Referandumda ‘Evet’ diyen Behzat Ç’yi neden çok sever?

Haberin Devamı

MERAK ETTİKLERİM

Star TV’de başlayan polisiye dizi “Behzat Ç”yi izlediniz mi? Ben izledim. Sadece Behzat Ç’yi oynayan Erdal Beşikçioğlu’nu izlemek bile çok büyük bir keyif.

Bir adam bu kadar mı karizmatik olur, bir role bu kadar mı yakışır?

Tabii bir de ağabeyi oynayan Ege Aydan. Zaten oynadığı her oyunu beğenmiştim bugüne kadar ama Behzat Ç’deki rolünün lezzeti bambaşka.

Diğer oyuncuların da hakkını yemeyeyim, hepsi çok başarılı.
Şimdi Behzat Ç olayına nereden girdim ve başlık ne anlama geliyor. Hemen anlatıyorum.

12 Eylül’de bir referandum yaptık ve anayasa maddelerindeki bazı değişikliklere “evet” dedik.

Referanduma giden yolda başta iktidar olmak üzere iktidar yandaşları, liberaller ve kimi eski solcular propaganda olarak “demokrasi, hukuk, özgürlükler, darbe karşıtlığı, yasadışılıkla mücadele” kavramlarını kullandılar.

Dediler ki “Daha çok demokrasi istiyoruz, o halde evet diyeceğiz.” Sonra “özgürlüklerimizin yolunu açıyoruz” dediler. Bir baktık “Darbe anayasası ile hesaplaşıyoruz” diye bağırdılar. “Geçmişimizle yüzleşeceğiz, işkencecilerden hesap soracağız” diyenler de hiç az değildi.

Sonuçta “evet” çıktı. Amaç “hasıl oldu” yani. Hiç itirazım yok.

Ama bir şey söyleyeyim mi, Behzat Ç dizisinin reytinglerini görünce kafam karıştı. Çünkü bu dizi yayınlanmaya başladığı andan beri gününde açık ara birinci. Demek ki halkımız bu diziyi çok sevdi.

Gariplik burada işte. Çünkü Behzat Ç karakteri çok tuhaf. Örneğin bir sahnesi şöyle dizinin: Adamın biri zincirle bağlanmış, ayağına da bir ağırlık takılmış, havuz başına getirilmiş, ensesinden bir polis tutuyor. Bıraksa suya düşecek ve batacağı için boğulup ölecek.

Behzat Ç haykırıyor: “Konuş lan, bana isim ver lan.” Adam sonunda çaresiz ismi veriyor.

Bir başka sahnede ise şu yaşanıyor: Behzat Ç arabada, merkezle konuşuyor ve bir evde aramaya gideceklerini söylüyor. Kadın polis “Amirim bu arada mahkemeden izin alayım mı?” diye soruyor. Behzat Ç “Boşver şimdi izni mizni, aramayı yapalım sen sonra izni de alırsın.”

Eee, nerede kaldı Türk halkının demokrasiye, hukuka bağlılığı, kanunsuzluklara karşı çıkışı? Laf olarak bunların hepsi var da, bütün bunların çiğnediği bir dizi çok seviliyor.

Tıpkı Görevimiz Tehlike, Rambo, James Bond ve benzeri filmler gibi.

Peki bu çelişki nereden kaynaklanıyor? Bana göre “görsel algı” burada belirleyici oluyor. İzleyici, filmde olayın her yönünü çıplaklığı ile görüyor. Evet Behzat Ç adamın birine kötü muamelede bulunuyor hatta işkence yapıyor, ama o adam aslında küçük çocukları kaçırıp böbreklerini alan ve bunu satan bir şebekenin elemanı. Evi aranacak kişi de çetenin bir başka üyesi.

Filmi izlerken bu gerçeği bildiğimiz için, polisin o sırada yasaları çiğnemesine, hukuk dışına çıkmasına hatta işkence yapmasına dikkat bile etmiyoruz. Hatta alkışlıyoruz.

Oysa aynı olayı, son yılların modasıyla “sızdırılmış” haber biçimiyle bir gazete “Polis adamı zincirle bağlayıp ayağına da ağırlık koydu” manşetiyle haber yapsa yer yerinden oynar.
Ya da yine bir gazetede bir polisin “Ne gerek var mahkeme iznine” dediği yazılsa tepki çok farklı olur.

Son yıllarda benzer olayları çok yaşıyoruz. Bir takım ilişkiler, uygulamalar belli bir amaca yönelik biçimde gazete manşetlerine çıktığında algılamamız çok farklı çıkıyor ortaya.

Bunların TV ekranlarından anlatılması ise ruhlarda fırtına yaratıp tahribata bile neden oluyor. Ama belki de aynı haberler, tıpkı Behzat Ç’deki gibi önüyle arkasıyla sunulsa, kim bilir şimdi öfkelendiğimiz pek çok kişiyi kahraman bile ilan edebiliriz.

Bir düşünün, haklı mıyım haksız mıyım?

*****


ÇOK GÜLDÜM

Yıldırım Tuna’dan pazar fıkraları

Bu hafta da sizleri yine Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralarla başbaşa bırakıyorum.

Keyifli pazarlar dilerim...

Evlenme teklifi

- Çok tatlı bir kızdı.. Onun evlilik teklifime ‘evet’ demesi için bir yıl boyunca evine her gün muntazaman bir adet kırmızı gül gönderdim.

- Sonunda evlenme teklifini kabul etti mi bari?

- Evet, ama tuttu ona her gün çiçek gönderdiğim çiçekçinin çırağı ile evlendi..

Temiz fincan

Eşimle tatile giderken öğle yemeği için bir yol kenarı lokantasında durduk. Masaya oturmadan önce sandalyelerimizin üzerindeki yemek artıklarını temizledik.

Peçetelikten tomarla kâğıt peçete alıp masanın üzerindeki yağları sildik. “Hanım, burada yenmez çok pis bir yer” dedim, “Sadece birer kahve içip kaçalım” dedi. Garson geldi ben bir ‘orta kahve’ istedim, eşim “Ben de bir orta kahve alayım ama lütfen fincan temiz olsun” dedi. Birazdan garson elinde tepsiyle koşarak geldi, durdu, fincanlardan birinin tabağını tutup ikimize de dikkatle baktı sonra dönüp sordu: “Hanginiz temiz fincanla istemişti?”

İlgi odağı

- Neden bütün arkadaşlar sevgilimin etrafına toplanıyorlar?.. Onu çok mu güzel buluyorlar?..

- Bazı kelimeleri söyleyemiyor, o da onların çok hoşuna gidiyor..

- Aa?.. Hangi kelimeleri söyleyemiyor ki?..

- Mesela ‘HAYIR’ demeyi hiç beceremiyor!..

İçki


Uçakta tam içecekler dağıtılırken türbülansa girdik, aşırı sarsıntılar başladı. Servis arabası birden kontrolsüz bir şekilde sağdan sola, soldan sağa savruldu. Hostes, tam yanımdaki koltukta korkudan titreyen adamı sakinleştirmek için hiçbir şey olmamış havasında gülümseyerek “Bir içki alır mısınız efendim?” diye sordu. “Valla” dedi adam koltuğa iyice yapışarak, “Şu anda pilot ne içiyorsa ben de aynısından rica edeyim!..”

Fark

Kadınla erkek arasında ne fark vardır?

Bir kadın erkeğinin onun her ihtiyacını karşılamasını, bir erkek ise her kadının onun bir ihtiyacını karşılamasını ister..

İstavrit

Karım benimle 3 gündür konuşmuyor.. Sanırım perşembe gecesi olanlarla ilgili.. Gece uyurken bir tıkırtı duymuş, “Çabuk kalk” dedi beni dürterek. “Ne var?” dedim uyku sersemliği ile, “Mutfakta hırsız var ve sanırım benim pişirdiğim patlıcanlı istavriti yiyorlar” dedi heyecanla. “Oh olmuş” dedim, “Allah cezalarını böyle verir işte.”

DİĞER YENİ YAZILAR