Sahi küçük Erdoğan krediyi nasıl aldı?

Haberin Devamı

Başbakan’ın henüz 30 yaşına bile gelmemiş oğlu gemi satın alarak armatörlük sınıfına geçti. Başarılar tabii ki. Ancak bazı münafıklar bu gemi işini dillerine dolayınca Tayyip Bey de çıkıp “Ona gemi mi diyorsunuz. 14-15 yıllık. Buna ancak gemicik denir” diye konuştu.

Sonra da ekledi “Ayrıca ne olacak şunun şurasında 500 bin dolar peşinat yatırdı. Sonra da iyi bir kredi buldu, ne var bunda yani?”

Geçen gün “Bursla okuyan bir genç nasıl oldu da 500 bin dolar peşinatı buldu?” diye sormuştum espri ile karışık. Sonra bir okurumun uyarması üzerine aklıma geldi, iş sadece peşinatla değil ki. Üzerine iki milyon dolar da kredi var. Peki bu kredi nasıl alındı acaba?

Bankalardan kredi kullananlar bilir. Bankaların kredi mekanizması şöyle çalışır:

1- İstihbarat bölümü şirketin ve sahiplerinin ticari geçmişine bakar.

2- Eğer istihbarat raporu olumlu ise verilecek kredinin karşılığında alınacak teminat durumu incelenir.

3- Teminat üç türlüdür; ya taşınmaz rehini (ipotek) ya kefalet ya da nakit bloke.

Yeni kurulmuş ve henüz ticari faaliyete başlamamış ve bilançosu ortaya çıkmamış bir şirketin hele sahibi 30 yaşında bile değilse istihbarat raporu olumlu çıkması imkânsızdır. Tabii burada Başbakan oğlu olmasının forsunu kullanırsa iş değişir.

İstihbarat raporu olumlu çıktı diyelim, daha önce kredi kullanmamış ve yeni kurulmuş bir şirkete açılan kredinin risk/teminat oranının 1/2 ile 1/3 arasında olması gerekir. Yani en iyi ihtimalle bankanın verilen kredi miktarının 2 katı değerinde gayrimenkul teminatı alması gerekir. Bu gayrimenkulün şirket veya şirket sahipleri üzerinde kayıtlı olması gerekir.

Eğer gayrimenkul teminatı yok ise başka bir şirket veya kişinin kefaleti gerekli, ki saydığım şartlardaki bir şirkete kefalet ile milyon dolarlık kredi kullandırılması hemen hemen imkânsızdır. Koç, Sabancı bile olsanız bu miktardaki krediyi kefalet ile zor alırsınız, veya risk artacağı için daha yüksek bedelle (daha yüksek faiz) almanız gerekir.

Bu durumda sormak gerek: Kredi için teminat olarak Başbakan’ın oğlu hangi taşınmazını gösterdi? Bu taşınmazların değeri ne kadar? Kefalet ile kredi kullandı ise kefili kim oldu? Nakit bloke etti mi? Ne kadar nakit bloke etti?

Eğer bunlar yapılmadı ise krediyi veren banka riskinin karşılığı olarak ne aldı? Bir şey almadı ise bu konuda BDDK ve TMSF ne der? Bir bankadan, teminat ve/veya kefil göstermeden, bunun yanında maaş bordrosunu (düzenli gelirin olduğunu ispatlamak için) ibraz etmeden sade bir vatandaş bırakın milyon doları 1.000 YTL bile kredi alabilir mi? BDDK ve TMSF birçok bankaya usulsüz kredi kullandırmaktan dolayı el koymadı mı?

İnsanın aklına takılıyor işte.

“DTP Meclis’e girsin, MHP girmesin”

Tayyip Bey meydanda konuşuyor: “MHP ile Bağımsızlar aynı Meclis’te olursa vay memleketin haline.”

Neden? Çünkü bağımsızlar aslında DTP olacak. Tayyip Bey mantığına göre iki aşırı uç Meclis’te aynı çatı altında olacaklar. Bu durumda Meclis’te her gün çatışma çıkacak. Zaten Tayyip Bey de “Biz bunların kavgasıyla mı uğraşacağız yoksa millete hizmet etmeye mi çalışacağız” dedi.

Böyle bir demokrasi anlayışı olabilir mi? Demokrasi niçin var, parlamentolar neden oluşturuluyor? Birbirine çok zıt görüşler bile olsa bir araya getirmek ve ülke menfaati için bir ortak zemin bulabilmek için.

Tayyip Bey ise demokrasinin bu en güzel yanını görmezden gelmek bir yana tehdit aracı olarak kullanarak halkın oylarını etkilemeye çalışıyor.

Ve en önemlisi, Tayyip Bey’in bu sözleri DTP adına bağımsızlara gidecek oyları hiç etkilemeyecek ama belki oyunu MHP’ye vermek isteyenlerin aklını çelecektir.

Tek başına iktidar hevesindeki Erdoğan için Meclis’te DTP olabilir ama MHP olmamalı. Çünkü Tayyip Bey’in demokrasi anlayışı böyle....

Anketçilerin yüreği küt küt

Seçimleri siyasi partilerin liderlerinden bile daha heyecanla bekleyen bir kesim var. Bugüne kadar seçim anketi yapan şirketler, bunun yanısıra anketlerden bazılarını kesin doğru bazılarını ise yalan olarak niteleyip üzerine yorumlar döşeyen kimi yazarlar, sunucular. Yarın akşam saat 23.00 sıralarında sonuçlar aşağı yukarı çıkmış olacak. Ak mı kara mı belli olacak. Tamam da, çıkacak sonuç pek çok kişinin de yüzünün morarmasına neden olacak.

Çünkü aralarında 15-20 puan farklar olan anketler yayınlanıyor günlerdir. Gerçi bunların pek çoğundan kamuoyunun haberi de olmadı ya o da başka konu. Örneğin AKP’yi yüzde 30’un altında gösteren hiçbir anketi görmediniz gazetelerde, ama bunlar da vardı. “Sen neden yazmadın?” derseniz, hiçbirini yazmadım ki, ama tahminimi söyledim. Tekrarlayayım, iktidar partisinin çok yüksek oy alacağını sanmıyorum. Barajı ise 4 partinin geçeceğine inanıyorum.

Apo için belge imzalandı mı?

Başbakan Erdoğan son birkaç gündür ısrarla “Amerika Apo’yu teslim ederken dönemin hükümetini oluşturan Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli’den (Bu kişiyi asmayacaklarına dair garanti veren bir belge) imzalattığını” söylüyor.

Buna şu ana kadar hiç itiraz gelmedi. Hepimiz biliyoruz ki teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın idam cezasına mahkûm edilmesinden sonra Türkiye bir sıkıntı yaşamıştı. Çünkü Avrupa Birliği bu infazın yapılmasını istemiyor, bunun yanısıra idam cezasının da kaldırılmasını bekliyordu.

Nitekim dönemin hükümeti bu sıkıntı için infazı geciktirdi ve idam cezasını da yasalarımızdan çıkardı.

Ancak üç liderin Amerika’ya bir güvence belgesi imzalayıp verdiklerini bilmiyorduk. Tayyip Erdoğan canlı yayında böyle bir imza olayının olduğunu açıkladı. Soruları soran deneyimli gazetecinin aklına ise “Böyle bir belge varsa gösterebilir misiniz?” diye sormak gelmedi nedense.

Gerçi bu belge 15 gün kadar önce Tayyip Bey’in denetimindeki bir gazetenin manşetinden yayınlanmıştı. Küçücük verilen belge fotoğrafında “İşte imzalar” diyordu. Gerçekten de üç liderin imzası seçilebiliyordu.

Oysa bu belge diye sunulan, Amerika’ya verilen garanti belgesi değil, Apo’nun idamının kasıtlı olarak geciktirildiği konusunda çıkan spekülasyonların üç lider tarafından yapılan görüşmede ele alındığını anlatan bir tutanaktı.

Şimdi; bu çok ayıp ve “etik dışı” bir şey değil mi? Böyle bir belgeyi yayınlayıp “İşte Amerika’ya verilen söz” diyeceksiniz, Başbakan da bunu canlı yayınlarda söyleyecek, kimse de bir şey sormayacak.

AKP seçime öyle bir gözükara gidiyor ki, önünde hiçbir engel tanımıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR