Şaraptaki ay yıldıza 5 bin lira ceza

Haberin Devamı

Saros Körfezi’ndeki Ece Koyu’ndayız. Şimdi Şekerbank Yönetim Kurulu Üyesi olan çok eski dostum Erdal Batmaz, Saros’u gezdiğimizi öğrenince bizi buraya davet etmişti. Ece Koyu, Gelibolu Yarımadası’nın Saros Körfezi tarafında genişçe bir koy. Hayli korunmalı. Gerçek anlamda balıkçı barınağını ilk kez burada gördüm.

“Hiç mi balıkçı barınağı görmemiştin” diyeceksiniz. Gerçekten de böylesini görmemiştim. Bu balıkçı barınakları şöyle: Tepede bir köy var. Bu köyde balıkçılık yapanlara sahilde bir evlik yer veriliyor. Ne suyu ne de elektriği var. Üstelik aktarma istasyonlarına da uzak olduğu için cep telefonları da çekmiyor. İşte Erdal Batmaz’ın böyle bir yerdeki tanıdığı sayesinde balıkçı barınaklarından birinden yararlandık.

Balıkçılardan çevre sorunları hakkında bilgiler almaya çalıştım. Balık neslinin azalmasından onlar da çok üzüntülü, doğal olarak suçu trolcülerde ve onlara karşı neredeyse hiçbir şey yapmayan yetkililerde buluyorlar.

Deniztemiz Derneği ile Saros’a gelen Cüneyt Ülsever, Yalçın Bayer ve Cumhuriyet Gazetesi’nden dünya şirini iki genç stajyerle birlikte inanılmaz birkaç saat geçirdik.

Bu arada Erdal Batmaz mimar Reşit Soley ile Dardanel’in sahibi Niyazi Önen’i de davet etmiş. Niyazi Önen’i yıllar önce gittiğimiz bir Ağrı gezisinden tanıyordum. O zamandan beri görmemiştim. Reşit Soley’in ise ismini biliyordum ama hiç tanışmamıştık.

Meğer Reşit Soley mimarlıkla ilgili çalışmalarını tamamen bırakmış kendini Bozcaada’da şarapçılığa adamış. Tekel’in fabrikasını özelleştirmeden satın almış. Şimdi Corvus adını verdiği şarapları üretiyormuş.

Reşit Soley’den şarapçılıkla ilgili pek çok bilgi aldım. Soley, şarapçılığın bir kültür olduğunu, birkaç nesil gerektirdiğini söyledikten sonra “Benimki amatör olarak başladı. Ama çok sevdim, şimdi bir yandan öğrenmeye diğer yandan da iyi bağcılık yapmaya çalışıyorum. Ayrıca hayatın sadece tıkınmaktan ibaret olmadığını da göstermek istiyorum” dedi.

İşini çok ciddiye aldığı ise Bozcaada’daki bağının dünyanın en iyi 10 bağından biri seçilmiş olmasından belli. Bu arada Soley’den başına gelen çok ilginç bir olayı öğrendim.

Soley, Corvus şarapları çok iddialı. Bu nedenle Corvus’un fiyatı da hayli yüksek. Yani Türk şarabı olarak alışmadığımız fiyatlardan satılıyor. Şişenin etiketinde küçük bir ay yıldız var. Hemen yanında “Gururla Türk” yazıyor.

İşte bu ay yıldız, Bayrak Kanunu’na aykırı bulunmuş. Soley’e 5 bin lira ceza kesilmiş. O da ay yılızdaki yıldızı çıkarmış. Şimdi yine “Gururla Türk” yazıyor ama sadece küçük bir ay var yanında. Bayrak Kanunumuzun uygulamasında bazı hatalar olduğu hissi uyandı bende.

Konuyla ilgili son bir not daha: Şarap ve tabii ki diğer alkollü içkiler üzerinde anormal vergi var. Miktarını yeni öğrendim. Örneğin 30 liraya satılan alkollü içkinin neredeyse 18 lirası vergiye gidiyormuş. Bunun da makule çekilmesi gerek.


*****



Ne çok asker şehit oluyor


Yok AKP’nin kapatma davasıydı yok Ergenekon’du derken yaşanan bir başka gerçeğin üzerine fazla eğilemedik.

Son günlerde dikkat ettiniz mi ne kadar çok şehit vermeye başladık. Hemen her gün Güneydoğu’dan bir şehit haberi geliyor. Gazete sayfaları ve TV ekranları acılı insanların feryatlarıyla dolu.

Peki nasıl oluyor bu? Lütfen artık klişeleşmiş “Terörün son çırpınışları, bittikleri için can havli ile saldırıyorlar” savunmasına geçilmesin.

Bir ordu kendi toprakları içinde bu kadar büyük kayıp veremez. Veriyorsa bunun hesabını da vermek zorundadır.

Gencecik çocuklarımız bu kadar kolay ölürken cenazelerde boy göstermek, güya üzülüyormuş gibi yapmak kimseyi tatmin etmez. Ayrıca gece yarıları tıpkı Amerikan ordusunun yaptığı gibi medyaya dağıtılan uçaklardan atılan bomba görüntüleri bu halkı pek tatmin etmiyor.


*****



‘Aman Allahım bu bizim patron’


Göcek koyları bu hafta sonunu çok hareketli geçiriyor. Zaten tekne sahiplerinin çoğu her hafta sonu Göcek’te. Ama bu hafta Belma Simavi’nin geleneksel ağustos daveti var. Bu nedenle Göcek olduğundan da kalabalık.

Tabii İstanbul’un pek çok ünlü ismi Göcek’e akın edince magazin servislerinin de işi yoğunlaşıyor. Çünkü bu sayede aynı anda pek çok ünlüyü fotoğraflama şansı var.

Çok satan magazin dergilerinden birinin muhabirlerinden biri tuttuğu tekne ile koyları geziyor ve teknelerde güneşlenen denize giren ünlülerin fotoğraflarını çekiyor.

Muhabire bir istihbarat geliyor. “Falanca ünlü, şu koyda bir teknede” diye. Bu ünlü, çok ünlü de medyada pek fotoğrafı çıkmıyor. Muhabir bu nedenle bu ünlünün fotoğrafını çekmek için plan yapıyor çünkü müthiş bir atlatma haber yapacak.

Ünlünün bulunduğu koyu ve tekneyi öğrendikten sonra pusuya yatıyor ve saatlerce güneş altındaki teknede bekleyerek en iyi pozu yakalamaya çalışıyor. Sonunda beklediği an geliyor. Ünlü kişi yanındaki misafiriyle teknede beliriyor.

Muhabir deklanşöre hızla basmaya başlıyor, çekiyor da çekiyor. Ve hemen hızla oradan uzaklaşıyor.

Oteline döndüğünde büyük iş başarmış olmanın keyfiyle dijital makinesindeki fotoğrafları incelemeye başlıyor. Çektiği ünlünün fotoğraflarını biraz büyütünce daha önce hiç dikkat etmediği diğer kişiye bakıyor ve hayret içinde bağırıyor: “Aman Allah’ım bu bizim patron değil mi?” Onca emek boşa gidiyor tabii.



*****


Cağ kebap nedir?


Bugünkü köşe biraz seyahatnameye döndü, ama ne yapayım üst üste birkaç yere gidince böyle oluyor.

Mustafa Sarıgül’le Erzurum’a oradan da Bingöl’ün Karlıova İlçesi’nin Dörtyol Köyü’ne gitmiştik.

Dönüşte Erzurum’a vardığımızda “Buraya kadar gelip de bir cağ kebabı yemeden gidilir mi?” diye sordum. Aslına bakarsanız cağ kebapın ne olduğunu da bilmiyorum. Bildiğim tek şey bizim bildiğimiz dönerin yatay biçimde olanı.

Dediler ki “Tabii gideriz.” Yanımızdaki Erzurumlular hemen telefonlar ettiler ve “Kemal Koç’a gideceğimizi” söylediler. Gittik.

Kemal Koç’un dükkânını görünce çok şaşırdım. Çünkü üzerinde “Cağ kebabını bulan adam” yazıyor. Meğer Tortum usulü denilen cağ kebabını 1998 yılında ilk yapan Kemal Koç’muş. Ondan sonra bu usul bütün Erzurum ve çevresine yayılmış, oradan da büyük kentlere.

Kemal Koç sadece kebapçı değil, filozof gibi bir adam. Dükkânın her tarafında kendi yazdığı “özlü sözler” var. Hani bu sayfada tarihten ünlü kişilere ait sözler var ya, işte onlar gibi. Bana bir kitapçığını verdi, içinde bütün sözler var. Bir ara birkaç örneği sizlere de yazmak istiyorum.

Bu kadar yazdım ama hâlâ cağ kebap nedir sorusuna cevap yok. Çünkü cağ kebabın ne olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Meğer cağ, etlerin geçirildiği şişin adıymış. Ama bu şiş bildiğimiz gibi değil, bir tür kulpu var. Yatay olarak ateşin üzerinde pişirilen etler hızla kesiliyor ve aynı hızla bu kulplu şişlere geçiriliyor. Sonra bunlar ateş üzerinde biraz tutulup sıcak sıcak masalara dağıtılıyor. Yemesi öyle keyifli ki anlatamam. Tabi bir de yine yeni bir şey öğrenmenin keyfi...


*****






Bir toplumda suç varsa orada adalet yoktur. Eflatun

DİĞER YENİ YAZILAR