‘Sandık sonuçları açıklanacak’

Haberin Devamı

Seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulu’na aktarılması sırasında bilgisayarla hile yapılmış olabileceği yolundaki kuşkuları yazmam üzerine dün Başkan Muammer Aydın telefonla aradı.

Muammer Aydın “Bizle ilgili çok sert eleştiriler yapıyorsunuz” diye söze girince “Ben kurumla ilgili yazmadım, sadece ortaya atılan kuşkuları dile getirerek buna en iyi cevabı Yüksek Seçim Kurulu’nun vereceğini belirttim” dedim.

YSK Başkanı seçim bölgelerine ve sandıklara göre sonuçların açıklanmasının geciktiğini kabul ederek “Ancak çok kısa süre sonra, yine bizim denetimimizde bir referandum yapılacak. Bu referandum için seçmen kütüklerinin yeniden değerlendirilmesi, askıya çıkarılması çok zaman alıyor. Bu nedenle internet üzerinden 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını hemen veremedik” dedi.

Muammer Aydın Cuma günü (yarın) bir basın toplantısı düzenleyerek çalışmalar ve seçim sonuçları hakkında ayrıntılı bilgiler vereceğini de söyledi.

Daha sonra Muammer Bey’le seçim sonuçlarının bilgisayar ortamından aktarılmasının bazı programlar tarafından bozulabileceği yolundaki görüşleri aktardım.

YSK Başkanı bu seçimlerde böyle bir hile yapılmış olmasının mümkün olmadığını öne sürerek “Ayrıca büyük partilerin sandık başlarında görevlileri vardı. Onlar sandıklardan not aldılar. Yani bu partiler sonuçların gerçek olduğunu biliyor” dedi.

Bunun üzerine Muammer Bey’e “Peki sandık kurullarında elle yazılan tutanaklarla bilgisayar ortamındaki rakamları karşılaştırıp bir doğrulama yaptınız mı?” diye sordum. Aydın bu soruya net bir cevap vermedi. Konuyu yine referandum hazırlıklarına getirerek “İki seçim üst üste geldiği için zaman sıkışıklığımız oldu” dedi.

Muammer Aydın daha sonra da “Seçim tarihimizde bir ilki gerçekleştirerek tek tek tüm sandıkların sonuçlarını internet ortamında halkın hizmetine sunacağız” diye konuştu.

YSK Başkanı “bu sonuçlar da açıklandığında artık kimsenin aklında bir şüphe kalmayacak” iddiasında bulundu.

Bu arada Başkan Aydın biraz da sitemkar biçimde “Keşke bunları yazmadan lütfedip bize danışsaydınız” deyince, ben de şu karşılığı verdim: “Sayın Başkanım, burada size sorulması gereken bir şey yoktu bana göre. Çünkü sizin sisteminiz iyi çalıştı. Sadece bilgisayar ortamında bir müdahale olmuş olacağı yolunda iddialar vardı. Ben size sormadım ama talepte bulunarak (doğrulatma işlemini açıklayın, bu seçim efsanesi de bitsin) diye düşündüm.”

*****

Maliki gerçek güveni vermedi

Ankara önceki günü Irak Başbakanı El Maliki telaşı içinde geçirdi. PKK terörü konusunda kesin tavır beklediğimiz Maliki’nin medyaya yansıyan açıklamaları açıkçası beni pek tatmin etmedi.

Her ne kadar bazı gazetelerde ve televizyonlarda “Maliki PKK’yı terör örgütü olarak tanıdıklarını açıkladı” türünde başlıklar olsa da satır aralarına girdiğinizde bunun gerçeği pek yansıtmadığını hemen anlıyorsunuz.

Öncelikle Maliki ile Başbakan Erdoğan’ın görüşmelerinin çok uzun sürmesi ve basın toplantısının açıklanandan çok daha geç yapılması bir sorun olduğunu gösteriyordu.

Nitekim Maliki açıklamasında direkt PKK’nın terör örgütü olmasından söz etmek yerine “İki ülke bir terör örgütü olan PKK dahil tüm teröre karşı işbirliği yapacaktır” ifadesi ile aslında topu biraz taca atmış oldu.

Elbette Türkiye olarak tüm terör örgütlerine karşı işbirliği yapacağız da, şu anda bizi ilgilendiren terör örgütü PKK’dır.

Irak Amerikan işgaliyle birlikte terör örgütlerinin de yuvası haline geldi. Maliki ve hükümeti kendi iç sorunlarıyla ve iç terörüyle uğraşıyor. Ayrıca Irak’taki terör tamamen Amerikan işgali nedeniyle doğmuş ve büyümüş durumda.

PKK ise hemen sınırımızda ve çok uzun yıllardır başımıza musallat.

Böyle bir durumda Türkiye’nin öncelikle PKK terörü ile uğraşmak yerine “tüm terör örgütleri” gibi geniş ve tanımı zor bir kavramla karşı karşıya bırakılamaz.

Türkiye PKK terörü ile de diğer terör örgütleriyle mücadelesini elbette bir zaafiyete uğratmayacaktır.

Ancak görünen odur ki, şu aşamada Irak’ın bu konuda bizimle işbirliği yapmasını ve hele PKK terörünü bitirmek için somut adım atmasını beklemek hayalcilik olur.

Açıkçası Türkiye bu işi kendi başına halletmek durumundadır.

*****

Koru’ya teessüf

Fehmi Koru dün yine adımı geçirerek bir yazı yazmış. Ama benim yazımı iyi okumadığı için konuya yanlış yerden girmiş. Diyor ki “Bu seçimde sandıkta hile olmadı, çünkü hükümet bunun tedbirini önceden aldı.” Doğru, zaten ben de söyledim, sandıkta hile yapılmadı, sonuçlar da doğru olarak yazıldı ama kuşkulara göre online sistemle bilgiler geçirilirken başka bir program tarafından bozularak istenilen sonuç elde edildi. İddia bu. Ayrıca hemen yan sütunda YSK Başkanı’nın konuyla ilgili açıklaması da var.

Bu arada Koru ısrarla beni seçimden sonra U dönüşü yapmakla suçluyor. Ben U dönüşü yapmadım, yine bildiğimi ve inandığımı yazıyorum. Bu bir. 28 Şubat dönemindeki mücadelemin ne kadar samimi olduğunu herkes biliyor. Bu iki.

Ayrıca anlamadığım biçimde ısrarla “Bak bu adam hala yazıyor, ayrıca bir de televizyon yöneticisi olmuş, haberiniz olsun” türünden ifadelerle beni hedef göstermeye çalışıyor. Bu davranış en azından meslek ahlakıyla hiç bağdaşmıyor bana göre. Bu üç.

*****

Yağmur duası gerçeği

Geçen hafta büyük kentleri perişan eden susuzluk konusundaki bir yazımda “yağmur duasından” söz ederek “Gerekli önlemler alınmadığı için yağmur duası absürdlüğüne başvuruyoruz” demiştim.

Bu cümledeki “absürd” kelimesi rahatsızlık yaratmış. Bana ulaşan bazı okurlar “Duaya absürd demenizi yadırgadık, saygılı olmalısınız” dediler.

Hemen söyleyeyim, eğer bu kelimeyi saygısızlık olarak algılayan varsa hemen özür dilerim. İnanç konusundaki hassasiyetleri elbette bilen biriyim, kimseyi bilerek bilmeyerek incitmek istemem.

Ancak, bakın burada çok dikkat çekici bir noktayı da vurgulamak istiyorum. Kuraklık nedeniyle ülkemizin birçok yerinde insanlar yağmur duasına çıkıyor. Bu bir inançtır, itikattır eleştirilmemelidir. Ama şunu da görmemiz gerek; ortada bilimsel gerçek diye de bir şey var.

İnsanlar büyük umutlarla yağmur duasına çıkıyor. Oysa aynı anda meteoroloji önümüzdeki 10 gün yağmur beklenmediği gibi aşırı sıcakların geri geleceğini açıklıyor.

Bu durumda yağmur yağması ancak mucize ile gerçekleşir. Demek ki yağmur duasına çıkan binlerce kişi aslında hayal kırıklığına uğrayacak. Bu da insanların inançlarında sarsıntıya neden bile olabilir.

Diyanet İşleri Başkanı yağmur duası yapmak isteyen vatandaşlara izin verildiğini bildiriyor. Gerçi Başkan bilimsel verilerin de esas alınmasının gerektiğini de ekliyor ama, sonuçta birlerce insan bundan medet umuyor.

Dua ruhumuzu rahatlatmak, umudumuzu artırmak için çok gerekli ve geçerli bir davranış. Ama sonucunu zaten bildiğimiz konularda yanlışa düşmek ruhumuzu da zedeler.

DİĞER YENİ YAZILAR