Sabah-atv ihalesine katılımın az olması çok da şaşırtıcı değil

Haberin Devamı

Özellikle medya çevrelerinin aylardır merakla beklediği Sabah- atv ihalesi 5 Aralık günü yapılacak. Geçtiğimiz pazartesi günü yeterlilik belgesi alınması için son gündü ve bu büyük ihaleye sadece üç gurubun katılacağı belli oldu.

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk önceki gün bir basın toplantısı yaparak hem ihale tarihini resmen bir kere daha açıkladı, hem de katılımcı sayısının az olmasının kendisini şaşırttığını söyledi.

Gerçekten de ihalenin yapılacağının açıklanmasından sonra aralarında dünya devlerinin de bulunduğu 10 grup ihaleye katılmak üzere şartnameyi almıştı. Yaygın tahmin bu 10 gruptan fazla fire verilmeden ihaleye gidileceği yönündeydi.

Hatta yarışa katılacaklarını belli eden gruplar ilan edilen muhammen bedelin çok üzerine bile çıkabileceklerinin sinyalini vermişlerdi. Ben de bir yazımda bu gruplardan birinin fiyatı 1 milyar 800 milyon dolara kadar çıkarabileceğini ima ettiğini belirtmiştim.

Gerçi daha sonra bir başka medya patronu “Kimse sayı saymayı da bilmiyor, atv ve Sabah’ın reklam gelirlerini incelediniz mi, bu iki şirketin değeri muhammen bedel kadar bile etmez” demişti. Bu yazım medya çevrelerinde büyük ilgi görmüştü.

Şimdi gelelim Ertürk’ün yakınmasına. Hiç olmazsa 5-8 arası gurubun yarışa katılacağı sanılırken, bunun üçte kalması Ertürk’ü hem şaşırtmış, hem de belli ki tedirgin etmiş. Çünkü üç kişilik yarışta fiyatın beklenenin de üzerine çıkması daha az bir ihtimal.

Peki katılım neden bu kadar düşük sayıda kaldı? Örneğin Amerika gezisi sırasında punduna getirip Başbakan Erdoğan’ın yanına oturan ve Sabah- atv’yi adeta “bana verin” diyen Murdoch neden ihaleye katılmıyor? İddialı oldukları söylenen Yunan medya devi neden hiç ortaya bile çıkmadı?

Bunda sanıyorum iktidarın tavrı belirleyici oldu. Çünkü daha önce de yazdığım gibi, şartname alan şirketlerin en önemli yöneticileri Ankara’ya çağrılmışlardı. Bunlardan bazıları ile görüşmelere bizzat Başbakan Erdoğan’ın da katıldığı biliniyor. Başbakan bu görüşmelerde yabancı medya devlerinin yöneticilerine “Bu ihaleye girmek için benim istediğim yerli ortaklarla çalışın” talebinde bulundu.

Tahmin edeceğiniz gibi “benim istediğim” denilen yerli şirketlerin hepsi AKP döneminde parlamış ve çok büyümüş şirketler. Anladığım kadarıyla bazı yabancı medya kuruluşları bu taleplerden rahatsızlık duymuşlar. Zaten yabancılar için yüzde 25 kısıtlaması var. Haydi bunu çeşitli hüllelerle aşacaklarına inanıyorlar. Ama Başbakan’a bu kadar yakın şirketlerle ortaklık kurmak ileride zarar da getirebilir. Bunu düşündükleri anlaşılıyor yabancıların.

Sonuçta ihaleye gireceğini açıklayan grupların yerli ortaklarının hepsi iktidara yakın şirketler ya da iktidarla iyi geçinmek zorunda olan kuruluşlar.

Bu arada örneğin Hüsnü Özyeğin’in ihaleye çok ciddi hazırlandığı söyleniyordu. Bir ara “Özyeğin’i Başbakan çağırdı ve (ne işin var senin medyada) dedi” söylentisi çıkmıştı. Özyeğin’i tanıyanlar “böyle bir şey mümkün olamaz” demişlerdi o zaman. Ama sonuçta çok hazırlandığı söylenen Özyeğin de ihalede yok. Bakalım 5 Aralık’ta ne olacak?

*****

TSMF Başkanı Ahmet Ertürk “Sabah-atv için 1.1 milyar doların altında fiyat gelirse satıştan vazgeçeriz” dedi. Elbette Ertürk bu medya grubunu en yüksek fiyata satmak isteyecektir ama başında bulunduğu kurum nedeniyle “piyasa olgusunu” da en iyi bilen isimlerden biri.

Ekonominin temel kurallarından biri “zorlamalarla” fiyat oluştulmasının yanlış olduğu daha doğrusu bunun mümkün olmadığıdır. Eğer Sabah-atv grubunun değeri 1.1 milyar doların üzerindeyse zaten kimse merak etmesin fiyat bunun üzerinde oluşur. İhaleye katılacak gruplar da kendi alanlarında çok büyükler. Yapacakları incelemeler sonunda elbette fiyat konusunda bir tahminleri olacaktır. Ve bu tahmin eğer 1.1 milyar doların altında kalırsa, zorlama ile bunun üzerine çıkmaları da söz konusu olamaz.

Yani eğer bir malı satışa çıkarıyorsanız, piyasa olgusuna da katlanmak zorundasınız.

Gelelim olayın ikinci bölümüne. Yine Ertürk “Medya bizi sevmiyor, biz de istemiyoruz ve kurtulmak istiyoruz” diyor. Çok haklı. Ama ihaleyi yapmamak, bu medya kuruluşunu yine TMSF elinde tutmak bundan sonra daha da zararlı hale gelecektir.

Bu grupta çalışan pek çok gazeteci arkadaşımızın ne kadar zorda olduklarını biliyoruz. Ne kadar “Burası bağımsız medya, amacımız ihale gününe kadar kurumun değerini yüksek tutmak” deseler de bin bir türlü baskı altında oldukları da kesin.

En azından TMSF bağlantısı yüzünden pek çok gazeteci arkadaşımız özgürce dile getiremiyorlar düşüncelerini. Aksini söylemek kesinlikle inandırıcı olmaz, bu yüzden kimse gönül koymasın. Ben de o grupta çalışıyor olsaydım aynı duygular altında olurdum.

Tabii böyle bir durumda “çekil git” denilebilir. Ama bu devirde o kadar da kolay mı yıllardır emek verdiğin bir işi bırakıp gitmek.

Ertürk belki de ihaleye katılanları etkilemek ve fiyatı yüksek tutmak istiyordur. Bu yanlış değil. Ama söyediği gibi yine ihaleyi iptal eder ve bu büyük medya kuruluşunu elinde tutarsa daha yanlış olur. Zaten iktidarın yanında yer almakla suçlanan bu nedenle çok sayıda gazeteci arkadaşımızın da yıprandığı bu müessese değerinden çok daha fazla kaybeder.

Çok belli ki kim alırsa alsın bu medya grubu iktidarın yanında yer alacak. Bari o zaman kimin ne olduğunu görürürüz. Şimdiki gibi “arkadaşlarımıza ayıp olur, onlar sonuçta mecburen orada nöbet tutuyor” diye kendimize sakladığımız eleştirilerimizi dile getirme şansını buluruz.

*****

Dokunulmazlıklar

Tayyip Erdoğan seçimlerden önce “dokunulmazlıkların kaldırılması” konusunda söz vermişti. Hem de şimdi değil, 2002 seçimlerinden önce. Koca beş yılı iktidarda geçirdiler ama dokunulmazlıklara dokunmadılar.

Son günlerde dokunulmazlık tekrar gündeme geldi. Ama bu kez farklı açıdan. MHP Meclis’teki DTP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak amacıyla öneriyi imzaya açtı.

Bu gece Kanal 7 Haber televizyonunda bu konuyla ilgili bir tartışma programı var. Ersoy Dede’nin sunduğu programa beni de konuk olarak davet ettiler. Saat 22.00’de başlayacak programda diğer katılımcılarla bu konuyu tartışacağız. Çok ilginç görüşlerin ortaya çıkacağını sanıyorum.

Zaman zaman televizyon kanallarına konuk olarak çağrıldığımda beni gören okurlar “Tesadüfen yakalıyoruz, bunları önceden haber ver” diye uyarıyorlardı. Ama inanın çoğu aynı gün yapılan davetler olduğu için yazamıyordum. Bu kez iki gün önceden haber verdikleri için sizlere de duyurma şansı yakaladım.



DİĞER YENİ YAZILAR