Sarıgül’e uyarılar, eleştiriler, öneriler

Haberin Devamı

Türkiye Değişim Hareketi Lideri Mustafa Sarıgül’e yönelttiğim okurlardan gelen sorulara cevapları herkes okudu. Şimdi bana gelen mesajların pek çoğunda okurun merakı şu: “Siz ne düşünüyorsunuz, bu cevaplarla ilgili bir şey yazacak mısınız?”

Elbette yazarım. Ancak hemen şunu belirtmeliyim: Bir gazeteci olarak Sarıgül’e siyasi hareketinin hemen başında merak edilen soruları yönelttim. Sarıgül ve siyasetinin tarafı, hasmı, rakibi veya muhalifi değilim.

Sonuçta benim de bir oyum var. Bu nedenle benim cevaplarla ilgili görüşlerimden önemli olan kamuoyunun bu konuda tatmin olması ya da olmamasıdır.

O yüzden cevaplarla ilgili görüşlerimi soru ve cevapların yayınlanmasında göstermeye çalıştığım nezaket çerçevesi içinde belirtmek istiyorum.

PARASAL KAYNAKLAR: Mustafa Sarıgül TDH’nin masraflarıyla ilgili sorulara “Biz imece usulü çalışıyoruz, gönüllülerimiz pek çok konuda aralarında topladıkları parayı harcıyorlar” diye yanıt verdi. Cevaplardan sonra gördüğüm yorumlara göre bu açıklama büyük çoğunluğu tatmin etmemiş. Belki bunda bugüne kadar kimsenin bunu başaramamış olmasının etkisi olabilir. Ancak Sarıgül bu yorumlardan hareket ederek imece usulü ile olsa bile yapılan her harcamayı mutlaka muhasebelendirmek zorunda hissetmeli kendisini. Yarın resmi bir kanaldan “Nereden buldun bu kaynağı” diye sorulduğunda “imece” cevabı kabul edilmez.

LAİKLİK: Sarıgül’ün cevaplarında çok dikkat çekici bir cümle vardı: “Biz inançlara saygılı laikliği benimsiyoruz.” Laiklik zaten inançlara saygılı olmak ve hiçbir inanç kuralını devlet yönetiminde kullanmamaktır. Sarıgül bu cevabıyla sanki laiklerin inançlara saygısız olduğu izlenimi yaratır ki, temel bir konuda hata yapmamak gerek.

FETHULLAH GÜLEN: Sarıgül’ün cevaplamadığı tek soru bu konu ile ilgili. TDH lideri “Ben Fethullah Gülen’e söz söyletmem” şeklinde bir söz söyleyip söylemediğini cevaplamayı herhalde unuttu.

SOROS KONUSU: Sarıgül’ün Soros’la ilgili cevabına şaşırdım. Çünkü Sarıgül “İlk kez siz sorunca adını duydum” diyor. Bu en azından entelektüel birikim adına hoş kaçmadı. Gürcistan, Ukrayna gibi ülkelerdeki turuncu devrim sırasında bile bu ismi duymamış olması garip. Her şeyin ötesinde Türkiye’deki Açık Toplum Enstitüsü, Soros desteği ile kuruldu ve yanlış bilmiyorsam Sarıgül de yönetim kurulunda.

AKP ELEŞTİRİSİ: Sarıgül haklı olarak işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk konularını sürekli gündeme getirdiğini, iktidara talip olduğunu söylediğini belirterek “Bunlar AKP eleştirisi değil mi?” diyor. Doğrudur, ama sıra CHP’ye gelince uzun uzun konuşmasını hatırlayanlar belli ki bu cevabı tatmin edici bulmamışlar.

PARTİNİN KURULMASI: Şimdi merakla beklenen TDH’nin bir siyasi partiye dönüşmesi. Bu partiyi gösterecek olan da programıdır. Ancak parti kurulması sürekli erteleniyor. Bence bu kadar konuşulduktan sonra partinin ne zaman kurulacağı da açıklanmalıdır.

SİYASİ DURUŞ: Sarıgül, CHP oylarını bölme konusundaki eleştirileri mutlaka çok ciddi biçimde incelemeli ve üzerinde düşünmelidir. Eğer baraj sorunu yaşarsa bu konudaki suçlamalardan asla kurtulamaz. Kısacası hesabını iyi yapmak zorundadır.

FEDAKÂRLIK: Her siyasi hareket gibi Sarıgül de elbette çok iddialı. Ancak bu iddia, seçim dönemi yaklaştığında bir inatlaşmaya dönüşmeden, eğer gerekiyorsa bazı ittifak kapılarını açık bırakmalıdır. Türkiye’nin yararına olacak bir harekette kimse “yenilmişlik” veya “başarısızlık” duygusuna kapılmamalıdır.


***



Sevgi sevgidir, karşılığı olmaz

Önceki gün sevgili dostumuz Cemal Özgörkey’in babası Nevzat Özgörkey’in cenazesindeydik. Ne acıdır ki bir cenazedeyken, bir başka sevgili dostumuz Eser Tümen’in, zamansız, anlamsız ve çok üzücü ölüm haberini aldık.

Nevzat Özgörkey, İzmir’in yetiştirdiği Türkiye’nin en önemli girişimcilerinden biri. Coca Cola’nın Ege’deki ilk fabrikasını kuran, yurt dışında da fabrikalar kurup yöneten Nevzat Özgörkey, 1986’da yakalandığı hastalıktan sonra işlerini oğulları Cemal ve Armağan Özgörkey’e devretmişti.

Nevzat Bey yaklaşık 10 yıldır, adeta bitkisel hayat yaşıyordu. Ama başta sevgili eşi Lale Hanım olmak üzere, çocukları Cemal, Armağan ve Özlem, Nevzat Bey’i tam bir sevgi çemberine almışlardı.

10 yıl boyunca başucundan ayrılmadan, her gün saatlerce yanında oturup onunla konuşarak Nevzat Bey’i yaşattılar.

Nevzat Özgörkey bu sevgi çemberinin içinde, kendisine anlatılanları duyuyor muydu? Bence duyuyordu. Ve onu konuşamasa da yaşatan bu sevgiydi.

Hiçbir karşılık veremiyordu. Bir şey söyleyemiyordu. Mutlaka biliyordu.

Nevzat Özgörkey inanıyorum ki huzur ve güven içinde çıktı sonsuz yolculuğuna.

DİĞER YENİ YAZILAR