Referandumların arkası kesilmezse

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan’ın söylediği “Önümüzde daha referanduma gideceğimiz pek çok konu var” sözleri ister istemez endişe yaratıyor. Çünkü Erdoğan hangi konularda referanduma gidilebileceğini söylemiyor.

Dün bir iş adamıyla yaptığım konuşmayı size aktarmıştım. Bu iş adamı seçimlerden önce AKP’nin istikrar adına iktidarda kalmasından bir endişe duymadığını, ama seçimden sonraki uygulamaları kaygıyla karşıladığını anlatıyordu.

Aynı çevreler şimdi referandum söylemiyle gelen yeni durumdan çekindiklerini söylüyorlar doğal olarak.

AKP’nin seçim öncesi “dini siyasete alet ettiğini” ancak bunun geçmiş iktidarlar tarafından da zaten yapılmakta olduğunu belirten iş çevreleri şimdi ise “AKP artık söylediklerini hayata da geçirmek istemeye başladı, bu bir tehlikedir” yorumunu yapıyor.

Türban konusunun kazasız belasız atlatılmasından sonra bazı başka dinsel içerikli konuların gündeme gelebileceği konuşuluyor. Örneğin kimileri “Namaz saatlerinde çalışanlar serbest bırakılsın” diye bir öneri getirirse ne olacak?

Bugüne kadar çalışma saatleri içinde kimse “namaz kılacağım, bu benim inancım gereği bir ibadettir, o halde bana izin vermek zorundasın” diye bir taleple ortaya çıkmamıştı.

Peki bundan sonra böyle bir talep gelebilir mi? Tıpkı türban tartışması gibi bu da “demokrasi” adına kamuoyu gündemine sokulabilir mi?

Ya da örneğin birilerinin “burası Müslüman bir ülke, her çocuk dinini en iyi şekilde öğrenmeli, bu nedenle ilk okul döneminde bütün çocuklara Kuran kursu verilmelidir” talebine kimse karşı çıkamayabilir. Yine demokrasi söylemi ile bu talep haklı görülebilir. Ve eğer bu konu referanduma götürülürse sonucu kimse tahmin bile edemez.

Bunun yanı sıra türban konusu üniversitelerin sorunu olmaktan çıkarılıp “Bu çocukları okuttuk ama bu sefer de işe sokamıyoruz, devlet dairelerinde türban serbest bırakılsın” talebine de hangi gerekçe ile karşı çıkılacağı meçhul.

Bu konunun referanduma götürülmesi halinde kararın “evet” çıkacağını bilmek için falcı olmaya da gerek yok.

Türkiye yüzde 99’u Müslüman bir ülke. Kimse insanların dini inançlarına karışamadığı gibi ibadetini yerine getirmesine de engel olamaz. Ancak kuşku o ki, dini inanç ve ibadet özgürlüğü bahane edilerek ve demokrasi kullanılarak ülke pekala bir “İslam Devleti” haline getirilebilir.

İşte özellikle AKP’ye istikrar adına destek veren iş ve sermaye çevrelerini ürküten hassas nokta bu. Bunun da ötesinde anı çevreler, AKP’nin böyle bir hamlesine karşı direnecek bir gücün de kalmadığı inancında.

*****

Yarın bayram

Bir Ramazan ayını daha bitiriyoruz. Bugün arife, yarın bayram. Ancak biliyorsunuz cuma günleri benim bu köşede yazım yok. Bu nedenle hepinizin bayramını bir gün önceden kutlamak istiyorum.

Bayramlar hepimiz için çok mutlu ve kutlu günler. Umuyorum ve diliyorum bu bayram ülkemize huzur, mutluluk, barış getirsin. Kısır çekişmelerden, siyasi yolsuzluklardan, kavgalardan, gerginliklerden bizleri uzak tutsun.

Haydi bir de Bektaşi fıkrası; Baba Erenler imama sormuş “Ramazan ve oruç çok iyi bir şey değil mi?” İmam biraz da bozularak “Tabii ki çok iyi bir şey” cevabını vermiş. Baba Erenler lafı hemen yapıştırmış “O halde bitince niye bayram yapılıyor ki?”

Siz bakmayın bugünün Müslüman geçinenlerine. İslam dini bütün güzelliklerinin yanı sıra engin hoşgörüsü ve mizah duygusuyla da her şeyin önündedir.

*****

Kredi kartında hassas noktalar

Kredi kartları artık hayatımızın değişmez birer parçası. Ben bu konuda belki de ailemden gelen alışkanlıkla son derece muhafazakârımdır. Ne olursa olsun kredi kartı borcumun tamamını yatırmaya özen gösteririm. Bu kartların sağladığı yarar ve özellikleri de fazla bilmem.

Ancak konuştuğum bir çok kişiden kartlarla ilgili bazı sıkıntılar yaşandığını duyuyorum. Özellikle bankaların kullanıcının pek dikkat etmediği kurallar sayesinde önemli kazançlar sağladığı yolunda duyduklarım var.

Örneğin bazı bankalar alışverişler için ekstra harcama puanları veriyor. Ama alışverişlerde ödeme yaparken dikkat edin, kartınızın ait olduğu bankanın post makinesinin kullanılmasını isteyin. Çünkü başka bankanın post makinesi kullanılınca daha az puan yazıyormuş.

Sonra Ramazan için promosyon yapan kredi kartları var, alışverişlerde daha fazla puan yazıyormuş. Ama bunları da 31 Ekim’e kadar kullanmak zorundaymışsınız, minicik harflerle bu belirtiliyormuş ama kimse okuyamıyormuş.

Yabancılara satılan bir banka da yakın bir gelecekte büyük batıkları önlemek için üç ay üst üste borcunu geç yatıran müşterilerinin limitlerini hiç sormadan onda bire indiriyormuş. Dikkat edin borcunu ödemeyen değil, geç ödeyenlere bile uygulanıyormuş bu.

Fazla puanlarıyla uçak bileti almak isteyenlerin de sorunlarla karşılaştığı ve yeterli puanların kimseye haber verilmeden düşürüldüğü de söyleniyor. Tabii bunlar hangi bankaların kartları için geçerli, onu tam bilmiyorum.

Sadece şunu söylüyorum; kredi kartlarının avantajlarını kullananlar dikkatli olsunlar, kendilerine tanınan hakların ne olduğunu tam bilsinler.

Kastım budur.

*****

Bunlar da referandum maddesi olabilir

AKP’nin temel amacının bazı dini konularda referanduma giderek bunları kurumsal hale getirmek olduğu yolunda kuşkular giderek artıyor.

Tayyip Bey AKP kurmayları “Madem demokrasi var, o zaman halka soralım” mantığı ile tüm karşı görüşleri alt etme çabasında.

Ancak Tayyip Bey’in bence bu oyunu oynarken unuttuğu bir şey var. Madem halkın vereceği karar en doğru ve en iyi karar kabul ediliyor, o halde başka konularda da referanduma gidilmeli.

Örneğin bu yılın başından beri giderek artan PKK terörüne karşı halk infial halinde. Ama iktidar bu konuda çözüm üretemiyor.

Silahlı Kuvvetler aylardır “Sınır ötesi operasyon için hükümet bize yetki vermeli” diyor, Hükümet ise bunu duymazdan geliyordu.

O halde bu konuda referanduma gidelim bakalım. Acaba halk bu konuda ne düşünüyor.

Sonra milletvekili dokunulmazlığı konusunda da bir referandum yapalım. Halk acaba dokunulmazlıklardan yana mı değil mi bir görelim. Nasıl olsa en iyi kararı verecek olan halktır.

Devam edelim. Örneğin milletvekili maaşları da referanduma götürülsün. Halk vekilinin aldığı parayı hak ettiğine inanıyor mu inanmıyor mu? Demokrasi gereği en doğru kararı halk vereceğine göre AKP’nin buna bir itirazı olmamalı.

Bir referandum maddesi de örneğin “Milletvekili adaylarını parti başkanı mı yoksa halk mı belirlesin?” diye olsa. Bu halk nasıl Cumhurbaşkanı’nı kendi seçmek istiyorsa milletvekillerini de kendi seçmek isteyebilir, bunu lidere bırakmak istemeyebilir, bir soralım bakalım.

Sakın bu yazıdan “halkın iradesi ile dalga mı geçiyorsun” yorumu çıkarmasın kimse. Sadece gözünü karartıp her konuyu “madem demokrasi var halka soralım” diyenlere bir uyarıda bulunmak istedim.

DİĞER YENİ YAZILAR