Sahte bala yargı izin vermiş

Haberin Devamı

Marmaris ormanlarına giderek soframıza bal üreten arıcıların yaşadığı sıkıntıları görüp yazmıştım bir süre önce. Ürettikleri balları satamadıklarını, fiyatların çok düştüğünü anlatan arıcıların perişan hallerini de size aktarmıştım.

Bal fiyatının çok düşük olduğundan yakınan arıcılar piyasadaki “sahte” ballara karşı mücadele edilmediğini, büyük alıcıların da fiyat politikası ile kendilerini zora soktuklarını ileri sürmüşlerdi.

Bunları yazdıktan sonra arıcılık çevrelerinden hayli tepki aldım. En başta sıkıntı içindeki bu sektöre dönüp bakmamdan dolayı çok mutlu olmuşlardı.

Ayrıca aldırmak istemediğim üzücü bir gelişme de olmuştu. Meğer arıcılar arasında da her yerde olduğu gibi bazı ayrışımlar varmış. Bazıları “Eyvah Can Ataklı’yı yanlarına almışlar, şimdi üzerimize gelecekler” demiş. Böyle ayıp bir düşünce olabilir mi?

Bu arada büyük üreticiler de aradılar. Piyasanın en büyüğü Balparmak’ın sahibiyle uzun uzun konuştum, tesislerini gezdim, onları da yazarım.

Gelelim bugünkü konumuza. “Sahte Bal” nedir? İlk yazımda biraz anlatmıştım: Tarım Bakanlığı 1998 yılında meşrubat yapımında kullanılmak üzere “bal aromalı şurup” yapma izni vermiş.

İzni alanlar bunu içecek yapmakta kullanmak yerine rengi ve kıvamı ile oynayıp piyasaya bal diye sunmaya başlamışlar.

Gerçi ambalajın üzerinde “Bal aromalı şurup” yazıyor ama anlamak ne mümkün. Çünkü etiketin üzerinde kocaman bir petek ya da arı resmi, altında nal gibi “Bal” yazısı. Onun altında küçücük bir “aromalı şurup” ibaresi.

Fiyatı da çok ucuz olunca birçok tüketici bal diye bal aromalı şurup satın almışlar.

Şikâyetler üzerine harekete geçen Tarım Bakanlığı, sahtekârlık yapıldığını tespit etmiş ve 15.06.2007 tarihinde bu izinleri iptal etmiş. Böylelikle alınan bir iznin “hile yoluyla başka amaçla kullanılması” sona ermiş.

Ardından ne olmuş biliyor musunuz? Bal şurubunu bal gibi satan üreticiler Danıştay’a gitmişler. Danıştaş 10. Dairesi, bakanlığın sahtekârlığı önlemek için aldığı “Bal aromalı şurup imalini yasaklayan” kararını durdurmuş. Tabii bal gibi satılan bal aromaları yine ortaya çıkmış.

Tarım Bakanlığı şimdi bu izni yeniden düzenlemek için çalışıyormuş.

Bu bilgileri, Tarım Bakanlığı’ndan gönderilen resmi yazıdan aldım. Bakanlık yetkilileri bir yandan iznin koşullarını yeniden düzenlerken diğer yandan aynı sahtekârlığın önünü kesmek için de çareler arıyormuş.

*****


Derman Baba kayıpların peşinde

Derman Baba dediğim Diyarbakırlı Yılmaz Acu. İlk tanıdığımda da bu lakabı var mıydı hatırlamıyorum? Yılmaz Acu’ya Derman Baba lakabı takılmasının nedeni gerçekten derdine derman arayanların yardımına koşması, hiçbir karşılık almadan derman bulması.

Diyarbakır’da tek kişilik ordu gibi çalışan Yılmaz Acu’nun yoksulluk yüzünden hastanelere gidemeyen ya da gitse bile yol yordam bilmediği ve hatta meramını anlatamadığı için doğru dürüst tedavi göremeyen 30 binin üzerinde insanı hastanelere taşıdığı, çoğunun belki de hayatını kurtardığı biliniyor.

Yılmaz Acu şu sıralar İstanbul’da. Çünkü bu kez tüm dermanını 50 gün önce kaçırılan 8 yaşındaki bir kız çocuğunun bulunmasına ayırmış.

Diyarbakır’dan İstanbul’a vali yardımcısı olarak atanan, bu nedenle Diyarbakırlıların büyük üzüntüsüne neden olan Ahmet Aydın’ın yardımları ile bir motosiklet almış, üzerini kaçırılan Leyla Baykuş’un fotoğraflarıyla doldurmuş, her yerde “küçük kızı bir gören” arıyor.

Gazete gazete, televizyon televizyon dolaşan Yılmaz Acu, son bir hafta içinde 3-4 kez TV ekranlarına çıkıp küçük Leyla’nın bulunması için yardım istedi. Dün sabah aradı ve “İstanbul Büyükçekmece’de görüldüğü yolunda ihbar geldi. Leyla’ya dilencilik yaptırıyorlarmış. Çok umutluyum, inşallah bulacağız” müjdesini verdi.

*****


Yorumlara soruşturma sürüyor

Bir süre önce yazmıştım. Cumhurbaşkanlığı hukuk bürosu kurduğu bir ekiple internet sitelerini sürekli tarayarak haber ve köşe yazılarına okurlardan gelen yorumları inceliyor ve eğer Cumhurbaşkanı Gül ile ilgili aleyhte bir yorum bulursa hemen soruşturma açtırıyordu.

Bu bilgileri yazdığımda Cumhurbaşkanlığı açıkça yalanlama yapmamakla birlikte gazete yöneticilerini arayarak “Bu doğru değil, bu tür yayınların olması bizi üzüyor” demişti. Ancak internet haberlerine yorum yazanların izlenmesi ve beğenilmeyenler hakkında dava açılması işlemi sürüyor.

Yine pek çok okurdan mesajlar almaya başladım. Birkaç gün önce polis tarafından evinden alınarak Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na götürülen S. D. ifade verdikten sonra polislerle sohbette öğrendiği bir bilgiyi aktardı bana.

Okurum diyor ki, “Gayrettepe’de sırf bu iş için bir birim kurulmuş. Gül’ü eleştiren tüm mesajlar Çankaya’ya gönderiliyormuş. Bu nedenle haklarında soruşturma açılanların sayısı bini geçmiş.”

Yine tekrarlıyorum: Eleştiride hakarete hayır. Ama okurun her muhalif tepkisini soruşturma konusu yapmak, şeffaflaşma, demokratikleşme söylemleri ile anıldığında o kadar sırıtıyor ki.

*****


Bir teşekkür

75 yaşında bir okurum gönderdiği mesajda “Can Bey teşekkür etmek istediğim insanlar var, yardımcı olur musunuz?” diye soruyor.

Teşekkürü okudum. İçine düştüğü ve belli ki çıkmaması halinde dünyası kararacak olan bu okurumun sıcak teşekkürünü sizlerle paylaşmak istedim. Okuyunca göreceksiniz, bazı hasletlere nasıl hasretle susadığımızı:

“13 Ekim günü Eminönü Meydanı’nda cüzdanımı düşürmüşüm. 75 yaşımın verdiği telaş ve karamsarlıkla doluyken.

1- Cüzdanımı bularak meydanda görevli Belediye Zabıtası Yahya Bey’e veren sayın hanımefendiye,

2- Cüzdanımdaki listeden sevgili gelinimi cep telefonundan arayarak haber veren Sayın Yahya Bey’e,

3- Telaş ve heyecan içindeki beni, Ataköy’den Sirkeci Polis Karakolu’na ulaştıran apartman komşum Sayın Mehmet Bey’e,

4- Polis karakolunda görevli memur Sayın Ahmet Horoz ve arkadaşlarına,

5- Sirkeci Zabıta Merkezi’nde çay ve su ikram ederek beni Yahya Bey ile buluşturan sayın görevlilere içten teşekkürlerimi sunarım.

Başımdan geçen bu tatsız olay karamsarlığıma da ilaç gibi geldi. Bunca geçim sıkıntısına rağmen halkımızın milli hasletlerimizden olan yardımseverlik duygusunu yitirmemesi beni ziyadesiye duygulandırdı. Saygılarımla Taner Alpay.”

DİĞER YENİ YAZILAR