Mustafa Sarıgül’ü siyasete atıldığı ilk yıllardan beri tanıyorum. Önce belediye başkanlığı sonra milletvekilliği yapan Sarıgül, milletvekilliği bitikten sonra hiçbir komplekse kapılmadan tekrar ilçe belediye başkanlığı ile siyasete devam etti.
Üç kez aralıksız büyük çoğunlukla seçildi. Sarıgül Şişli’ye çok önemli hizmetler yaparken gözünü siyasette daha büyük hedeflere dikti. CHP Genel Başkanlığı’na soyundu. Bana göre kurultayda sadece Baykal’ı hedef alarak ortaya program koyamaması, kendine göreyse söz verenlerin cayması sonucu yarışı kaybetti.
Ancak Sarıgül kurultayda yaptığı hatayı söylemese de kendi zihninde kabul etmiş olmalı ki yoğun biçimde siyasi ve ekonomik programlar üzerinde çalışmaya başladı. CHP’deki mücadelesini ihraç edilerek geri dönerek sonra tekrar ihraç edilerek sürdürürken, sessiz ve derinden Türkiye’nin her yerinde örgütlenmeye başladı. Sarıgül’le bir yılı biraz aşkın süre önce Erzurum üzerinden Bingöl’e gitmiştim. Türkiye’nin öbür ucunda İstanbul’daki bir ilçe belediye başkanının öylesine ilgi görmesi şaşırtmıştı.
Mustafa Sarıgül artık ucu ve sonucu belli olmayan siyasi çalışmasının son aşamasına gelmiş görünüyor. Türkiye Değişim Hareketi çok kısa bir süre sonra parti haline gelecek.
Her ne kadar “bugün seçim olsa” anketlerinde Sarıgül’ün adı gözükmüyor olsa da Türkiye’nin her yerinde Sarıgül adı biliniyor, ilgiyle izleniyor. Siyasete meraklı pek çok kişi “Sarıgül ne yapar?” diye soruyor. Şu anda bilemediğimi, ama gözlediğim kadarıyla bu hareketin büyüme potansiyelinin çok güçlü olduğunu söylüyorum. Önümüzdeki dönem Mustafa Sarıgül hareketi siyasetteki alternatiflerin büyüklerinden biri olursa bu şaşırtıcı olmayacaktır.
680 bin gönüllü 50 bin aktif genç
Mustafa Sarıgül’le Clinton’un konferansı bittiğinde karşılaşmıştık. “Nasıl gidiyor?” diye sorduğumda “Bunun cevabını ben vermeyeyim, 15 gün sonra Batman’a gidiyorum, lütfen gel ve kendin gör” dedi.
15 gün göz açıp kapayana kadar geçti. Cumartesi günü sabah 10.00’da Batman’a uçtuk. Uçağımızda Bülent Tanla, Yüksel Yalova, Özlem Gürses gibi kurucu isimlerin yanı sıra birkaç gazeteciydik.
Hayli sohbet oldu tabii. Not aldığım bazılarını paylaşmak istiyorum.
- Sarıgül mutlaka başbakan olacağını söylüyor. Adnan Polat’ın “20.45 Ali Sami Yen” sloganı gibi, “Bu iktidar gider Sarıgül başbakan olur” diyor.
- Henüz partileşmeyen Türkiye Değişim Hareketi’nin 680 bin gönüllü üyesi varmış.
- 7500 gönüllü genç Türkiye’nin her yerinde “Çare Sarıgül” sloganını her yere yazıyor.
- Bu gönüllülerin sayısı 50 bine çıkacakmış. Dağda taşta “Sarıgül” yazmayan yer kalmayacakmış.
- TDH partileşince Genel Başkan delegeler tarafından değil parti üyelerinin tamamının katılımıyla seçilecekmiş.
- Genel Başkan üst üste ancak iki seçim dönemi yerinde kalacakmış.
- Seçimde oylar düşerse genel başkan kendiliğinden istifa edecekmiş.
- Cumhurbaşkanı 6 yıl için, bir kereliğine seçilecek ve süre bittikten sonra hiçbir şekilde siyasete devam etmeyecekmiş.
- Parti felsefesi Erdal İnönü’nün demokrasi anlayışı ve nezaketi, Turgut Özal’ın pratik çözümler bulmasının bir sentezi üzerine oturtulacakmış.
- Partide başkan az konuşacak, konularla ilgili en uzman isimler parti adına sözcülük yapacaklarmış.
- Parti kurulduktan sonra gölge bakanlar da açıklanacak ve bu bakanlar gerçek bakanları sürekli izleyecekmiş.
- Sarıgül henüz kurulmamış partisinin ikinci parti olduğuna inanıyor.
- Yandan çalışma gönülden çalış sloganı çok tutmuş.
Tunceli Dersim mi?
Cuhurbaşkanı’nı Tunceli’de “Dersim’e hoşgeldiniz!” diye karşıladılar. Yani denmek isteniyor ki “Buranın adı Dersim’di, değiştirildi Tunceli yapıldı, eski adımızı istiyoruz.”
Değiştirilen bazı isimlerin eskilerinin yerine konmasına kimsenin bir şey dediği yok. Zaten halk yaşadığı yerin adını nasıl biliyorsa öyle olmasında da yarar var. Ancak kafama takıldı, Tunceli’nin eski adı Dersim miydi? Ben Kalan diye biliyorum. Dersim ise özellikle bir yerin değil bölgenin adı. Dersim Elazığ’dan başlayan, Tunceli’yi, Hozat’ı, Pülümür’ü içine alan bir bölge. Yanılıyorsam doğru düzgün bilgi gelmesi halinde düzeltirim.
Sabah Habertürk
Gece Kanaltürk
Bazı günler bereketli(!) oluyor. Bu sabah saat 11.00’de Habertürk’te Ahu Özyurt’la son gelişmeleri konuşacağız. Onur Öymen olayından sanıyorum dinlemelere kadar pek çok konu var.
Gece 23.30’da ise Kanaltürk’te Tarık Toros’un hazırlayıp sunduğu “Merkez siyaset” programına katılıyorum. Tarık Toros da konunun son gelişmeler olduğunu belirtti.
Merak edenlere duyurmak istedim.

