyasi konularda CHP’nin daha çok proje üretmesi, örneğin yeni bir anayasa taslağı yazılması, Sosyal Güvenlik Yasası teklifi hazırlanması öneriliyor.

Bu AKP iktidarı boyunca benim de çok dikkatimi çekmişti. CHP sadece AKP’nin getirdiği yasa tasarılarına itiraz ediyor ama kendisi bir şey hazırlamıyor.

Bu sanıyorum AKP’nin çok kullandığı “sayısal demokrasi” kozunun CHP tarafından da adeta kabul edilmesi anlamına geliyor. CHP “sayısal olarak” başarılı olamayacağını bildiği için herhangi bir şey önermiyor. Burada bir yere kadar haklı. Çünkü AKP iktidarı “biat kültürü” ile şeflerinden gelen talimatlar dışında doğru olsun olmasın başka hiçbir görüş ve öneriye kulak asmıyor.

Bu durumda CHP’nin yapacağı “akıntıya kürek çekmek” olarak nitelenebilir. Ancak şurası unutulmamalı ki “sayısal demokrasi” baskısı altında ezilmeyi kabullenmek partiye hiçbir şey kazandırmaz.

Ortada sadece AKP’nin öneri, icraat ve baskılarını görenler, bir süre sonra bunu kanıksamaya ve “tek doğru” olarak kabul etmeye başlar. CHP veya diğer muhalefet, sayısal baskı altında kalmadan her konudaki fikir ve görüşlerini, projelendirerek kamuoyu ile paylaşmak zorundadır.

Aksi halde seçimlerde söyleyecek söz de bulamaz ve giderek erir. Türkiye de daima hak etmediği yönetimlerin elinde kalır.

*****

Cennet’te evlilik

Evlenme hazırlığı içindeki İtalyan çift trafik kazasında ölüp cennete gitmiş. Damat adayı durumlarını görevli meleğe anlatarak cennette evlenip evlenemeyeceklerini sormuş. “Bir bakayım” demiş görevli melek. Aradan üç ay geçtikten sonra melek gelmiş ve mağdur çifte sevinçli haberi vermiş: “Her şey ayarlandı, sizi evlendirebiliriz!” Damat adayı, “Peki” demiş, “Biz düşündük de; acaba evliliğimiz yolunda gitmezse boşanabilir miyiz?” Görevli melek gök gürültüsünü andıran sesiyle kızgın bir cevap vermiş: “Siz manyak mısınız? Cennette nikâhınızı kıydırabilmek için tam 3 ay dolaştıktan sonra bir rahip bulabildim. Cennette bir avukat bulmak ne kadar sürer hiç tahmin edebiliyor musunuz?”

*****

Hamdolsun laikliğe aykırı mı?

Özellikle Başbakan’ın çok sık kullandığı bir dini terim bu. Aklına gelen her konuda “Hamdolsun” diyor başbakan. Kuzey Irak’tan çekiliyoruz, Başbakan “Hamdolsun askerimiz görevini yerine tam anlamıyla getirdi” diyor. Enflasyon rakamları açıklanıyor, Başbakan “Hamdolsun yüzde 10’un altında kaldık” diyor. Büyüme rakamları açıklanıyor Başbakan “Hamdolsun 79 yılın en büyük büyümesini gerçekleştirdik” diyor. Hatta bir keresinde “Şimdi bu hamdolsuna da takarlar, laikliğe aykırı derler” bile dedi.

Aslında doğru söylüyor, çünkü gerçekten de olur olmaz her konuda hamdolsun demek laikliğe aykırı. Çünkü Hamdolsun demek “Allah’tan gelen” demek, Allah’a şükran duygularını anlatmak demek.

Laikliği geçelim, ortada başka bir tehlike daha var. Başarıyı Allah’a bağlamaya kalkarsanız, başarısızlıkta ne yapacağınızı şaşırırsınız. Nitekim enflasyon olayında bunu yaşadık. Bir ay önce Başbakan “Hamdolsun enflasyon hedefini tutturduk” demişti. Bu ay bir bakanımız “Hata yaptık, enflasyon hedefinden şaşıyoruz” dedi.

Bu durumda ne yapacağız? “Hamdolsun enflasyon hedefini şaşırdık” sözü yakışır mı acaba?

Bu görüşe karşı çıkanlar “Allah insana akıl vermiş” bahanesine sığınacaklardır. Demek ki yeterli akıl vermemiş bazılarına. Gördünüz mü popülizm adına din ticareti kurnazlığına soyunmanın sonunun nereye varabileceğini.

*****

Ne yapmalı?

Sizlerden gelen önerilere devam ediyorum: - Baykal sadece grupta konuşuyor, teşkilatlara da gidip konuşmalı.

- Yeni bir anayasa taslağı yazmalı.

- Sosyal Güvenlik Yasası hazırlamalı,

- Sivil toplum kuruluşları ile daha yakın olmalı.

- Basın kanununu yazmalı.

- İktidardan önce de konuşmayı öğrenmeli.

- Gündem yaratacak açıklamalar yapmalı.

- Devlet partisi görünümünden kurtulmalı.

- Güneydoğu’ya açılmalı.

- Özelleştirme ile ilgili net görüş belirtmeli.

- AB politikasını tam olarak anlatmalı.

- Baykal süper entelektüel konuşuyor, halk dilinden konuşmalı.

*****

Kamer Genç örneği

Bir Meclis’te muhalefetin nasıl yapılabileceğini gösteren en iyi örneklerden biri Kamer Genç. 12 Eylül generallerinin seçtiği Danışma Meclisi’nden bu yana parlamentoda olan Kamer Genç bağımsız milletvekili olmasına rağmen kimsenin yapamadığı muhalefeti yapıyor.

Oysa Meclis İçtüzüğü’ne göre bağımsız milletvekillerinin varlık gösterebilmesi çok zordur. Ancak daha önce Meclis Başkanvekilliği yapan Kamer Genç, içtüzüğü çok iyi bildiği için hemen her konuda kürsüye çıkma şansını yakalayabiliyor. Genç ayrıca siyasi şovlar da yaparak gündeme gelmeyi beceriyor. Geçen dönem milletvekili olan Emin Şirin de ısrarlı soru önergeleri ve Bilgi Edinme Kanunu’nundan yararlanarak tek kişilik muhalafet sergilemişti. Daha geriye gidelim, 1965’te Türkiye İşçi Partisi 14 üyesiyle tozu dumana katmıştı. 1971 muhtırasından sonra da CHP 100’ü biraz aşan milletvekiliyle inanılmaz bir muhalefet performansı sergilemişti. Buradaki ortak nokta şu: Muhalefet eğer doğrular çekinmeden söylenerek ve kendi çıkarınıza hesaplara bulaşmadan yapılırsa, kaç kişiyle olursa olsun etkilidir. Doğruları samimiyetle söyleyemiyorsanız, iktidardan bir eksikle bile güçlü muhalefet olamazsınız.

*****

Hiçbir miras, doğruluk kadar zengin değildir. Shakespeare

*****

Teşekkürler ama...

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde ne yazık ki hüsrana uğradı. Bir Türk takımının Şampiyonlar Ligi’nde bu kadar yukarılara çıkabilmesi hepimizi mutlu etti. Gazeteler dün “Teşekkür ederiz, ayakta alkış, başın öne eğilmesin” başlıklarıyla Fenerbahçe’yi kutladı.

Sonuca ben de çok üzüldüm, ama üzüldüğüm başka bir nokta daha ardı. Fenerbahçe’yi hiç bu kadar “korkak” oynarken görmemiştim. Bunun bir açıklaması mutlaka olmalı.





DİĞER YENİ YAZILAR