Her zaman olan, herkesin başına gelebilecek olaylara rutin deriz. Yani fazla bir özelliği olmayan, sıradan olaylardır bunlar.
Bu rutini biraz aşan olay ve gelişmeler ise “haber” olur. Medyada yayınlanır, herkes tarafından konuşulur.
Ama bazı olaylar vardır ki bunları tanımlamakta zorluk çekersiniz. Çünkü sıradan olmanın çok ötesinde aynı zamanda inanılmazdırlar. Hani “gözümle görsem inanmam” dedirten cinsten olaylar.
Gözlerinizle bile görseniz inanmayacağınız bazı olaylar gerçekten yaşanabiliyor. İşte internetteki bu tür haberlerden bu hafta için derlediğim birkaç “inanılmaz” olay.
Öğrenci tezi
ABD’de Massachusetts İnstitute of Technology’de okuyan bir öğrencinin tanık olduğu bu öykü, bir tez çalışmasının nelere yol açacağını göstermesi açısından ilginç bir örnek oluşturuyor:
Bir lisansüstü ögrencisi bir yaz mevsimi süresince her gün üzerine siyah-beyaz çizgili bir tişört giyerek Harvard futbol sahasına gider.
15 dakika boyunca sahayı bir uçtan diğer uca yürüyerek yerlere kuş yemi serper.
Bu arada cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp öttürür. Yağmur, çamur demeden her gün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yapar.
Derken sonbahar gelir, futbol mevsimi başlar. Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktır.
Siyah-beyaz tişörtlü hakem başlama düdüğünü çalar ve o anda olanlar olur.
Yüzlerce kuş yem atıldığını sanarak sahaya hücum eder ve doğal olarak maç ertelenir. Bu arada öğrenci tezini vermiş ve mezun olmuştur.
Beyin tıkacı
Bu ilginç öykü ABD’den Alexandra Donahue’nun arkadaşı Linda’nın başından geçiyor:
Arkansas’a akrabalarını ziyarete giden Linda, alışveriş için bir süpermarkete gider. Arabasını park ederken yanındaki park etmiş arabanın sürücü koltuğunda oturan kadın dikkatini çeker.
Kadın ellerini başının arkasına kavuşturmuş, gözleri kapalı, kıpırdamadan durmaktadır. Linda, arabanın camına vurur: “İyi misiniz?”
Kadın cevap verir: “Başımdan vuruldum. Beynim dışarı akmasın diye tutuyorum.”
Bu cevap üzerine telaşlanan Linda, süpermarket yetkililerinden yardım ister. Ambulans çağrılır. Sonunda olay anlaşılır.
Kadının marketten satın aldığı mayalı ekmek hamurunun poşeti, otomobilin içindeki sıcak havanın etkisiyle, tabanca sesine benzer bir sesle patlamış; hamur parçaları büyük bir hızla çevreye saçılmıştır.
Duydugu sesi tabanca sesi, başının arkasına yapışan hamuru kurşun deliğinden dışarı sızan beyni sanan kadın, Linda’nın gelişiyle sanal kâbustan kurtulur.
Kızarmış hayalet
Bu öykü Yeni Zelanda’dan Kay Martin’e ait: Akşam yemeğine arkadaşlarını çağıran Kay, yemekten önce küçük bir aperatif hazırlarken bir tavuğun acı acı bağırdığını duyar.
Sesin nereden geldigini merak eden Kay bahçeye çıkar. Bahçede bir şey göremez. Ancak ses daha yakınlardan, hatta mutfaktan gelmektedir.
Giderek yükselen sesin kaynağını keşfettiği zaman tüyleri diken diken olur. Kızarması için fırına yerleştirdiği tavuktan çığlık çığlığa sesler gelmektedir. “O anda elim ayağım boşandı. Tavuğu canlı canlı pişiriyorum sandım. Korkudan az daha ölüyordum” diyor Kay.
Tavuğun çığlıkları Kay’inkiler ile birleşince konuklar mutfağa üşüşür ve çığlıkların nedeni ortaya çıkar. Yeni Zelanda’da tavuk çiftliklerinde hayvanlar, bizde olduğu gibi boynu kesilerek öldürülmez. Kay’in akşam yemeği için hazırladığı tavuğun ses telleri kesilmediği için tavuğun karnında biriken buhar, hayvanın boğazından geçerken büyük bir basınçla ses tellerini harekete geçirmiştir.
Para çekmenin de usulü var
Okurlardan Toygar Çelik bir mesaj göndermiş. Bakın şöyle diyor; “İyi günler Can Bey; size erkeklerin ve kadınların nasıl para çektiğini anlatan bir yazı yazdım umarım beğenir ve yayınlarsınız.”
Bakalım sizler de beğenecek misiniz?
ERKEKLER BANKADAN PARA ÇEKMEK İÇİN;
1- Öğleyin uyanır, üzerini giyinir,
2- Sigarasını yakar evden çıkar,
3- Arabaya biner bankamatiğe gelir,
4- Kartı takar şifreyi girer,
5- Para çekme tuşunu tuşlar (bu tuşun nerede olduğunu ezbere bilir.)
6- Parayı alır ve döner...
KADINLAR BANKADAN PARA ÇEKMEK İÇİN;
1- Sabah erkenden uyanır, yüzünü yıkar,
2- Kahvaltısını yaptıktan sonra,
3- Yatak odasına geçer, giyinmek için...
4- Siyah elbiseyi giyer beğenmez,
5- Beyaz elbiseyi giyer beğenmez,
6- Blu-jean giyer daha sonra...
7- Aynanın karşısına geçer,
8- Eye-liner sürer,
9- Fondoten sürer,
10- Ruj sürer,
11- Saçını tarar,
12- Evden çıkar,
13- Arabaya biner, kontağı çevirir,
14- Vitesi bire almadan arabayı kaldırmaya çalışır araba stop eder,
15- Vitesi zar zor bire alır araba hareket eder,
16- Bankamatiğe akşamüstü gelinmiştir.
17- Araba 20 dakikada zor park edilir ve bankamatiğe geçilir.
18- Kartı bankamatiğe takar,
19- Şifreyi en az bir kez yanlış girer,
20- Şifrenin doğrusunu bulduğunda ana menüde yazan bütün şeyleri okur,
21- Para çekme tuşunu en sonunda bulur ve çeker.
Erkekler sevinmesin, kadınlar gönül koymasın. Pazar şakası bu. (CA)
Çocukluğumuzda bunların hangilerini yapmadık?
Yine sizlerden bir derleme. Bugünün çocukları gerçekten çocukluklarını yaşıyor mu? Yoksa önemli bir bölümü yarış atı gibi iyi okullarda okusun diye zorlanıyor, bir bölümü bilgisayar ekrarında abuk sabuk oyunlar oynuyor, bir bölümü de amaçsız biçimde sokağa mı salınıyor.
Kendi çocukluğumu hatırladığımda çocuk olarak yaptığımız pek çok şey vardı. İşte aşağıda yaşı 40-50 olanların daha iyi hatırlayacağı bazı “çocukluklar” var. Gerçekten bunları yapmayana çocuk denebilir mi?
- Bakkaldan eve gelene kadar ekmeğin bütün kıtır yerlerini koparıp yemek.
- Ağzını tıka basa leblebi tozuyla doldurup karşındakinin yüzüne yaklaşarak “papaz” demek.
- Demir parmaklığı olan evlerin önünden gecerken eldeki çubukla parmaklıktan tırrrrrrrrrrrrrrrrrkkk sesleri cıkarıp ev sahiplerini rahatsız etmek.
- Perdeden perdeye uçarak tarzancılık oynamak ve kopan korniş yüzünden anneden hafif yollu sopa yemek.
- Bozuk para, düğme, inci gibi şeyleri yutmak ve anne gözetiminde onları lazımlığa şa’apana kadar evden dışarı çıkmamak.
- Karlı havalarda sınıfa gizlice kartopu sokup ön sırada oturanların önlüğünden içeri kaydırmak
- Evin içine çadır kurup kızılderilicilik oynamak.
- Apartmanların kapı zillerini çalıp kaçmak.
- Pizzacıları, kebapçıları arayıp komşunun adına siparişte bulunmak.
- Dişleriyle gazoz açmak, kolayı çalkalayıp ona buna püskürtmek.
- Tuvalete gitmeye üşenip odada bulunan en yakın saksıya çiş yapmak.
- Kafayı balkon demirleri arasına, parmakları şişeye veya musluğa sıkıstırmak.
- Balkona gizlenip gelene geçene su tabancasıyla su püskürtmek.
- Komşu bahçeden erik çalmak.
- Yakan top oynamak.
Radikal İslamcı
Adamın biri New York, Central Park’ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğinin küçük bir kıza saldırdığını görür.
Koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde kaldığı halde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır. Son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine koşar ve adamın yanına gelir.
Sarılıp teşekkür etikten sonra “Sen” der “bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni yazacaklar. Ve göreceksin başlık da şöyle olacak; Cesur New York’lu küçük kızın hayatını kurtardı.”
Adam “Ama ben New York’lu değilim!” der. Polis “Fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; Cesur Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı” cevabını verir.
“Ama ben Amerikalı da değilim” der adam artık şaşırarak. Polis “Ya, o halde nerelisin?” diye sorunca adam cevap verir; “Ben Iraklıyım!”
Polis adama başka bir şey söylemez. Ama adam ertesi gün gazeteleri aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır;
“Radikal İslamcı, masum Amerikan köpeğini öldürdü.”

