Sayın Valim, tehlike geçti mi?

Haberin Devamı

İstanbul’da 1 Mayıs’ta yaşananlar hala hafızalarda. Ancak böyle günler geçip gidiyor ve kimsenin aklına geri dönüp bunun hesabını sormak gelmiyor.

Bugün İstanbul Valisi Sayın Muammer Güler’e o günle ilgili çözemediğim bazı şeyleri sormak istiyorum;

Sayın Valim,
1 Mayıs’ta evlerinden çıkan yüzbinlerce İstanbullu bir sürprizle karşılaşmıştı. TEM otoyolunun gişelerinde araçlar durdurulup aranıyordu. Boğaz Köprüleri’nin trafik akışı tek şeride indirilmişti. Metro çalışmıyordu. Otobüsler normal seferlerini yapmıyordu. Vapurlar ile deniz otobüsü seferleri iptal edilmişti. Yolcu motorlarına da izin verilmiyordu.

Bunların yanı sıra Taksim’e doğru giden yollar da kesilmişti.

Bütün bunların sebebi aslında basitti. Başta DİSK olmak üzere bazı kitle örgütleri 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmak istiyordu. 30 yıl önce Taksim meydanında yapılan 1 Mayıs törenlerinden sonra çıkan kargaşada 30’un üzerinde vatandaş ölmüştü. DİSK 30’uncu yılda küçük bir anma töreni yapmayı düşünmüştü.

Ancak siz buna izin vermemiştiniz.

Bu önlemler yüzünden bazı yerlerde çatışmalar çıkmış, polisin yersiz ve gereksiz şiddet kullanması nedeniyle eylemlerle ilgisi olmayan pekçok vatandaş da mağdur edilmişti.

Bu önlemleriniz nedeniyle o sırada yayın yapan televizyonlarda hakkınızda ağır eleştiriler başlamıştı. Öğle saatlerine doğru durumun aleyhinize gittiğini gördünüz, tavrınızı biraz yumuşattınız ve 1000 kişilik bir DİSK heyetinin Taksim’e çıkmasına izin verdiniz.

Ancak hemen ardından önemli medya kuruluşlarının en tepe yöneticilerini aramaya başladınız. Onlara söylediğiniz şuydu:

Büyük bir ihbar aldık. Bugünü bahane eden bazı örgütler bombalı saldırılar ve suikastler yapacaklar. İstanbul büyük tehlike altında. Bu kadar sert ve sıkı önlem almak zorundayım, bana yardımcı olun.

Yöneticiler bu samimi beyanlarınızdan etkilendiler. Nitekim televizyonlardaki eleştiriler öğleden sonra hafifledi. Ertesi gün yayınlanan gazeteler ise eleştirilerini sıralamakla birlikte size de hak verenler çıktı.

Sayın Valim,
O gün üzerinden artık çok geçti. Ama benim merakım şu. 1 Mayıs için aldığınız ihbar asılsız mı çıktı? Yoksa sözünü ettiğiniz örgüler başka bir önemli günde yapmak üzere planlarını erteledi mi?

Çünkü bunca gün içinde İstanbul’da ne bir terörist yakalandı, ne patlayıcı ele geçirildi.

Acaba İstanbul halkı için tehlike bitti mi?

Yoksa siz o gün uğrayacağınız eleştirileri azaltmak için böyle bir ihbar olduğunu mu söylediniz?

Sayın Valim, herkesin yüreğini ferahlatmanız gerekmiyor mu?

*****

Meğer direkten dönmüşüz
Vecdi Gönül’ün Özal’ın içki içmesiyle ilgili sözlerini Bilal Çetin’in köşesinde okumuştunuz. Gerçi Bilal Çetin, aldığı bilgiyi aktardıktan sonra, burada ismi geçen Vecdi Gönül ve Murat Başeskioğlu ile de konuşmuş. İki taraf da anlatılanları doğruluyor aslında. Elbette herkes olayı kendine yontacaktır. Sonuç olarak Vecdi Gönül’ün Özal’ı “içki içtiği için” pek Müslüman görmediği bu nedenle Abdullah Gül’ün adaylığına çok sevindiğini söylediği bir gerçek.

Şimdi filmi biraz geri sayalım. Abdullah Gül’ün adaylığa atandığı açıklandığında herkes şaşırmıştı. Çünkü beklenen aslında Vecdi Gönül ya da ona benzer birinin adaylığa atanmasıydı.

Ardından askerin tepkisi de gelince bazı çevreler şu yorumu yapmıştı: “Tayyip Bey yanlış yaptı. Eğer Vecdi Gönül’ü aday yapsaydı ne askerin tepkisi bu kadar olurdu ne de meydanlarda yürüyenler o kadar coşku gösterirdi. CHP de Anayasa Mahkemesi’ne gidemezdi.”

Bu yorumlar bana göre de doğru.

Ama, Allah Türkiye’ye hep yardım etmiştir. İşte bu olayda da gördük, maazallah Tayyip Bey, karısının başı açık diye Vecdi Bey’i atasaydı ne olacaktı?

Aynı kafa şimdi Çankaya’daydı. “Verilmiş sadakamız varmış” denir ya. İyi ki Bilal Çetin Vecdi Gönül gerçeğini ortaya çıkardı da, milletçe nasıl direkten döndüğümüzü öğrenmiş olduk.

*****

1000 bağımsız adaylı pusula
AKP ve CHP el ele vererek Güneydoğu’daki Kürt vatandaşların bağımsız adaylık yoluyla Meclis’e gelmelerini engellemek için bağımsız adayların isimlerinin oy pusulalarına yazılmasını kararlaştırdı.

Bu demokratik açıdan zaten çok yanlış ve ayıp. Ancak işin bir de arka yüzü var. Duyuyoruz ki, bu antidemokratik tavra karşı DTP’liler pek çok büyük kentte 1000’e yakın bağımsız aday koymak için çalışıyormuş. Bağımsız adaylık koymak çok kolay, sadece başuruyorsunuz o kadar. Ama başvuran herkesin adı bu durumda birleşik oy pusulasına yazılacak. 22 partiye ayrılan bölümden sonra 1000 bağımsız adayın da pusulalara yazıldığını düşünün. Bu durumda oy kullanma zarfı değil torbası gerekecektir, bunları da sandığa değil konteynerlere atacağız herhalde.

*****

Tatil yerinde oy kullanmayın
22 Temmuz’daki seçim bu tarihte tatil yapacakları telaşlandırdı. Yüksek Seçim Kurulu da tatil yerlerinden ikametgah senedi alanların buralarda oy kullanmak üzere başvurabileceklerini açıkladı. Şimdi bir çok kişinin tatil yerinde oy kullanmak için belgelerini tamamladığını duyuyoruz.

Ancak tatil yerinde oy kullanmanın bazı sakıncaları var. Her oy geneli de etkileyeceği için partilerin ülke barajını aşması açısından bir sorun yok.

Buna karşın tatil yerlerinin bağlı olduğu illerde milletvekili sayısı büyük kentlere göre çok az. Bu durumda örneğin İstanbul’dan Bodrum’a gidecek vatandaşlar, oylarını Muğla ili için kullanacak. O oylar Muğla’da milletvekili dağılımını belki etkilemeyecek bile ama İstanbul’da daha çok milletvekili çıkarabilecek bir partiyi aşağı çekebilecek. Bu nedenle tatil yerinde oy kullanmak isteyenler bir daha düşünmeli. En azından tatil beldesi kendi bulunduğu il sınırları içindeyse bunu yapmalı.

DİĞER YENİ YAZILAR